Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

DİN ADINA KONUŞMAK -7-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 05.11.2010
  • 328 kez okundu

DİN ADINA KONUŞMAK -7-

Genel hâl böyle olmakla birlikte bazen hemen hüküm verilmesi gereken konular da ortaya çıkabiliyordu. Böyle durumlarda Peygamber (A.S.) Efendimizin genellikle:

İlk olarak, “Onlarla istişare yap!” (Âl-i İmran /159) ayetinin emrine uygun olarak ashabının görüşlerine müracaat ederek onlarla istişare yapar,

İkinci aşama olarak, istişarede ortaya çıkan görüşleri gözden geçirip düşünmek.

Üçüncü aşama, verilecek kararın Allah’ın muradına uygun olup olmamasından dolayı derin bir titizlik (haşyet)  içerisinde kararı açıklamak.

Bütün İslâm âlimleri, din adına konuşmanın – Allah adına hüküm vermenin çok büyük bir sorumluluğu gerektirdiğinde ittifak etmişlerdir. Müslümanların bu konuda çok dikkatli olmaları imanlarının icabıdır. Hükmünü kesin olarak bilmedikleri meseleleri de yetkili olan alimlerine sormalıdırlar.

İslam âlimleri, dini ilimlerdeki tahsil seviyelerine göre müslümanları çeşitli derecelendirmelere tabi tutmuşlardır. Onların yapmış olduğu taksimlerden de faydalanarak, dinî ilimlerdeki tahsil seviyelerine göre müslümanları iki büyük başlık altında toplayabiliriz:

Birincisi, avam veya ümmî ismi verilen, dini ilimlerde yeterli tahsili bulunmayan müslümanlar;

İkincisi de yeterli tahsili bulunan müslümanlar. Her iki grup, kendi arasında da derecelere ayrılır.

Âlim olmayan fakat diniyle ilgili hassasiyeti olan müslümanların kendilerini ilgilendiren konuların hükümlerini öğrenmeleri gerekir. Buna, “içinde bulunmuş oldukları hallerin bilgisi” anlamında ilm-i hâl denilir. Her müslümanın, yapması farz olan bir işin ilmini de öğrenmesi farzdır. Aynı şekilde yapmaması gereken haram bir fiilin ilmini öğrenmesi farzdır. Çünkü haram olduğunu bilmezse sakınamaz. Yine vacibleri ve mekruhları öğrenmesi vacib, sünnetleri öğrenmesi de sünnettir.

Bu grupta bulunan müslümanlar, kesinlikle bildikleri bir hükmü, meselâ namazın farz olduğunu, içkinin haram olduğunu vb. başkalarına anlatabilirler. İyi bilmedikleri veya az da olsa tereddüt ettikleri konularda konuşmamaları, yetkili bir âlime müracaat etmeleri lâzımdır.

Müslüman, eğer din adına konuşacaksa önce kendi seviyesini bilmelidir. Yukarıda çok özet olarak ifade etmeye çalıştığımız derecelerden hangisine girdiğine vicdanında karar vermeli ve ölçüsünü aşmamalıdır. Mütevazi ve alçakgönüllü olmalı, kendisini hak etmediği konumlarda görmemeli. Hangi konumda olursa olsun her zaman kendisinin üzerinde daha iyi bir bilenin olduğunu unutmamalıdır.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ