Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,29 / Satış: 6,31

Haddini aşan Konsoloslar!..-1

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 31.03.2016
  • 371 kez okundu

FETÖ’nün
emri ile MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin görüntüleri yayınlayan ve
devletin gizli belgelerini ifşa ettiği için haklarında “casusluk davası”
açılan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi
Erdem Gül’ün yargılanmasına 25 Mart 2015 Cuma günü başlandı. İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesi’nde görülen “Başkan” Recep Tayyip Erdoğan ve
MİT’in müdahil olduğu dava, celse sırasında yaşanan sıkıntıların da etkisiyle 1
Nisan tarihine ertelendi.

Başta
“Başkan” Recep Tayip Erdoğan olmak üzere, devletin en üst
kadrolarının tepki gösterdiği bu duruşmada yaşananların kritiğine girmeden
önce, dava konususun seyrini kısaca bir hatırlayalım..

Dündar
ve Gül hakkında, Cumhuriyet gazetesinde 29 Mayıs 2015 tarihinde “İşte
Erdoğan’ın yok dediği silahlar”
manşetiyle yayımlanan haber üzerine
soruşturma açılmıştı. Gazetenin iddiasına göre, Milli İstihbarat Teşkilatı’na
(MİT) ait tırlarla Suriye’deki gruplara -savcılık dosyasından alındığı
belirtilen görüntülerle- silah ve cihatçı sevk edildiği iddia ediliyordu.

Haberin
yayınlanmasından iki gün sonra “Başkan” Recep Tayyip Erdoğan, MİT
tırlarının gündeme getirilmesini ‘casusluk faaliyeti’ olarak
niteledi ve “Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi
yapan bedelini ağır ödeyecek”
diyerek tepki göstermişti. “Başkan”
Erdoğan’ın kişisel şikâyetiyle 26 Kasım 2015’te ifadeye çağrılan Dündar ve Gül,
aynı gün tutuklanmış; Dündar ve Gül’ün  
avukatlarının “tutuklama kararıyla kişi güvenliği ve özgürlüğü, düşünceyi
açıklama ve yayma özgülüğü, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü haklarının ihlal
edildiği”
gerekçesiyle yaptıkları başvuruyu değerlendiren Anayasa
Mahkemesi (AYM), 92 günlük tutukluluk süresinin ardından Dündar ve Gül’ün
tahliyesine karar verdi ve gazeteciler 26 Şubat’ta tahliye edildiler.

25
Mart 2015 Cuma günü başlanan yargılamaya dönersek, günlerdir resmi
açıklamalara, televizyon tartışmalarına, köşe yazılarına vb. konu edilen bu
davayla ilgili bölük pörçük bilgileri topluca bir yazı konusu sınırları içinde
irdelemeye çalışalım;

İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Savcı İrfan Fidan’ı davadan alıp, daha önce Terör
ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda soruşturma savcısı olarak çalışan savcı Evliya
Çalışkan’ı duruşma savcısı olarak atadığı, 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen
davanın iddianamesinde Dündar ve Gül’e yöneltilen suçlamalar; Devletin gizli
kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme,
Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk
maksadıyla açıklama, Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni
ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye
teşebbüs etme, Silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım
etme.

Can
Dündar ve Erdem Gül hakkında hazırlanan iddianamede her bir suçlama için ayrı
ayrı birer kez ağırlaştırılmış müebbet, birer kez müebbet ve 30 yıla kadar
hapis cezası isteniyor.

Çağlayan
Adliyesi’ndeki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi çok
sayıda milletvekili, sivil toplum örgütü temsilcisi ve diplomat da destek için
adliye binasına geldi.

Davayı
izlemeye gelenler arasında Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann ile
İngiltere, Kanada, İsviçre, Almanya, İtalya, Hollanda, Avustralya, Finlandiya,
Fransa ve Polonya başkonsolosları; CHP milletvekilleri, Ali Haydar Hakverdi,
İlhan Cihaner, Sezgin Tanrıkulu, Musa Çam; HDP milletvekilleri Hasip Kaplan,
Meral Tanış Beştaş; Pen International gözlemcileri ve çok sayıda da gazeteci de
vardı.

Adliye
binasının önünden haber geçen BBC Türkçe muhabiri Rengin Arslan, duruşma
salonunun küçüklüğü nedeniyle davayı takip etmeye gelen pek çok basın mensubu
ve izleyicinin salona giremediğini ifade ederken, İnsan Hakları İzleme Örgütü
(HRW) de duruşma öncesi yaptığı açıklamada “davanın derhal sona
erdirilmesi ve ifade özgürlüğüne, halkın bilgi alma hakkına müdahaleye de son
verilmesi”
çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, Türkiye’de
gazetecilere ve medyaya yönelik kısıtlamaları ve hükümetin muhalif sesleri
bastırmaya yönelik kararlılığını gösterdiği ifadelerine yer verildi.

Devam
edeceğim…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ