Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

DOYUMSUZLUK VE ÇOCUKLARIMIZ -1-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 11.01.2011
  • 418 kez okundu

 

DOYUMSUZLUK VE ÇOCUKLARIMIZ -1-

 
Çoğu anne baba çocuklarını üzmemek için her istediklerine “evet” demekten kaçınmaz ve onların doyumsuz bireyler olarak yetişmelerine neden olur. Böylece evlatlarımız hayatlarını yönlendirme konusunda yetersiz kalıp, kendilerini ciddi sorun yumakları içinde bulur. Zira bugünün doyumsuz çocukları, geleceğin tatminsiz bireyleri olmaya adaydır. Bu tatminsizlikleri her şeye yansır. Elindekilerle hiçbir zaman yetinmez, hep daha fazlasını ve daha yenisini isterler. Bu sayede tatmin olacaklarını sansalar da, arzu ettikleri şey, elde edildiği andan itibaren hemen eskir ve değersizleşir. Bugün oyuncaklarını kolayca eskiten ve atan çocuk, yarın hayatındaki insanları da kullanılıp tüketilecek bir eşya gibi görmeye başlayacaktır.

Doyumsuz olarak yetişen çocuklar sorunlu kişilikler sergiler. Fedakarlık yapamaz, sıkıntıya gelemez, sorumluluk alamazlar. Şükretmek ve sabretmek onlar için çok uzak kavramlardır. Bencil ve tahammülsüzdürler. Kolay kolay sağlıklı bir ilişki kuramazlar. Başta ebeveynleri olmak üzere herkesle sorun yaşarlar. İnsanlığın kendi emirlerinde olduğunu düşünürler. Dünyanın etraflarında döndüğü varsayımıyla herkesten özel ilgi ve saygı beklerler. Bunu göremediklerinde ise depresif ve mutsuz olurlar. Böylece iş ve sosyal yaşamlarında, beklenilen başarıyı gösteremeyen bireyler olarak yetişirler.

Uzmanların ortak görüşleri, “Çocuklarınızın her istediğini almayın. Çünkü az şeye sahip olan kişi, sonradan elde ettiği şeylerin kıymetini de bilir” yönündedir. Çocuğunun her arzusunu yerine getiren ebeveynin “Hiçbir şeyden memnun olmuyor, hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor” diye yakınması da kaçınılmaz olur. Bu kıymet bilmezlik anne baba ilişkileri dahil her şeyde kendini gösterir. Çocuk kendisine sürekli bir şeyler almakta olan ebeveyninin tutumuna alışmış olduğundan zamanla, “Bu sizin göreviniz, almak ve yapmak mecburiyetindesiniz” demeye başlar.

Psikolojik Danışman Ümmühan Yamanoğlu, sürekli maddi şeylerle ödüllendirilen çocuğun, manevi değerlerle kendini motive etmeyi öğrenemeyeceğini belirterek ekliyor: “İstedikleri her şeyin altın tabak içinde sunulması onların çalışma şevkinden yoksun büyümelerine neden oluyor.”

Klinik Psikolog Çiğdem Bilgen, çocuklarımızın gerçek ihtiyaç ve duygularını anlamanın önemini şöyle açıklıyor: “Bazen çocuklar, duygusal bir ihtiyacı tatmin için somut nesnelere yönelir. Asıl ihtiyacı vitrindeki oyuncak olmadığı için, o oyuncağa olan ilgisi çok kısa bir sürede geçer ve çocuk yeni bir istekle karşımıza çıkabilir. Çocuğun isteklerinin altında çoğu zaman bir yakınlık ihtiyacı veya duygusal bir boşluk, hayal kırıklığı vardır. Gerçek ihtiyacı anlaşılır ve karşılanırsa, çocuğun nesnelere gereksinimi de kalmayacaktır.”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ