Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,31 / Satış: 6,34

GEÇMİŞE ÖZLEM (NOSTALJİ) -4-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 15.10.2011
  • 311 kez okundu

*Nitekim Kur’an-ı Kerim, geçmiş ümmetlerin kıssalarını naklederek, bizi tarihle irtibat kurmaya çağırır. Bu çağrı, anlatılan geçmişten ya ibret alarak ya da örneklik devşirerek bugüne dönmemiz, bugünü murad-ı ilahîye uygun yaşayarak zayi etmememiz içindir. Kıssaların anlatıldığı ayetlerde bunların ibret olsun veya örnek alınsın diye aktarıldığı mutlaka vurgulanır bu yüzden. Mesela Muhacirlerden Hâtıb b. Ebu Beltea r.a.’ın, Mekke’de kalan aile efradını koruma endişesiyle, gizli tutulan Mekke’nin fethi hazırlıklarını bir mektupla Kureyşli müşriklere bildirmek istemesi üzerine nazil olan Mümtehine suresinin ilk ayetlerinde, iki yerde Hz. İbrahim a.s. ve onunla beraber hareket edenlerde müslümanlar için “güzel bir örnek” olduğu haber verilir. Bu hatırlatma Hâtıb r.a.’ın sergilediği davranışın yanlışlığını ve böyle durumlarda takınılacak doğru tavrın ne olduğunu anlatmak içindir.

*Hz. İbrahim a.s.’ın örnekliğiyle hatırlatılan doğru tavır, dünyalık endişelerle müşrikleri dost edinip onlara güvenmeye ve yaranmaya çalışmamak, sadece Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir. Bugün benzer sıkıntılarla karşılaştığımızda böyle yapmak yerine, sadece Hz. İbrahim a.s.’ın tavrının ne kadar doğru olduğunu anlatmakla, ona imrenmekle yetiniyorsak nostalji illetiyle istikametimizden sapmışız demektir.

*Erzurumlu İbrahim Hakkı (k.s.)  hazretleri, “maziye gitme” yahut “yönelme“ demez; “maziye göçüp kalma” der. Çünkü bazen bugünü kurtaracak doğru davranışları getirmek için maziye gitmek gerekebilir. Bu niyetle gidiş, dönüşü olan bir gidiştir. Nostalji ise tam da maziye göçüp kalmaktır. Demek ki bizim maziye dair duyarlılığımız, niyetimize göre istikamet üzere yol almamıza da vesiledir, nostaljiye düşüp istikamet kırılmasına uğramamıza da… Böyle bir tehlikeye karşı tedbirli olmamız gereken geçmiş zamanlarımız vardır bizim. Sâdât-ı Kiram’ın irşat menkıbelerini, Maveraünnehir dervişlerinin Anadolu’yu İslâmlaştırma sürecini, Osmanlı’nın cihan devleti olduğu zamanları hasret ve gıptayla anar, anlatırız. Ama en çok da haklı olarak Asr-ı Saadet’ten söz ederiz.

*Asr-ı Saadet hiç şüphesiz müslümanların “altın çağ”ıdır. Fahr-ı Kâinat Efendimiz s.a.v. ile birlikte “İnsanların en hayırlıları” olduğu ayet ve hadisle sabit Sahabe efendilerimizin birlikte yaşadıkları en şerefli zaman dilimidir. Bütün bir insanlık için “en güzel örnek” olan Peygamber-i Zîşân, örnekliğini bu devirde sergilemiştir. O’nun gökteki yıldızlara benzettiği Ashab-ı Güzin’inin, İslâm’ın hayata kemâl seviyesinde nasıl tatbik edileceğini bizzat yaşayarak gösterdikleri emsalsiz bir çağdır Asr-ı Saadet. Elbette özlediğimiz, medh ü sena ile andığımız, imrendiğimiz, referans kaynağı kabul ettiğimiz, bizim için en önemli ve değerli zaman dilimidir. Fakat nostalji tehlikesini yeşertip büyüten de işte böyle zamanlardır. Altın çağlar güzelliği ve cezbediciliği ile sizi kendisine göçüp kalmaya çağırır adeta. Dikkat etmek gerekir. Zira tahassürümüzdeki samimiyet, örnek alınması gereken dönemi nostaljik bir yaklaşımla hayatın dışına çıkarmanın, hükümsüz kılmanın vebalini ve kaybını asla karşılayamaz.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ