Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,35

Kadir Gecesinde İlk Emir “Oku”

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 06.09.2010
  • 570 kez okundu

Hayatın baş döndürücü akış hızını frenleyemediğimizde bizi bekleyen felaketlerin ikaz ışıkları gibidir bazı duraklar. İşte o duraklardan birini daha geride bıraktık; Kadir Gecesi. Burada gecenin inanlar için nasıl değerlendirileceği yada değerlendirildiği konusuna girecek değilim. Onu yetkinliği tartışmasız köşe yazarımız arkadaşım Müftü Hikmet Yazıcı kendi köşesinden değerlendiriyor zaten. Benim dikkat çekmek istediğim nokta, içinde Kadir Gecesi olmayan bin aydan daha hayırlı bir gecenin, bu hayrının hikmetine –aklım erdiğince- dikkat çekmek.

 

Kutsal Kitabımız Kur’a-ı Kerim, bu gecede inmeye başladı. Allah kelamı olan Vahiy, Paygamberimiz(sav)’e ilk bu gecede gönderildi. Bu Vahiy’in indirildiği gecenin “azamet” ve “şeref” anlamındaki “El-Kadr” ile ifadelendirilmesi bile, başlı başına bir başka hikmet bütünlüğünün olduğunu ortaya koymasının ötesinde, bu geceye verilen payedeki ilk emre bakmakta yarar olduğu kanaatindeyim.

 

O ilk emrin indirilişine Kadir suresinde yüklenen anlama bakalım; “Biz onu(Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik./ Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?/ Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır./ O gece, Rablerinin izniyle melekler ve ruh(Cebrail), her iş için iner dururlar./ O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.”

 

İşte o gece’nin ilk emrindeki hikmeti anlamaya çalışmak, emrin salt kendisini anlamak kadar önemli.

 

Bunun için bin aydan daha hayırlı olduğu, rahmet ve berekete vesile olduğu, bu sebeple insanlık için taşıdığı önemden hareketle bakıldığında ilk nazil olan ayetlerin -ki Alak Suresi’nin ilk ayetleridir- “OKU” emriyle başladığını görmekteyiz. Hikmetin derinliği, “OKU” emrinin devamında, sanki salt okunacak olanan bilgilenme araçlarıyla sınırlanmadığını düşündüren insanın yaratılışından bahsedilmesidir. Alak suresi’nin ilk beş ayetinde; “Yaratan Rabbinin adıyla oku!/ O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı./ Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir./ O Rab ki kalemle yazmayı öğretti./ İnsana bilmediği şeyleri öğretti” denildikten sonra, son ayetle(19) “Allah’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklaş!” emirlerinin kapsamını kendi bütünlüğü içinde doğru okuyup anlamak gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.

 

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde hepimizin bu gününü ve yarınını dorudan yada dolaylı etkileyecek olan hayatın pratikleri karşısında karar arifesinde olduğumuz bir gerçek. Bu gerçeğin idrakine varabilmenin, hayatımızın sanki olmazsa olmazları arasındaki yeri tartışmasız, tüm zihinsel faaliyetlerimizi kendi kapsama alanına hapsetmiş bir referandum olgusunu da doğru anlamak için herhalde bilginin ve bilinmesi gerekenlerin ilk anahtarını bu “OKU” emrine uygun davranışlarımız belirleyecektir.

 

Amacım buradan hareketle bir siyasi söyleme dayanak bulma değil; amacım, okumazsanız, 28 Şubat sürecinde çocuklarınızın neden dinle tanışmasının 7 değil de 15 yaş sonrasına(ergenlik dönemi arkasına) ertelendiğini anlayamazsınız. Okumazsanız, resmi ideolojinin dayattığı yaşam biçiminin, hak ve özgürlüklerinize vurulmuş prangalar olduğunu anlayamazsınız. Okumazsanız, geleceğiniz için biçilen rollerde nasıl bir çaresizliğe itileceğinizin tuzaklarını/kumpaslarını size gösterecek pencereleri aralayamazsınız. Okumazsanız,  “Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir” ayetindeki hikmetin derinliğine inemezsiniz. Okumazsanız, tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçireceğini öğrenemezsiniz. Okumazsanız, Allah’ın herkese yaptığının, yapması gerekirken yapmadığının, söylediğinin ve söylemesi gerekirken söylemediği şeylerin hesabını soracağını bilemezsiniz. Okumazsanız, Kur’anı asrın idrakine sunamazsınız, Haz. Musa’nın dilinden dökülen yakarışın, serzenişin, ilticanın benzerini Allah’a, “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak mı edersin Allah’ım!” diye nida etmeye hakkınız olmaz. Mehmet Akif’in, “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı/ Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı” beklentisine cevap veremezsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ