Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

DOSTLUK BAĞLILIĞI-3-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 14.12.2011
  • 389 kez okundu

      Vefa, günümüz insanında azalan, gün geçtikçe kaybolmaya doğru giden bir haslet artık. Onun için evlilik öncesi sadakat adına verilen sözler kısa bir süre sonra unutuluyor, her şart altında sadık kalınacağına dair verilen sözler, atılan imzalar çok çabuk unutuluyor ve ne yazık ki atılan imzaların daha mürekkebi kurumadan eşler ayrılıveriyorlar. Bir zamanlar bizi besleyen, büyüten, canından bir parça sayan anne ve babaların gözleri, bayramlarda bile gelip hatırını sormayan vefasızlar için sözde ‘huzur’ evlerinin pencerelerinden yollara bakmaktan yorgun düşüyor.

      Nice anne ve babalar evlatlarına verdikleri söze yüz çevirerek, sokakların tehlikeli karanlıklarında öz evlatlarının tükenişine göz yumarak rahat bir uykuya dalabiliyor. Birlikte yaşanan zamanlardaki en kavi, en güçlü dostluklar zaman içinde hatırlanmaz hale geliyor. Ulaşımın ve iletişimin zirvede olduğu bu çağda yakınlaşmalar, kavuşmalar ve kucaklaşmaların daha fazla olması gerekirken, insanlar en sevdiklerine bir selam bile göndermeyi kendilerine yük sayıyor.

        Hızla dönen dünyanın içinde başı dönen insanlarız. Birçok hasleti olduğu gibi, vefayı da hayatımızdan siliyor gibiyiz. Vefa sadece lügatlerde mi yalnız; yoksa bizim de zaman zaman hatırladığımız, fakat sadık kalamadığımız için ruhumuzun en kuytusunda unutuluşa terk ettiğimiz bir kavram mı?

            İnsanın her çağda hüsranda olduğu bir gerçek. Günümüzde ise maneviyatsızlık alevinin her iki dünyamızı da tehdit ettiği aşikâr. Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri bunca sözü bir cümlede özetleyerek: “Zamane dostlarından vefa ummak, şûrezârdan (çorak, verimsiz topraktan) mahsulât beklemeye benzer.” diye buyurmuşlar.

      Millet ve fert olarak varlığımızı devam ettirebilmemizin yegâne yolu, bizi biz yapan manevî ve maddî değerlere sahip çıkmaktan geçer. Başta Yaradan’a olmak üzere, dünya ve ukba saadetini temin için insanlığa hizmet etmiş önemli şahsiyetlere, aile fertlerimize, dostlarımıza karşı vefakâr olabilseydik keşke. Unutmak ve unutturmak yerine, hatırlanması, yaşatılması gereken ulu kişilerin adını ve hayatını öğretebilseydik çocuklarımıza… Onların yaşadıkları onca çilelere, horlanmalara, hatta canlarını hiçe sayışlarına karşılık, bizler sadece şükranla ve minnetle yad edenler olabilseydik onları.

      Vefa duygusu da vicdan gibidir. Eksikliğinden dolayı bir yanımızın kanadığını, sızladığını hissederiz. Nasıl ki tamamen silip atamadığımız duygularımız, hislerimiz vardır, vefa duygusu da derinde, ama hep bizimle yaşayan, fakat çoğu zaman karşımızdakilerden beklediğimiz, bencilliğimiz sebebiyle en yakınımızdan bile esirgediğimiz, üzerini zaman perdesiyle örttüğümüz en insan yanımızdır.

      Keşke, bütün unutulmuşluklara, bütün uzaklıklara, zaman ve zamaneye karşı; karşılık görmesek de, hiçbir beklenti içinde olmadan, Fuzûli gibi bizler de; “Sevgili bana sürekli eziyet etse de, ben ona yine vefa gösteririm” diyebilseydik. Dostça kalın….

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ