Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Fazilet mücadelesindeki Türkiye!..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 06.05.2010
  • 300 kez okundu

Dün “Fosilleşmiş düşünce kıskacındaki Türkiye!..”başlıklı yazımda yeminle teyit ederek yazdım; 21.yüzyıl Türk demokrasi tarihini okuyacak olan gelecek kuşakların karşılaşacakları “fosil düşünce” örneklerini.. bugün bir başka örnekle daha irdeleyelim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2009 sonu itibarıyla ülkelerin hukuk karnesini açıkladı. Türkiye ile ilgili istatistikler, Meclis’te görüşmeleri devam eden anayasa değişikliğinin ne denli gerekli olduğunu rakamlarla göz önüne seriyor.

 
İstatistiklere göre AİHM, kuruluş tarihi olan 1959’dan bu yana ülkemizle ilgili 2 bin 295 davayı karara bağladı. Bu davaların 2 bin 17’sinde ülkemiz, yüklü miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm edildi. Sadece 46 başvuru lehimize sonuçlandı. 204 davada ise Türkiye, mahkûmiyet kararı neticelenmeden tazminat ödemeyi kabul etti. Hakkında açılan davaların yüzde 86’sını kaybeden Türkiye, AİHM önünde halen beklemekte olan dosya sayısında da Rusya’nın ardından ikinci sırada geliyor. Kurulduğu 1959 yılından bu yana verdiği 12 bin 198 kararın yüzde 18,8’i; beklemede olan 124 bin 650 başvurunun da 14 bin 200 tanesi (yüzde 11,4’ü) de Türkiye ile ilgili. ‘Aleyhine en fazla karar verilen ülke, Türkiye’. Özet bir ifadeyle, Türkiye’nin bakılan 2295 dosyasından sadece 47 tanesindeki karar HUKUKA uygun. Geriye kalan 2248 dosyadaki kararlar Hukuka uygun değil. Güncel Anayasa değişikliği tartışmasındaki odak noktanın Yargı reformu olduğunu düşündüğümüzde, Anayasa değişikliklerine karşı çıkan, Muhalefet partileri ve onlara mensup Milletvekilleri, Türkiye’de hukuksuzluğu savunup, ülkemizde hukuksuzluğun devam etmesi için var güçleri ile çalışmaktadırlar dersek haksızlık etmiş olmayız.
 

Hafızalarımızı tazelemek için bir not; tüm bu tablolar, bize, Devlet Hazinesini talan edip hortumlayan Siyasi HORTUMCULARIN, Yüce Divan’da nasıl “Aklandıkları(!)” hakkında çok net ve açık bilgiler/fikirler vermektedir. Siyasi VURGUNCULARIN “aklanması(!)” hakkındaki kararları, bir de bu gözle okumak lazım. Gündemdeki Yargı reformu ile ilgili, Anayasa değişikliklerinin, ne derece GEREKLİ olduğunu, bu tablo açık ve net olarak ortaya koymaktadır.

 
Ülkeyi VESAYET altına alan bu totaliter jüristokrasi rejiminin, en acımasız dozunu yıllardır uygulamaya koyan bu vahim yapıyı savunan “Siyasi Avukatlar”ın, Türk halkına olan sevgisizliğinin ve düşmanlığının en büyük delili, bence işte bu tablo.

Adına ister değişim deyin, ister ‘Sivil darbe’ deyin, sonuçta Anayasa değişikliği paketinde  en çok tartışma yaratan konular belli; Bir idari tasarrufu düzenleyen HSYK’daki yapısal değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin kast sistemini “elitlerin vesayeti” altından çıkaracak olan TBMM’nin üye seçmesindeki Yargıya ilişkin tasarruf ve son olarak ta bazen az, bazen devasa oy yığınlarının iradesini arkasına alıp siyasi hayatta varlık gösteren partilerin kaderini 1 Savcı ile 11 atanmış Yargıcın tasarrufundan çıkarıp, Meclis iradesine bağlayan siyaset anlayışının ikame edilmek istenmesi diyebiliriz. Kavgaya sebep bu üç ana unsurun dışındaki konular teferruat.. bunlar arasında da ana unsur Anayasa Mahkemesinin yapısı…

Tartışmaların tarihsel arka planına baktığımızda, Anayasa Mahkemesi’nin kendisi, üye sayısının 17’ye çıkarılmasını, bunun 4’ünü çeşitli kurulların göstereceği adaylar arasından TBMM’nin seçmesini istediğini, bu konuda eski Başkan Mustafa Bumin’in 2003 konuşmasında buna neden ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyduğunu, Türkiye Barolar Birliği’nin hazırlattığı taslaklarda da Anayasa Mahkemesi’ne TBMM’nin sınırlı sayıda üye seçmesi öngörüldüğünü hatırlarsak, sanırım daha isabetli bir noktada durmuş oluruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ