Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

Batıdan Doğuya Türkiye Ekseni..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 18.06.2010
  • 429 kez okundu

Ortadoğunun bağrına saplanmış gibi duran Siyonist İsrail, kadrolarının yıllardır uyguladığı alçakça devlet terörünü bir yaşam algısı, gelecek garantisi görerek daha ilk çocukluk çağlarından itibaren her kuşaktan insanının beynine kazıya kazıya beslemekte, günü geldiğinde de bu kadroları çok basit gerekçelerle kışkırtıp düşman damgası vurduklarını imha ettirmektedir. Bilinebilen en acımasız faşist, komünist veya diğer totaliter rejimlerdeki anlayış ve uygulamalar bile Siyonist İsrail’in insana karşı işlediği suçlar yanında masum kalır. Hitler Faşizmini, Lenin Stalin Komünizmini, Uzak doğudan Pol-Pot rejimini ya da Amerikan Kızılderililerinin maruz kaldıkları tarihin yüz karası insanlık suçları, süreç, yaygınlık ve devamlılık açısından karşılaştırıldığında İsrail’in yaptıkları yanında –elbette masum değil ama- daha basit ve daha ilkel kalmaktadır.

Türk İsrail ilişkilerinin yeni miladını oluşturan 31 Mayıs’taki olayda da İsrail, uluslararası sularda, elinde pet şişe ve temizlik fırçası saplarından edinilmiş sopadan başka bir şey olmayan insanlarımızı alçakça öldürürken, bu alçaklığı, özel olarak tasarlanmış bir hesaba göre yaptı. Yoksa şartların zorlaması ile oluşan panik ortamda bir anlık fevri bir çıkış/saldırı değildir. Saldırdıkları geminin Türk gemisi olduğunu, öldürdüklerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olduklarını biliyorlar, bu saldırının Türkiye yankılarını da senaryolaştırmış oldukları aradan geçen zaman içinde açıkça görüldü.

Olayın ilk saat ve günlerinde Türkiye’de oluşan toplumsal tepki, basına olduğu kadar siyasete de yansımışken aradan geçen iki haftalık süre içinde basının bir bölümü –kendilerinden beklendiği gibi- İsrail’i mazur gösterecek gerekçeler üretmeye; siyasilerin bölümü de bu süreçten siyasi rant elde etme adına İsrail’in saldırı gerekçelerine kılıf bulma telaşıyla İktidara saldırmaya başladılar.

Devlet terörü uygulayarak uluslar arası sularda 9 insanımızı katleden, çeşitli milletlere mensup onlarca kişiyi yaralayan İsrail’in hiçbir mazereti yok, olamaz da… O zaman bu gözü dönmüşlüğün, bu kabadayılığın, bu meydan okumanın doğru anlaşılması gerekir. Dikkat ediyorum; İsrail hedef tahtasına yerleştirdiği Erdoğan figürü üzerinden kendini haklı çıkarma çabasında. Uzunca bir süredir Batı İttifakı içinde yer aldığı halde İsrail’e karşı sesini yükseltebilen tek dünya lideri Erdoğan’dan kurtulduğu takdirde, eski günlere dönebileceğinin hesabını yapıyor. Bunun için, etkisi altında tuttuğu tüm siyasiler ve basındaki lobi elemanları eliyle Erdoğan’ın çıkışını sorgulatma, taraftarlarını kuşkuya sevk etme, güven bunalımı ve benzeri onlarca kara propaganda unsuru ile saldırılarını sürdürmektedir. 

Neden? Çünkü İsrail, Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’nin varlığından rahatsız. Türkiye’de Müslümanlığına halel getirmeden demokratikleşme, kendi değerler sistemini terk etmeden Batı entegrasyonunu tamamlaması halinde yakalayacağı yükselme ve bölgesinde belirleyici güç olma ihtimali tüm Siyonist İsraillilerin korkulu rüyası olmaya başladı. Onların hedefindeki Türkiye, kontrol altında tutulabilen, güdülebilen, ABD yönetimleri eliyle dünya Yahudi lobilerinin kurduğu çok uluslu ağ sistemi içinde kendisine muhtaç, güdümlü, güdülebilen bir Türkiye. Türkiye’nin milli iradesine dayalı demokratik yönetimler ile değil, kapalı kutu askeri odaklarla işbirliği içinde sürgit İsrail çıkarlarını gözeten ve devam ettirilen bir Türkiye. Ama başarılı olamadı, İktidara haddini bildiremedi. Pes etti mi? Hayır. Şimdi Batı İttifakında yer alan tüm AB ve ABD’ndeki dostları ve etkili elemanları üzerinden “Türkiye eksen değiştiriyor, radikal İslamcı örgütleri kolluyor, korktuğunuz başınıza gelecek” tehditleriyle dışardan; İçimizdeki siyaset-medya sarmalındaki taşeronları tüm dünyadaki Yahudi sermayeli medya ağlarını onların hizmetine tahsis ederek, yoğun bir kara propaganda ve psikolojik harp yürütüyor. Amaç, Yükselen Türkiye ve Türkiye’nin bölgesine sunduğu değerler anlayışının ayağına pranga vurmak. Onu bu değerler sisteminden izole ettirmek.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ