Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,78
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,35

CHP’de psiko-sosyal çöküntü..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 15.04.2016
  • 358 kez okundu

“Başkan”
Recep Tayip Erdoğan’ın çok önemsediğim bir yönü, olaylara koyduğu kısa ve özlü
teşhislerdeki çok yüksek isabetli ifadeleridir. Örneğin, yüzlerce sayfalık
analizler/karşılaştırmalar yapsanız da, zihinlerde kalıcı özlü bir ifadeyle
PDY/FETÖ örgütlenmesini “Haşhaşi” nitelemesinden daha net, daha
kısa ve daha kapsayıcı olarak zihinlere nakşedip yerleştiremezsiniz.. bir başka
örnek; artık şirazesinden çıkmış, “Şizofrenik hezeyanları” ile
siyaset tarihimizin gelecekte ikrah ve nefretle anılmayı hak eden, CHP Genel
Başkanlığına bir komplo ile  oturtulmuş
zavallı figüranı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı psikolojik bunalıma “Siyasi
sapık”
demesi de yine bu kısa ve özlü teşhiste “Başkan”
Erdoğan’ın zihin kapasite ve kabiliyetinin bir örneği oldu. Bu teşhisin
doğruluğu/yanlışlığı tartışması devam ederken, “Başkan”
Erdoğan’ın imdadına(!) Kılıçdaroğlu yetişti. İçinde bulunduğu “Şizofreni”
illetinin pik yapması ile Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu için “Önüne
yatmak”
deyimini kullanma aşağılığını da aşmış, son grup toplantısında  daha da ileri giderek sadece bir bakana
hakaretle yetinmeyip, bütün bir AK Parti’ye ve seçmenine, dolayısıyla bu
millete “Hırsızların altına yattılar” diyerek hakarette
bulunmuştur. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, “küfür” ve
“hakaret”
boyutunu aşan, tiksindirici ve iğrenç ruh halinin gerçekten
bir “Siyasi sapık” olduğu konusundaki Erdoğan’ın teşhisindeki
isabetin de tescili oldu. Üstelik CNN Türk kanalında katıldığı söyleşide
de bu tür ifadelerini daha da ileri boyutlara taşıyacağını dillendirmekte
sakınca görmemiştir. Bu programdaki performansı ile de Başbakan Ahmet
Davutoplu’nun “hasta, tedavi edilmeli” tavsiyesinin isabetini de
teyit etmiş oldu.

Asıl
üzerinde durulması gereken, Kılıçdaroğlu’nun “Şizofrenik hezeyanları”
karşısında, ona alkış tutan milletvekili/partililerin de toplumda hızla
kaybetmekte oldukları siyasi itibarın kendi seçmenleri üzerinde doğurduğu
psiko-sosyal çöküntü. CHP seçmenindeki bu çöküntü iddiasının sahibi ben
değilim; hafta içinde Ensonhaber.com internet sitesinde ORC Araştırma
şirketinin CHP’li seçmenler üzerinde yaptığı bir araştırmanı sonuçları
yayınlandı.

Araştırmada
CHP’lilerin yüzde 59 oranıyla Kılıçdaroğlu’nu başarısız bulduğu,
yüzde 88 oranıyla CHP’nin iktidar olabileceğine de inanmadığı; CHP’nin Paralel
Yapı ile işbirliği ve yeni bir partiye ihtiyaç olup olmadığı sorusuna CHP’liler
yüzde 44 oranıyla partilerinin Paralel Yapı ile birlikte çalıştığını düşündüğü,
böyle düşünenlerin yüzde 90,6’sının bu durumdan rahatsız olduğu yer alıyor.
Aynı anket çalışmasının en can alıcı noktası olan “Solda yeni bir partiye
ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?”
 sorusuna CHP’li seçmen kitlesinin yüzde 65
oranıyla net bir şekilde yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu ortaya koymalarını
dikkate alınması gereken temel veri olarak görüyorum.

Önemsediğim
bu psiko-sosyal çöküntünün faturası da yine aynı araştırmanın bir başka can
alıcı sorusuna verilen cevaplarda gizli; yeni bir parti kurulmasını isteyen
CHP’lilere “Solda yeni bir parti kurulacak olsa bu partide hangi
isimleri görmek istersiniz?”
diye yöneltilen açık uçlu ve
çoklu cevap seçenekli soruya alınan cevapta; Deniz Baykal(yüzde 27), Muharrem
İnce(yüzde 22,4), Metin Feyzioğlu(yüzde 15,5 ), Mustafa Sarıgül(yüzde 11,5),
Mustafa Balbay(yüzde 10), Gürsel Tekin(yüzde 9,1), Tuncay Özkan(yüzde 8,9),
Yılmaz Büyükerşen(yüzde 6), Aylin Nazlıaka(yüzde 5,2), Fikri Sağlar(yüzde 3,4),
İlker Başbuğ(yüzde 2,1 ), Dursun Çiçek(yüzde 1,5), Uğur Dündar(yüzde 0,9) listede
yer alırken, mevcut genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 1’lik dilimde
bile yer almamış olması, onun son çıldırmışça saldırılarının kendi tabanındaki
yansıması konusunda da bize bir fikir veriyor. Umalım; CHP üst yönetimi bu
araştırmayı doğru okusun ve gereğini yapsın.

Hiçbir
zaman CHP’li olmayan bir vatandaş olarak bunları yazıp kayda geçmesine katkıda
bulunmamın sebebine gelince; Kılıçdaroğlu’nun oturtulduğu koltukta ilk günden
beri sürekli dozunu artırdığı kin ve nefret dilinin artık tolore edilebilir
sınırları aştığını, aklı başında kendi seçmenlerinin bile kabullenemediğini,
siyasi mücadelenin ahlaki ve meşru sınırlar dışına çıkarılmasına rızasının
olmadığını teyit eden olguları tarihe not düşmek olarak okuyabilirsiniz.     

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ