Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,57 / Satış: 5,60
€ EURO → Alış: 6,19 / Satış: 6,21

Genetiği ile Oynanmış Haydutlar..!

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 09.06.2010
  • 779 kez okundu

İnsan bünyesi için zararlı olduğu artık tüm bilimsel açıklığı ile ortaya çıkan, genetiği ile oynanmış nesebi bozuk gıdalar kadar; toplumsal bünyeye yönelik kamuoyu oluşturmanın temel işlevini üstlenen sermaayenin ve bu sermaye şemsiyesi altında misyon üstlenen kanaat önderlerinin genetik yapısı da toplumsal organizmayı tahrip etme açısından bir o kadar, -yerine göre gen bozukluğu içeren mikro organizmalardan daha çok- tahribat yapabilme kabiliyetine sahip.

 

Bunun en çarpıcı açık kanıtını, günlerdir sadece bizi değil; tüm dünyanın gündemine oturan ve Siyonizmin yıkılışına kilometre taşı olduğu kanaatinin giderek yüksek sesle dillendirildiği 31 Mayıs Siyonist İsrail terörist ordusunun barış gemisi Mavi Marmara yolcularına saldırısı ve bu saldırı sonrası yaşananların Türk Medyasına yansımalarında açıkça görmek mümkün. Bu medyanın görmediği ilk unsur ise, 9 şehidimiz(Aynı gece İskenderun’da verdiğimiz 6 şehidin durumu da apayrı bir değrlendirme konusu).

 

Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce açıkladı;  9 gönüllüye 30 kurşun..! Dokuz şehidin vücudundan toplam olarak 30 kurşun çıkarıldı ve beşinin başlarına aldıkları kurşun yaraları yüzünden hayatını kaybettiği belirlendi. Dokuz şehidin her biri 9 mm’lik kurşunla en az bir kez ve bazıları da 5-6 kez vuruldu. Otopsi raporları saldırının ne kadar yakın mesafeden yapıldığını da ortaya koyuyor.

 

Türkiye Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr Haluk İnce şöyle konuştu: “En yakını yaklaşık 29 cm’den atılmış. Yalnızca tek bir vakada tek bir kurşun giriş yarası bulunuyor. Diğer sekiz kişide birden fazla kurşun yarası bulundu. Tek bir kurşunla öldürülen adam, kısa mesafeden atılan ve alnının ortasına isabet eden bir kurşunla hayatını kaybetti.”

 

İnce, kurşunların biri dışında hepsinin 9 mm’lik olduğunu sözlerine ekledi. Diğer kurşun içinse, “İlk kez ateşli silahlarda bu tür bir malzemenin kullandığını gördük. Kurşun, genellikle av tüfeklerinde kullanılan farklı türlerde saçmaların bulunduğu bir konteynır. Kafa bölgesine şakak kısmından girmiş ve kurşunu beyinde bir bütün halinde bulduk” diye konuştu.

 

Unutmamak için, o dokuz şehidin otopsi sonuçlarını kayda geçirelim;

Cengiz Akyüz, 42: Başının arkasında, yüzünün sağ kısmında, sırtında ve sol bacağında dört kurşun yarası,

İbrahim Bilgen, 60: Göğsünün sağ kısmında, sırtında, sağ kalçasında ve sağ şakağında dört kurşun yarası,

Cevdet Kılıçlar, 38: Alnının ortasında bir kurşun yarası,

Furkan Doğan, 19: Burun, sırt, başın arkası, sol bacak ve sol bilekte beş kurşun yarası,

Fahri Yaldız: Göğsünün sol kısmı, sol bacağı ve sağ bacağında iki tane olmak üzere dört kurşun yarası,

Ali Haydar Bengi, 39: Göğsünün sol kısmı, bel, sağ kol, sağ bacak ve sol elinde 2 tane olmak üzere altı kurşun yarası,

Çetin Topçuoğlu, 54: Başın arkası, vücudun sol kısmı, belin sağ tarafına üç kurşun yarası,

Cengiz Songür, 47: Boynun ön kısmında tek kurşun yarası,

Necdet Yıldırım, 32: Sağ omuz ve sırtın solunda iki kurşun yarası.

 

İşte bu tüyler ürperten tespitleri göz önüne aldığımızda, Ertuğrul Özkök’ünden Oray Eğin’e, Ruhat Mengi’den Fatih Altaylı’ya ve daha bir nice Siyonist İsrail’in ağzı ile konuşup yazdıkları karşısında düşündüğüm şey; bunların kendi iradelerine malik olamadıkları ve öz benliklerindeki genetik deformasyonun beslendikleri sermayeye de sinen unsurlardan kaynaklandığını, ancak bu nedenle efendilerinin “terörist devlet” adına sergiledikleri alçaklığı alkışladıklarını düşünmekteyim.. değilse, bu kendi öz benliğine, kendi milletine, kendi insanının şehit bedenlerine ihanet değil de nedir, adını siz koyun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ