Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

AHLAKLI KALABİLMEK

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 06.06.2011
  • 359 kez okundu

AHLAKLI KALABİLMEK


Modern dünyada ahlâklı kalmanın zorlukları sadece iç dünyamızla sınırlı değil. Dış dünyada yaşanan hadiseler de ahlâkî değerleri ve erdemleri adeta işlevsiz, cılız ve içeriksiz kavramlar haline getiriyor. Okulda, camide, kürsüde gençlere ahlâklı olmaları salık veriliyor ama yaşadığımız gündelik hayatın ne kadar ahlâkî olduğu sorgulanmıyor.

Ahlâk kelimesi, Arapça’da “h-l-k” kökünden türetilmiştir ve yaratma kavramıyla ilgilidir. Hulk, bir şeyin yaradılışını, tabiatını, mahiyetini ifade eder. Ahlâk, insanın bu yaradılışa yani fıtratına göre hareket etmesidir. Bu yüzden İslâm düşüncesinde ahlâkın kökeni, insanın tercihleri yahut toplumsal fayda değil, yaradılış düzenidir. Zaten ahlâk böyle bir temele oturmasa, bütün insanlar için bağlayıcı ilkeler koyamaz. Herkesin kendi çıkarına ve tercihine göre ahlâk tanımı yaptığı bir durumu düşünün. Buradan adaleti, doğruluğu, özveriyi, sevgiyi, merhameti çıkartmak mümkün olur mu? Ahlâkın bütün insanlar arasında adalet ve hakkı koruyan bir öğreti olabilmesi için, onun beşeriyeti aşan bir kaynağa bağlı olması gerekir. İşte bu yüzden ahlâkın kökeni her zaman dindir. Modern seküler ahlâk sistemlerinde bile ahlâkın temel konuları, dinin ortaya koyduğu ilkeler etrafında şekillenmektedir.

Ahlâkın yaradılış ile ilgilidir.Bu yaradılışın iki boyutu vardır. Biri insanın iç dünyasına dönük olan batınî boyut, diğeri de dış dünyaya bakan zahirî boyut. İnsanın iç dünyası, onun manevi iklimi ve ahlâk evrenidir. İnsanın gerçek özü burada ortaya çıkar. İnsanı insan yapan temel özellikler, bu iç alemde karşılık bulan erdemlerdir. Biyolojik olarak hayvanlarla aynı özellikleri taşıyan insanı diğer bütün varlıklardan ayıran ve onu “eşref-i mahlukat” yani yaratılmışların en şereflisi yapan da işte bu batınî, manevi ve ahlâkî özellikleridir.

İnsan ahlâklı olmaya önce kendi iç dünyasında başlar. Kendisine karşı dürüst olmayan, münafıklık yapan, bile bile günah işleyen, yalan söyleyen bir insanın iç dünyasında huzur bulması da mümkün değildir. Bu huzurdan mahrum insanlar dış dünyada da mutlu olamazlar. Çünkü mutluluk başkalarından alınan bir şey değildir. Huzur ve mutluluk öncelikle insanın iç dünyasında kök salmak durumundadır. Aksi halde dış faktörlere bağlı bir mutluluk hali, bizi her zaman çalkantılara, istikrarsızlığa ve huzursuzluğa götürür.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ