Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Danıştay saldırısının kirli yüzü!.. – üçüncü bölüm

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 13.05.2010
  • 365 kez okundu

Dün Danıştay Savcısı Tansel Çölaşan’ın eşi Emin Çölaşan, Bekir Coşkun ve Oktay Ekşi gibi yazarların önüne konan olaya bakış açılarını şekillendiren yol haritası noktasında kalmıştık.

Elbette onlar da önlerine konan o yol haritası üzerinden kendi köşelerini fütursuzca bu işe amade kullanmaya devam ettiler ve halen de ortaya çıkan çıplak gerçeğe, Ergenekon iddiası kapsamındaki dosya verilerine rağmen sürdürmeye çalışıyorlar. O dönemde, yapılan çirkin saldırılardan bunalan Başbakan Erdoğan’ın uçakta gazetecilere olayı değerlendirirken bir gazetecinin sorusu üzerine söylediği “Bu olayı bizim tarafa yıkmaya çalışıyorlar. Ama göreceksin bak bizim taraftan çıkmayacak. Bu cinayetin hedefi rejim değil, iktidar” sözüne atıfta bulunan Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, köşesinden; “Başbakan’ın uçakta gazetecilere söylediklerinin mantıkla, izanla hiçbir ilişkisi yoktur. ‘Bu cinayetin hedefi rejim değil, hükümettir’ sözü tarihi bir gaftır” hezeyanını tarihe not düşüyordu.

O not düştükçe de, tetikçi elemanları, gerçekle hiç mi hiç bağdaşmayan hezeyanlarını her gün bir vesile ile toplumun zihin haritasına bombardıman etmeye devam ediyorlardı. Grubun en ağır başlı olması beklenen Başyazarı bile bu paranoyadan nasibini almış, kendi yüreğinin yetmediği yerde, gönlünden ve zihninden geçenleri yabancıların ağzından naklederek aynı hedefi dövmeyi sürdürmüştür. O, medya dünyasını az çok takip edenlerin ismini hatırlayacaklarını sandığım bir Tür-İslam düşmanının kanaatlerine sığınıyor ve okurlarına Onun düşünceleri üzerinden kanaat empoze ediyordu. Bu isim  Oktay Ekşi’nin “Amerikalı Ortadoğu uzmanı” diye sunduğu Michael Rubin. Rubin’in, National Review Online’da yayınlanan yazısında Danıştay saldırısı konusunda “Tayyip Erdoğan tetiği çekmemiş olabilir, ama kesinlikle silahı yağlayan kişidir.” hezeyanına sarılıyor ve “Michael Rubin bile Türkiye’deki gerçeği binlerce kilometre öteden görürken Erdoğan hala hallusinasyonlarla(hayali görüntülerle) avunuyor.” diyerek Başbakan’a saldırıyordu.

Onlar toplum algısını manipüle edip ortamı istedikleri kıvama getirirken devlet adına devletin makamlarında bulunan zevat da o menfur saldırının “rejim karşıtlarının işi” olduğunda ısrarlıydı. En başta dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anamuhalefet liderliğinin yanı sıra “Kızılelma Koalisyonu”nun manevi liderliğini uhdesinde bulunduran CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, Yargıtay Başkanı Osman Arslan, hep bir ağızdan aynı ifadelerle saldırının tek hedefinin “Laiklik ekseninde Cumhuriyet” olduğunu en üst perdeden seslendiriyor, Danıştay 2. Dairesi’nin aldığı türban kararının buna  sebep olduğunda ağız ve düşünce birlikteliklerini ifade ediyorlardı.

Tabi nereden bilsinler ki, bir gün Ümraniye’de 12 Haziran 2007’de patlayıcıların bulunmasıyla başlayacak olan Ergenekon soruşturmasının Danıştay saldırısıyla ilgili kara noktalara da ışık tutacağını; Yargıtay’ın, Danıştay davasındaki kararı bozarak, dosyanın Ergenekon davasıyla birleştirilmesini talebinin aradan geçen 4 yıla rağmen tetikçi Alparslan Arslan’nın bu kez Ergenekon davası kapsamında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi karşısına çıkarılabileceğini ve O Mahkemenin de Ankara’daki mahkemenin araştırmaya gerek görmediği birçok noktayı gündemine alıp soruşturmayı derinleştirdikçe gerçeklerin bir bir gün yüzüne çıkmasını sağlayacağını örneğin TUBİTAK’ın verdiği teknik raporun tüm kovuşturma ve soruşturmanın seyrini altüst edip kurulmasına en azından zımnen destek verdikleri kumpasın ortaya çıkacağını nereden bilsinler.. müneccim değiller ya(!).

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ