Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 12,07 / Satış: 12,12
€ EURO → Alış: 13,59 / Satış: 13,64

‘Bebek katili’nden Eşbaşkan olur mu?!..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 19.05.2016
  • 4.014 kez okundu

Kimbilir
kaç asırlık deneyim sonucunda varılan kesin kanaatin ifadelendirildiği
vecizelerimizin  başında gelir, “Olmaz
olmaz demeyin; olmaz, olmaz.”
Son günlerde sık sık aklıma üşüşen, her
seferinde –neredeyse- rüya mı görüyorum diye dudağımı ısırıp bilincimi kontrol
ettiğim absürd bir düşünce mekaniği; günün birinde “Bebek katili”
Abdullah Öcalan’ın CHP’nin de içinde yer alacağı yeni bir siyasi hareketin “Eşbaşkan”ı
olup olamayacağı konusu..

İlk
etapta size de saçma gelebilir ama, bunun olup olamayacağı zihin
eksersizlerinin ötesinde ciddi ciddi gündeme getirilip deneneceğini
düşünüyorum.

Günümüzün
30 yaşaltı kuşaklarının hatırlayamayacağı 90’lı yılların başında biz bu filmin “siyah-beyaz”
versiyonunu görmüştük. İlerleyen günlerde bu filmin güncellenmiş,
güçlendirilmiş bir versiyonu vizyona sokulursa, kimseye sürpriz olmasın diye
konuya ilişkin futurist düşüncelerimi sizlerle paylaşma adına bunları
yazıyorum.

Gelin
şimdi tarih şeridini biraz geriye saralım; 12 Eylül ihtilalinden sonra Kemalist
siyasetin ana aktörü CHP’nin Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt vatandaşlarla
ilişkisini, bir hülle partisi olan SHP’yi mercek altına almadan
değerlendiremezsiniz. O  günlerin soldaki
iki siyasi odağı SODEP ile Halkçı Parti’nin birleşmesinden doğan SHP, 1985’te
–deyim yerindeyse- CHP arazisini gasbedip kendine maletme stratejisiyle
kuruldu. Kısmen başarılı olduğu söylenebilecek bu hareketin karşısına, 1990’lara
gelindiğinde, Doğu ve Güneydoğu’da –benzer sol söylem ve etnik aidiyeti öne
çıkaran- Halkın Emek Partisi (HEP) kuruldu.

Bundan
sonraki süreçte her iki partinin ilişki seyrine kısaca göz attığımızda görülen
tablo şu: Erdal İnönü liderliğindeki SHP’nin Paris’te düzenlenen Kürt
konferansına katılan 7 Kürt kökenli milletvekilini ihraç etmesi, parti içinde
bir tartışma ve ayrışmanın fitilini ateşlemiş ve bazı milletvekillerinin
istifalarına sebep olmuştu. Gerek parti disiplin kurullarınca gerçekleştirilen
ihraç ve gerekse istifalarla hareketlenen siyasi atmosferde SHP’den ayrılan 10
milletvekilinin başını çektiği hareket, 7 Haziran 1990’da Fehmi Işıklar
başkanlığında Halkın Emek Partisi’ni (HEP) kurdu.

HEP’in
kurulmasıyla başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere Kürt seçmenin yoğun olduğu
büyük kentlerde de büyük kan kaybı yaşayan SHP, oluşmakta ve giderek
derinleşmekte olan zafiyetin önünü almak için 1991 yılındaki milletvekilliği
genel seçiminde HEP’le ittifak yaptı. Bu ittifak, HEP’e 22 milletvekili
kazandırmış ve HEP, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup kuracak bir güç elde
etmişti. HEP’li milletvekilleri yeni kurulan DYP-SHP koalisyonunun hükümet
programına güvenoyu vermiş ancak bu “güven” uzun ömürlü
olmamıştı. 1992 yılı Nevruz gösterilerinde yaşanan can kayıplarının faturasını
hükümete çıkaran HEP milletvekilleri, SHP’den istifa edip ayrıldılar.

Esas
konumuza döndüğümüzde, bugün mecliste CHP kimliği ile yerini bulan SHP ve süreç
içinde farklı farklı adlarla varlığını devam ettirip bugün HDP kimliği ile
mecliste varlık gösteren o günün HEP’si aradan geçen 25 yıllık zaman diliminde hep
birbirini kollayan, açıktan yürütemedikleri bazı ilişki biçimlerini çeşitli
argümanlarla kamufle ederek devam ettirdiler.

Şimdi
tarih yeniden tekerrür ediyor ve CHP ile HDP yeni bir kesişme noktasında. Kemal
Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanı olduğu CHP, siyasi proje üretememenin;
Selahattin Demirtaş’ın toplumda dibe vuran popülaritesine karşın PKK/KCK
nezdindeki raf ömrünün sona gelmesi ile oluşan atmosferde tek çıkış yolları “Erdoğan
nefreti”
söylemindeki fiili birlikteliklerini, meclis çatısı altında
resmi bir birlikteliğe dönüştürmek. PKK’nın tepe yöneticilerinden Bese
Hozat’ın, “CHP, ÖDP, HDP vb. tüm demokrasi güçleri, demokrasiyi savunan
tüm güçler, siyasi partiler ve tüm yapılar; ortak ittifak kurup AKP, MHP
ittifakı ve faşist bloğuna karşı bir demokrasi bloğunu Türkiye’de hızla
örgütleyip ciddi bir hazırlık sürecine girmelidirler”
 (Cumhuriyet
10 Mayıs) talimatı, her iki siyasi odağın önümüzdeki günlerde, geçmişte
yaşanmış –açık ve örtülü- ittifaklarını yeniden hayata geçireceklerinin
ipuçlarını barındıran bir olgu.

Belki
size çok uçuk gelecek ama, ‘Devrimci halk savaşı” stratejisinin
çöktüğü ölüm virajından önceki son çıkışta, Abdullah ÖCALAN CHP ve HDP’nin
kuracağı birlikteliğin Eşbaşkanlığına 
getirilirse, bu benim için sürpriz olmayacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ