Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,31 / Satış: 6,34

İSTİSKA YAĞMURU RAHMET OLARAK İSTEME

Basri Bektaş
Basri Bektaş
  • 11.05.2015
  • 389 kez okundu

        İstiska diğer bir ifade ile rahmet duası: Özel zamanlarda, özel bir edeple ve erkânına riayet ederek, sadece Yaratan’dan rahmet talep etmenin adıdır. 
        Yağmurun yağmasını tabiat olaylarının doğal bir sonucu gibi kabul edenlerin bir manada doğruluk payları vardır. Ancak bu ifade tarzı mutlak manada doğru değildir. Her şeyi yaratan Hz. Allah(cc) yağmur için yüklenici bulutları var etmez ise kör ve sağır tabiat neyi var edebilir. 
        İstiska dediğimiz rahmet talebi işte tam bu noktaya denk düşmektedir. Erkek, kadın, yaşlı, genç, hatta süt emen çocuklar ve emziren anneler toplanır. Hayvanlardan yavrusu olanlar, belki gönlü kırık mazlumlar, halk içinde çok fazla belirgin olmayan ama arş âlemde bir yeri olan fakir fukara da oradadır. Kısaca bütün insanların bulunduğu, yüreklerini bir ederek yalvarışta bulunduğu, göğün kapılarının aralandığı, zamanın dilimidir.
        İstiska namazı, namazdan sonra hutbe okunması, teşrik tekbirleri, duası, ridanın ve ellerin ters döndürülmesi, yağmur yağmaz ise duanın tekrar edilmesi gibi farklı durumları vardır. Bunlar erbabınca malumdur. Mezhepler arasında ki uygulama farklılıkları da vardır.
        İmam duaya çıkmadan önce şu hazırlıkları yapmalıdır:
        1- Vatandaşların, yağmur duasına hazırlıklı olmaları için bir gün belirler.
        2- Cemaate tevbe ve istiğfarda bulunmalarını, sadaka vermelerini tembih eder. Yapılan bir zulüm varsa ondan uzaklaşmaları hususunda nasihatte bulunur. Bir anlaşmazlık ve niza varsa, dargın olanların barışmaları doğrultusunda nasihatte bulunur.
        3- Üç gün oruç tutmalarını dördüncü gün ise duaya çıkılacağını ilan eder. 
        4- Eski elbiselilerle çıkılmasını ( Hanbelîler bunun tam tersini söylemişlerdir) öğütler.
        5- Çocukları, yaşlı insanları, hasta olanları, mazlum olanları, garip olanları oraya gelmeleri hususunda teşvik eder. Yavruları anneleri hatta hayvanları özellikle yeni yavru yapmış hayvanları yavruları ile birlikte getirmelerini öğütler. (Malikiler ve Hanbelîler buna muhalefet ettiler)
         USUL VE ERKAN
        Azabın gitmesi için istiğfar lüzumludur. Başka ifade ile istiğfar azabın gelişini önler. Müminde hatada ısrar etmez. Bilir ki hatada ısrar sevgiliye ait olan sevginin zevalini doğurmaktadır. O ise sevgiliye ait sevginin zevalini istememektedir. Tam işin bu noktasında tövbe, pişmanlık duyup bağışlanmak için sevgilinin kapısında beklemektir.

        “Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.” (Ali İmran 135)
        Rahmetin olduğu yere azap gelmez. Yeter ki bir yerde rahmet bulunsun. Nadir b. Haris bir gün haddini de aşarak Peygamber efendimize hitaben: “Eğer senin peygamberliğin doğru ise öyleyse dua et de gökten başımıza taş yağsın” demesi üzerine şu ayet nazil olmuştur: “Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. ( Enfal 33)
        Bu ayette iki hususa işaret vardır.
        Ø Bir toplumun içinde manen veya maddeten peygamber var ise onun varlığı rahmettir. Onun bulunması azabı def eder. Onun bulunduğu yere azap inmez.
        Ø Allaha yönelmek isteyenlere de azap gelmez. İçlerinden onun rahmeti çekip çıkarılırsa işte o an azap hemen geliverir. Yani kısacası küfür ile abad olunabilir belki ama zulüm ile abad olunmaz. (Enam 131- Hud- 117)
        Ø İktisadi adaletsizliğin bulunduğu yerde; zulüm, baskı, şiddet, terör, içki, kumar, fuhuş, rüşvet, yolsuzluk ve insan hakları ihlalleri olur.
        “Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya… Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. 
        Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.” ( En’am 43-44) 
       

İSTİĞFARIN (Bağışlanma talebi) YAĞMUR İLE BAĞLANTISI


        Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. (Mü’minun 18)
        “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.” (Hud 52)
        “Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.’ Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’ (Nuh 10,11,12) 


        BAZI TABİİ AFETLERİN BELİRDİĞİNDE ALLAH (cc)’A SIĞINMAK


        Hz Aişe Annemizden Rüzgâr estiğinde Rasülüllah’dan (as) şöyle dua ederdi: “ Allah o rüzgârın ve onunla beraber göndereceğinin ve onun içinde bulunanın senden hayırlısını istiyorum. Ondan ve onun içinde bulunandan ve de onun ile beraber göndereceğinin şerrinden de sana sığınıyorum. Gökyüzünde bir oluşum olduğunda ve onun rengi değiştiğinde ise girip çıkar sağa sola döner. Yağmur geldiğinde ise telaşından kurtulur, sıkıntıdan kurtulurdu. Bu halini gördüm ve ona sordum. O da dedi ki, : “Belli mi olur belki de Ad kavminin dediği gibi olur” [ Ahkaf-24 ]- O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.” ( Bu hadisi Şeyhayn ve Tirmizi rivayet etmiştir.)
        İbn Ömer (ra)’den Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Bir toplum ölçüyü ve tartıyı bozmadığı sürece onlara kıtlık hastalığı, geçim darlığı, zalim Sultanın tasallutu isabet etmez. Zekâtı men etmedikleri sürece de Allah onlara semadan yağmur rahmetini eksiltmez.” Dedi.
        A’rabı’nin bir Cuma günü Rasülüllahın yanına girdi ve şöyle dedi: “ Ya Rasülallah! Malımız melalimiz helak oldu, yer kurudu ot bitmez oldu. Allah’a dua ve niyazda bulunsanız da Allah bize yağmur indirse:” 
        Rasülüllah elini kaldırdı ve dua etti. 
        Enes şöyle dedi: “ Gökyüzü sanki cam gibi berraktı. Bir parça bulut bile görünmüyordu. Önce bulutlar belirdi. Sonra da rahmet geldi. Hatta bir hafta yağmur yadı” 
        Latife 2: Hz. Ömer (ra) döneminde kıtlık olmuştu. Hizmetçisi diyor ki, “Bir harabede başını yere koymuştu. Kulak kabarttım, dinledim. Hıçkırıklara boğulmuş bir şekilde şunları söylüyordu: 
        “Allahım benim günahlarımdan dolayı Ümmeti Muhammedi mahvetme”!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ