Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,89 / Satış: 5,91
€ EURO → Alış: 6,50 / Satış: 6,52

DOĞRU SÖYLE

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 05.09.2012
  • 398 kez okundu

“Yalan atla
gider, hakikat ise yürür. Fakat yine de tam zamanında yetişir.” deniliyor bir
Japon atasözünde.   Yalan; gerçek olmayan, asılsız, uydurma, gerçeğe
aykırı olarak söylenen söz anlamlarını taşımaktadır. Yalancılık bir meslek ve
hatta daha da ileri, bir sanat olmuş durumdadır. Maalesef, teknolojik
ilerlemelerin bu kadar hızlı yaşanması da engelleyemiyor yalanı ve yalan
söylemeyi.
 

 Yalan
söylemek, hayatımızda yediğimiz yemek, içtiğimiz su kadar normal kabul
edilmekte. Küçükten büyüğe, yaşlıdan, gence bir çok kişi herhangi bir şekilde
yalan söyleyebiliyor. İşin garip tarafı herkes yalan söylenilmemesi gerektiğini
çok iyi biliyor. Yalanın zayıf karakterli insanların silahı olduğunun da
farkında insanlar.
 

 Yalan
insanlar arasında güven duygusunu ortadan kaldıran, aileleri parçalayan ve
komşuluk ilişkilerini engelleyen bir hastalıktır. Yalancı küçük bir çıkar için
başkalarını aldatır. Böylece hem kendi saygınlığını zedeler hem de başkalarına
zarar vermiş olur. Yalan söyleyen kişi kendisine olan saygı ve güvenini yitirir
ve içinde gizlediği gerçek, sürekli onu rahatsız eder. Özü sözü doğru olan
insanlar her zaman toplum tarafından sevilirler. Doğru sözlü olmayanlar ise
haklı olarak genellikle kimse tarafından sevilip sayılmazlar. Hatta “doğru
söyleyeni dokuz köyden kovarlar”, “yalandan kim ölmüş” gibi sözler sık sık
kullanılır olmuş toplumumuzda.

Yalan söylemek, ille ağzımızdan çıkan kelimelerle sınırlı değildir. Hile
yapmak, dolandırmak vb. yalanın diğer branşları olmaktadır. Bu girişim sözle,
jest yoluyla ya da susma yoluyla olabilir. Sabah yatağımızdan kalktığımız
andan, gece yatağa girip uykuya dalmamıza kadar geçen sürede, sayısız
yalanlarla karşılaşmaktayız. Yediğimiz ekmeğin gramajının eksik olmasından
tutun da, ekonominin mükemmel durumunda olduğu konuşulması, demokrasinin tıkır
tıkır işlemesinden bahsetmesine kadar. 

 İşine
geç kalan memurun söylediği bahaneden, dersine çalışmayan öğrencinin uydurduğu
klasik “akşam elektrikler kesikti, misafir geldi çalışamadım” yöntemi hala
kullanılmakta. Şakalaşmak, gülmek, güldürmek güzel, mutluluk verici, ama işin
içine yalan karışmadığı sürece. Bizler, şakacıktan yalanı bile yasaklayan bir
Peygamberin ümmetiyiz. Yalan yalandır, şakası makası olmaz.

Eskiden dürüstlüğün her şeyin üstünde olduğu söylenirdi, şimdilerde de yine
söylenen bu. Ama her başı sıkıştığında ve ilgi çekmek istediğinde, kendini
dışlanmış hissettiğinde insan yalan söylemeye meyledebilir ve artık söylediği
yalanlara inanmaya ve takip edemediği için zor durumda kalmaya başlar. Oysa
düşünmeden konuşmanın cezası, konuştuktan sonra düşünmeye mahkûm olmaktır.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ