Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

ÇOCUKLUK YILLARI 2

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 25.05.2012
  • 461 kez okundu

Hızla gelişen ve değişen araçlarla birlikte ne yazık ki bu eski yöntemler ikinci planda kalmıştır. Şimdi yapılması gereken bu sözlü ve yazılı kültürden faydalanarak teknolojinin gereğine göre eserler ortaya koymaktır. Tabii bunlar yapılırken de ticari kaygılardan ziyade, çalışmaların genç nesillere vereceği fayda gözetilmelidir.Anne ve babalar, çocuklarına İslâm dünyasının kavramlarını öğretmelidir. Mesela peygamberler tarihini… Sonra İslâm tarihini sevdirecek, öğretecek, çocuğun o dünyaya girmesini sağlayacak kitaplar, belgeseller, filmler tercih edilmelidir. Bu yöntem de bıktırmadan, usandırmadan tatbik edilmelidir.

          Bu noktada anne babanın, çocuk üzerindeki tesirlerinin bilincinde olması gerekir. Ebeveyn, çocuğun altın çağları denilen dönemin baş aktörüdürler. Bilinçli ebeveynler ve bu çerçevede oluşturulmuş çevreler, çocuklarını bir insan olarak ve etrafını keşfetmeye çalışan çocuk olarak doğru ihtiyaçlara yönlendirebilirler. Fakat bu yönlendirme, son yılların moda deyimi olan sonsuz ‘özgür bırakma’ şeklinde olmamalı, gerektiği yerde ‘dur’ denilebilmelidir. 

Hayatımızı bütün yönlerden kuşatmış olan teknolojiyi yok ve zararlı saymak yerine, bir fırsata çevirebiliriz. Televizyonu, interneti, gazete ve dergileri çocuklarımızın doğru tercihler yapmasını sağlayarak faydalı hale getirebiliriz. Yoksa yasaklama usulü, tecrübe ile sabittir ki faydalı olmamakta, hatta bir süre sonra bir çeşit açlık meydana getirmektedir.

          Bunun yanında, herkes için olmasa da, okumuş bir genç, kendini okuryazar olarak ifade eden bir genç, İslâm tarihini ve gerektiği kadar dünya tarihini bilmelidir. Özellikle medeniyet tarihi dediğimiz, tarihî olaylardan ziyade, anlayışı göstermeyi amaçlayan bir yol izlenmelidir. Okuma alışkanlığı edinmelidir. Ruhî olgunluğa erişebilmek için nitelikli kitaplar okumalıdır. Bu tür özellikler kişinin fikrî yönünü güçlendirdiği gibi, hiç farkında olmadan dünyasını kuşatan olaylara ve fikirlere karşı da onu hazırlayacaktır. Medeni toplumlar, sağlam nesiller yetiştirerek yükselmiş, refaha ermişlerdir. Biz okumayan bir milletiz. Aslında okumak da sadece kitap okumak değildir. Okumak; hayatı okumak, kâinatı anlamak ve yaratılış gayesine münasip hareket etmektir.

           Anne babanın çocuk üzerindeki tesiri belli bir yaşa kadardır. Daha sonra okullar giriyor devreye. Fakat eğitim sistemimiz çocukların önünde büyük bir engel. Yıllardır eğitim sistemimiz tartışılıyor. İki yılda bir değiştiriliyor. Öyle ki sistem deneme tahtasına dönmüş durumda. Kurtuluşu değişimde aramak, bir hastalığa dönmüş denilse yeridir. Yanlış veya doğru, nasıl olursa olsun, yeter ki değişsin denilerek doğruyu bulmaya çalışmak ne kadar doğru olabilir?Oysa meselenin bir muhteva ve bakış açısı olduğunun üzerinde kimse durmuyor. Birçok alanda olduğu gibi, talim terbiyede de şekilciyiz. Sadece şekle dayanan değişikliklerle ilerleme kaydedebileceğimizi sanıyoruz. Nitekim bu yanlış adımların sonunda eğitime hiçbir katkısı olmayan dershaneler girdi hayatımıza. 90’lı yıllarda hızlanan dershanecilik günümüzde vazgeçilmez bir unsur haline gelmiş durumda.

              Oysa hiçbir şeyi sorgulamayan, sadece test çözme tekniğine dayalı bir yöntem çocuklarımızı çok derinden yaralamaktadır. İlkokuldan üniversiteye, on beş yılı aşan eğitim dönemi, ne yazık ki sadece soru ve cevap yöntemine hapsolmuş kalmıştır. Bir de eğitime para hırsının karıştırılması, genç nesilleri sağlıklı olmayan bir talim terbiye ile karşı karşıya getirmektedir. Bir tarafta sadece para kazanmak için eğitenler, diğer tarafta daha ilkokuldan itibaren çocuklarını bu sistemin çarkına kaptırmış anne babalar vardır. Çocuklar kabiliyetlerine göre yönlendirilmek yerine, ebeveynin hırslarına kurban gitmektedir.

            Konuşmamız gereken pek çok sorunumuz var. İlk sorunumuz da hastalıklarımızın farkında olmamak. İlk bu noktadan başlamalıyız. Doğru bir teşhisle, birer birer sorunların üzerine gitmeliyiz. Bütün bunları yaparken de kısa vadeli hesaplar yapmamalıyız. Hesaplarımızı dünyayı da ahireti de göz önünde bulundurarak yapmalıyız. Sağlam nesiller yetiştirmeliyiz.Yılları heba etmeden.Nesilleri heba etmeden.Hoşçakalın.*rç*

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ