Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,84 / Satış: 5,86
€ EURO → Alış: 6,44 / Satış: 6,46

KÜRESEL KRİZ TEĞET GEÇTİ…

Şakir Gürlük
Şakir Gürlük
  • 22.10.2010
  • 418 kez okundu

KÜRESEL KRİZ TEĞET GEÇTİ…

Küresel kriz Türkiye ekonomisini dış ticaret, finansman ve beklentiler olmak üzere üç kanaldan etkilemiştir. 2008 yılının ikinci çeyreğinden itibaren daralmaya başlayan Türkiye ekonomisi, yurtiçi talep ve üretimi artırmaya yönelik alınan önlemler sonucunda, 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren canlanma eğilimine girmiştir. Ekonomide başlayan canlanma eğilimi, OVP çerçevesinde, zamanında ve doğru politikalar uygulanarak desteklenmiştir. OVP ile kamu açıklarının üç yıl boyunca kademeli bir şekilde azaltılacağı ve kamu borç stokunun kontrol altında tutulacağı ilan edilmiştir. Maliye politikalarında 2009 ve 2010 yılındaki uygulamalar OVP ile uyumlu olmuştur.

Belirsizliklerin azalması, tüketici güveninin artması, kredi koşullarının iyileşmesi tüketim ve yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyerek yurtiçi talebi artırmıştır. Ekonomik canlanmada sağlanan bu ivme 2010 yılında da devam etmiş ve yılın ilk yarısında GSYH, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 oranında artış kaydetmiştir. Böylece, Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen bir kaç ekonomisi arasında yer almıştır. 2009 yılında, ekonomideki daralmaya paralel olarak cari açığın milli gelire oranı bir önceki yıla göre 3,4 puan azalarak yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2010 yılında ise cari açık, ekonomideki toparlanmayla birlikte yeniden artma eğilimine girmiştir. Bu dönemde cari açığın finansmanında herhangi bir sorunla karşılaşılmamıştır. Sermaye girişi, ekonomideki canlanma ve güven ortamının tesisiyle 2009 yılının Mayıs ayından itibaren tekrar başlamış, mevduat ve portföy yatırımları ağırlıklı olmak üzere artarak sürmüştür. 2009 yılında küresel krizin getirdiği belirsizlik ortamında istihdam olanaklarındaki daralma nedeniyle işsizlik oranı yüzde 14’e yükselmiştir. Bununla birlikte toplam istihdamda bir kayıp yaşanmamıştır. Tarım dışı istihdam yüzde 1 azalırken, tarım istihdamının yüzde 4,5 oranında artması nedeniyle toplam istihdam yüzde 0,4 oranında artış göstermiştir.

2010 yılının ilk yarısında ise ekonomik aktivitenin öngörülerin üzerinde artış göstermesi, belirsizliklerin azalması ve istihdamın artırılmasına yönelik alınan tedbirler istihdam olanaklarını artırmış ve işsizlik oranı sürekli azalarak Haziran dönemi itibarıyla yüzde 10,5 seviyesine gerilemiştir. İşgücüne katılma oranındaki artışa rağmen işsizlik oranının azaldığı gözlenmiştir. 2010 yılı Haziran dönemi itibarıyla, bir önceki yılın aynı dönemine göre, tarım dışı işsizlik oranı 3 puan azalarak yüzde 13,4’e, genç nüfusta işsizlik oranı ise 4,6 puan azalarak yüzde 19,1’e gerilemiştir. Aynı dönemler itibarıyla, tarım dışı istihdam yüzde 6,8, ücretli ve yevmiyeli sayısı ise yüzde 8,4 oranında artış kaydetmiştir. İstihdam olanaklarındaki iyileşme ile birlikte 2010 yılının tümünde işsizlik oranının yüzde 12,2’ye gerilemesi beklenmektedir.

2009 yılında TÜFE yıllık artış hızı, 2008 yıl sonuna göre yaklaşık 3,5 puan azalış kaydederek yüzde 6,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmede, küresel krizin etkileriyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın belirginleşmesi ve emtia fiyatlarındaki düşüş belirleyici olmuştur. Diğer taraftan, vergi düzenlemelerinin oluşturduğu fiyat artışının yanı sıra, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 2009 yılının son çeyreğinde enflasyonda artış eğilimi başlamış, bu eğilim 2010 yılının Ocak-Nisan döneminde güçlenerek devam etmiştir. Ancak, hizmet grubu yıllık enflasyonundaki gerilemenin devam etmesi ve enerji fiyatlarının artış hızındaki yavaşlamaya rağmen işlenmemiş gıda fiyatlarında kaydedilen yükselme sonucunda Eylül ayı sonunda yıllık enflasyon yüzde 9,2 seviyesine yükselmiş bulunmaktadır.

*********************************************************

 

Mevcut görünüm altında yıl sonunda tüketici fiyatları yıllık artış oranının yüzde 7,5 olması beklenmektedir. Başta bankacılık kesimi olmak üzere birçok sektörde gerçekleştirilen yapısal reformlar ile uzun süredir uygulanan sıkı maliye politikası sonucunda bir taraftan Türkiye ekonomisinin küresel krize sağlam makroekonomik temellerle girmesi sağlanırken, diğer taraftan da küresel krizin ekonomimiz üzerindeki etkilerini azaltıcı politikaların uygulanmasına imkan sağlanmıştır.

Küresel krizin ekonomimiz üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla uygulamaya konulan canlandırma paketlerinin de etkisiyle, 2007 yılında yüzde 0,2 olan genel devlet açığının GSYH’ya oranı 2009 yılında önemli ölçüde yükselmiştir. 2008 yılına kadar sürekli düşüş gösteren kamu borç stokunun GSYH’ya oranı, kamu açığındaki artışa ve büyümedeki daralmaya bağlı olarak, 2009 yılında artış göstermiştir. Bununla birlikte, özellikle 2009 yılı ortasında alınan tedbirler, OVP kapsamında atılan adımlar ve büyüme hızının son çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi sonucunda, 2009 yıl sonu itibarıyla hem kamu açığı hem de borç stokunun GSYH’ya oranı öngörülerin altında kalmıştır. Bu kapsamda, 2009 yıl sonu itibarıyla yüzde 6,6 olması beklenen genel devlet açığının GSYH’ya oranı yüzde 5,4 seviyesinde; yüzde 47,3 olması beklenen genel devlet borç stokunun GSYH’ya oranı ise yüzde 45,5 seviyesinde kalmıştır. OVP’de yer alan tedbirlerin kararlılıkla uygulanması ve ekonominin öngörülenden daha erken ve güçlü bir biçimde toparlanmasının da katkısıyla, kamu maliyesi göstergelerindeki iyileşme 2010 yılında da sürmüştür. Başta gelişmiş ekonomiler olmak üzere, ülkelerin kamu borçlarının sürdürülebilirliği açısından değerlendirildiği bir dönemde, kamu maliyesi alanında elde edilen bu başarılı sonuçlar, Türkiye’nin diğer ülkelerden farklı bir konumda değerlendirilmesine imkan sağlamıştır.

Sağlanan bu olumlu gelişmeler, geleceğe yönelik güven ve risk primine ilişkin birçok göstergedeki ciddi iyileşmeyle de teyit edilmiştir. Türkiye, 2010 yılında Cumhuriyet tarihinde ilk defa iç piyasada 10 yıllık vadeyle borçlanmıştır. Yurt dışına ihraç edilen eurobondların vadesi 30 yılı aşmış, söz konusu senetlerin faizleri, kredi notu Türkiye’den yüksek olan ülkelerin çıkardıkları senetlerin faizlerinden daha düşük gerçekleşmiştir. Benzer şekilde, Türkiye’nin risk primi göstergeleri bazı gelişmiş ekonomilerin de altına inmiş ve Türkiye, yatırımcıların daha az riskli kabul ettiği bir ülke olmuştur. Türkiye’nin krize karşı geliştirdiği politikalar ve gösterdiği dayanıklılığın bir neticesi olarak, ülke kredi notumuz bir kredi derecelendirme kuruluşu tarafından iki kademe olmak üzere, dört farklı kredi derecelendirme kuruluşu tarafından çok kısa aralıklarla bir kademe artırılmıştır. Kaynak; 27725 S.RG.

Saygılarımla, Şakir GÜRLÜK, S.M. Mali Müşavir

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ