Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,29 / Satış: 6,31

Yerelden genele bilgi toplumunun evrimi..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 03.03.2016
  • 374 kez okundu

Toplum,
akşamdan sabaha değişen, değişirken evrildiği zamanın ruhunu anında özümsemiş olmuyor;
sürecin özümsenmesi kimi alanlarda yıllar alırken, kökleşmiş anlayışların
alanüstü topyekün değişimi en az birkaç kuşağın giderek eski anlayışları terk
etmesinin ötesinde, kritiğini yaparak olumlama/benimseme ya da
olumsuzlama/reddetme tercihlerinin yoğunluğu ile doğru orantılı bir süreçtir.

Altını
önemle çizmem gereken perspektifi, geçirdiği evrim devreleri ana başlıklarıyla
özetlemem gerekirse, şu temel gerçeği bundan böyle hiç ama hiç unutmayalım; Sosyal
Medya aşiretlerinin/çetelerinin doğum, emekleme, ergenlik dönemi isyankarlık,
sosyalleşme ve marka üretme süreci –dişe dokunur hiçbir karşı direnç
üretilemediğinden- tamamlandı.

Bedensel
ve zihinsel aktivitenin getireceği,  hiçbir
bedel gerektirmeyen reklam/magazin odaklı hayata bakış tarzının içine gömülü,
insanların şuuraltına sürekli zerkedilen zehirli bir nihilist hayat anlayışı
tüm toplumları tehdit altına alırken, hayata dair temel değerleri olan bizim
toplumumuz gibi gelenek göreneği, ahlak anlayışı, bir inanç sistemine aidiyeti,
toplumsal değer algıları ön planda olan ülke insanlarının da bu değerler arasındaki
kombinasyonları yozlaştırmaya dönük zehirli bir atmosferin giderek
yaygınlaşmakta olduğunu görüyoruz. Günlük hayat pratiklerinde, sadece nostaljik
göndermelerle anılan köklü değer yargılarının sürekli bir değersizleştirme
öznesine indirgenmesi, gelecek kuşaklar adına en talihsiz mirasın örgü ağları
olacaktır.

Gündelik
hayatımızda sıkça adlarını andığımız Apple, Google, Twitter, Facebook, Snapchat,
MTV, Buzzfeed, Ali Baba, Amazon gibi dünya internet devlerinin sahipleri,
denebilir ki, “sosyal medya” kamuflajlı ilk saldırılarını  kişisel mahremiyetleri paylaşıma açarak
insanların merak duygularını harekete geçirerek gerçekleştiriyorlar. Bu
duyguların savrukluğunda günlük hayatın giderek karmaşıklaşması, kendini “güvenden
yoksunluk”
olarak, paylaşıma açılan kişisel ve kamusal verinin “özgür
dolaşım”
adına eklenti ve çıkarım deformasyonuna uğraması, önce
zihinlerde ve giderek toplumsal katmanlar arsında kaotik bir algının oluşmasına
giden yolu açmaktadır. Bugün hepimiz, günlük ajandamızın ilk uğraşı başlığına
oturan internetteki uçuşan bilgi karmaşası içinde gerçekle sanalı ayırt
edemeyen, güvenini yitirmiş olmanın bunalımına sürüklenen bu kontrollü kaosun
birer “kurban” adayıyız. Bize doğru bilgileri bir araya getirip
güvenli bir format içinde sunacak sivil veya kamusal aktörlere, başka bir ifade
ile bir bakıma bizim için ve bizim adımıza “bekçilik” yapacak
birilerine ihtiyaç duyuyoruz.

Toplumun
örgütlü yapısı “devlet” dediğimiz kurumsal güç, elbette yönettiği
kitlelerin demokratik özgürlüklerini ve haklarını koruma adına çeşitli normlar,
yaptırımlar geliştirecektir ancak, asıl görev devletin değil; devletten önce
bireylerin kendilerini ve gelecek kuşaklarını “koruma” adına
benimsemeleri, içselleştirmeleri ve hayata geçirmeleri gereken sorumlulukları
olduğunun öncelikli olduğunu unutmamak lazım. Toplumu oluşturan bireyler,
nesnel olarak neyi hak ediyorlarsa, öylece idare olunacaklarının idrakinde bir
yaşam çizgisi oluşturduğu takdirde “devlet”in düzenleyici ve
yaptırımcı gücünden “bekçilik” beklentisi hakkı olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ