Geleneğin Ağırlığı

Sosyal yaşam içinde muhafazakâr yapısını sürdüren bölgeler de kendini gösteren gelenekler, varlığını sürdürdüğü yerlerde belirleyici rol üstlenirler. Bu yönleriyle bir iç disiplin anlayışını da oluştururlar. Toplumsal yapıya zıtlık teşkil eden bir davranış biçimi, geleneğin duvarlarına çarparak hizaya gelir. Her ne kadar değişen toplumsal yapı, modernizm adı altında geleneklerimizi bir bir yıkmaya devam etse de; yine de bakir kalmış yöreler, birçok geleneği tüm güzelliğiyle yaşatmaya devam etmektedirler…

Şahsi kanaatim yasanın, inancın ve hukukun yerini almadığı sürece, yardımcı faktör olarak geleneklerin, varlığının korunması taraftarıyım. Fakat söz konusu alanların üzerine taşmış bir gelenekçiliğin de özü tahrip ederek, baskıcı ve asıldan uzaklaştırıcı olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında gelenek, toplumsal gelişmeye zarar verici ve asıl değerlerimizin yerini işgal edici bir konuma gelebilir. Nasıl mı? Hukuk kuralları varken yasa tanımaz bir şekilde gelenekçilik, dini kurallar varken dinin üzerinde bir gelenekçilik, bilimsel verilere ters düşen ve adı gelenek olan bir gelenekçilik, gelenek olmaktan ve fayda sağlamaktan fersah fersah uzaktır, hatta zarar vericidir…

Yıllanmış kurallar olması bakımından gelenekler konusunda toplumlar, oldukça dirençlidirler. Kolay değişmez ve değiştirilemezler… Gelenekçiliğin hâkim olduğu bir bölgeye -yöre, kasaba veya köye- yeni bir düzenleme getirilmek istendiğinde; hemen tepki koyduklarını görürsünüz.Bizim büyüklerimizden gördüklerimiz böyle değildir. Senin yaptığın bize terstir. Kaç yıllık eski köye, yeni adet mi getiriyorsun”gibi reaksiyonlarla karşılaşmanız hiç de sürpriz olmaz! Bu yüzden toplumda yer etmiş yanlış da olsa geleneklere karşı durma cesareti gösterebilenler, kesin yorulurlar, üzülürler ve sert duvarlarla karşılaşırlar… Ellerindeki veriler çok güçlü olsa dahi… İdealist bir kişinin geleneğe karşı bir tez ileri sürerken, bu dirence hazırlıklı olmasında oldukça fayda vardır. Çünkü insanın üzerinde bir yılgınlık etkisi yapar ve idealizmi baltalar…

Kendi içinde gelenekler, bir bakıma iç tüzük kuralları gibidir. Bazen olur yasaların yönetip denetleyemediği ve düzenleyemediği şeyleri gelenekler düzenler. Çünkü geleneğinde kendince bir ağırlığı vardır ve sosyal baskıyı da beraberinde taşır…

Günümüz değişen şartlarına uyum sağlayan, insani olan ve insanlığın faydasına olan her türlü kural, örf, adet, gelenek ve göreneklerin; sosyal hayatın sürekliliği içerisinde devam ettirilmeye değer olduğu düşüncesindeyim. Çünkü, nasıl ki Anayasayı tamamlayan kanun ve yönetmelikler varsa, geleneklerde bu bağlamda toplum ahenginin sağlanmasına manevi katkı sağlarlar. Hangi sahada ve alanda doğru bir gelenek varsa;  huzur ve ahengin sağlanmasına da olumlu katkılar sağlayabiliyorsa, totaliter değilse ve aslın yerini almıyorsa, geçmişten gelen tecrübelerin bir ürünü ise; o geleneğin yaşatılmaya değer olma hakkı olduğu, zannımca geçerli bir sav ve savunu olmalıdır.

Geleneğin Ağırlığı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

escort - escort bodrum - adana escort - adana bayan escort - escort adanaescort - escort bodrum - adana escort - adana bayan escort - escort adana