1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Kurban ve Teslimiyet

Kurban ve Teslimiyet

0
Paylaş

Kurban denilince ilk aklımıza gelen bir adanmışlık fotoğrafı değil midir? Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail Peygamber’i kurban olarak Allah’a sunmasıdır en bariz vesika. Ancak, kurbanın tarihçesi ilk insanla başlıyor aslında. Habil ve Kabil kardeşlerin kurbanlarından, birinin kabulü diğerinin reddi; niçin kurban kesildiğini ve kurbandan maksadın ne olduğunu resmeder bizlere. Bir kurbanın kurban olabilmesi için, kesenin nasıl bir niyeti içinde taşıması gerekiyor? Kurbana ait en can alıcı nokta bu olsa gerektir zannımca.

Kurbandan maksat Allah’a yaklaşmak ve yalnız Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Sadece Allah adına hayvan kesmeye izin verilmektedir dinimizde. Kurban kesmenin şartları ise; fitre vermekle mükellef olanların kurban kesmekle de vacip düzeyinde sorumlu olduklarıdır. İşin dini detayını uzmanlarına bırakarak ben işin sosyal ve ferdi boyutlarına dikkat çekmek istiyorum.

Kurban Bayramı geldiğinde; medyada bir tartışmadır başlar. Hangi hayvanlardan kurban olacak? Horozdan ya da devekuşundan kurban olur mu? Kurban kesmek hayvan katliamıdır diyenlerden, kurban kanına tepki duyanlara kadar bir dizi ciddiyetten uzak yaklaşımları görürüz. Neden ciddiyetsiz? Kurbanı ve insanı yaratan Allahtan daha merhametlilermişçesine sorgulamalara girmektedirler de ondan. Kendileri her türlü hayvansal üründen tüketim ve giyim olarak yararlanmalarına rağmen, kurban gelince hayvansever kesilmeleri, samimiyet testinden sınıfta kaldıklarını göstermektedir. Bunlara cevap vermeye kalkışmak, onların muhatap alındığını gösterir ki; kendi zilletleriyle ve ciddiyetsizlikleriyle başbaşa bırakmak en güzel tutum olacaktır diye düşünüyorum. Zira dinimizin bunlara verdiği, binlerce cevap söz konusudur. Gören göz, hisseden yürek, algılayan beyin ve idrak edecek aklı olanların böylesi basitliklerle zaten işi olmaz

Kurbanda biz yüce bir teslimiyet görürüz. Hz. İbrahim’in,Hz. Hacer’in Hz. İsmail’in mutlak teslimiyetleridir bu feda oluş! Şayet onlar o gün bu teslimiyeti göstermeselerdi;insanlık tarihi kurbanı tanımaz, kimse hiçbir değer için fedakârlık yapmazdı. Ortalık bencillikten geçilmez, hakkın mücadelesi verilemezdi. Hak edeni bulduğunuzda, yeri ve zamanı geldiğinde; her şeyi kurban edebilmenin göstergeleri sergilenmezdi. Sosyal yaşam, aile yaşamı, özel yaşam, dini yaşam ve devlet nizamı gibi bir düzen, bizlere armağan edilemezdi.

Evet, Kurban Bayramı öncesinde kurban konusuna böylesine bir yolculuk yapmak istedim. Kurbandan yola çıkarak neleri kurban ettiğimizi bir düşünsek! Kimleri kurban ettiğimizi, neye ve ne için ettiğimizi. Kurban edilen duygular, savrulan sevgiler, kaybedilen zaman, yok olan ömür ve bunlara değip, değmeyenler… Kurban ederken, kurban olurken veya kurban seçerken sergilenen niyetler. Kim için, ne için, neyi, neye feda ediyoruz? Şöyle bir düşünsek; Nice kurbanlar ve nice kurbanlıklar gördü insanlık! Çeşit çeşit, şekil şekil ve duygu duygu Vatana kurban, eşine kurban,işine kurban, Allaha kurban… Cinsi farklı, türü farklı, şekli ve muhatabı farklı... Bir de zulme kurban edilen gerçekler var. Zalimlere, psikopatlara, paranoyaklara, ahlaksızlara kurbanedilen insanlar var. Kadir kıymet bilmezler eline kurban verilen; hak, hukuk ve duygular var. Savaşların kurbanları ve daha nice, ne kurbanlar var Böylelerinin sizi kurban seçmesi, bu kimselere kurban olmak, hasta psikolojilerini çekmek ve eziyetlerine teslimiyet göstermek doğru mudur? Bunlarla Hz İbrahim ve İsmail’in kurban örneği aynı mıdırhiç?

Sonuçta; bu mu olacaktı, bu muydu, bunun için miydidemiyorsanız kurbanlarınız ve kurbanlığınız, hayırlı ve makbul olsun.  

Kurban ve Teslimiyet
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.