Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,66 / Satış: 5,69
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

MİSAFİRLİK -1-

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 03.10.2011
  • 341 kez okundu

*Hani bizde bir söz vardır “insanın çulu nerde ise gönlü ordadır” diye. Evlerimiz sığınaklarımız gibidir. Kapımızı sıkıca kapattıktan sonra her türlü sıkıntı ve tehlikeden uzak hissederiz kendimizi evimizde. Her ne kadar evimizde gün boyu uzanıp başımızı dinlemek huzur verse de bize, insanlarla iletişim kurmadan da yaşayamayız. İki gün yalnız dursak, üçüncü gün dayanamayıp bir kapıyı tıklatma, iki çift kelam etme ihtiyacı duyarız birileriyle. Yakın ya da uzak çevremizde ikamet eden kimseler olabilir bu birileri. Kimler olursa olsun, kendilerini ziyaret etmemiz onları hoşnut etmeli, rahatsızlık vermemelidir.

*Merkezi bir muhitte ikamet ediyor olabiliriz. Ya da dostlarımızın sık sık uğradığı bir mekana yakın olabilir evimiz. Bu da kapıyı çalıp selamı veren eş-dostun kendisini evimizin orta yerinde buluyor olması ile sonuçlanabilir çoğu zaman; ne güzel! Fakat işin kötüsü, habersiz yapılan bu ziyaretlerin uzun tutulmasıyla o güne dair tüm planlarımızın suya düşmesidir. Tabii ki samimiyetimize güvenilerek ve sevildiğimiz için çalınır kapımız, buna şüphe yok. Fakat bizim de özel hayatımız, gidecek bir yerimiz, yapılacak işlerimiz vardır.

*”Gönül ne çay ister, ne çayhane, Gönül muhabbet ister, kahve bahane” demiş eskiler. Bir tanıdık ya da dostla herkes özler bir kahve içip, muhabbet etmeyi. Evinde misafir ağırlamak da ayrı bir memnuniyet kaynağıdır. Efendimiz (s.a.v) ve sahabelerin hayatlarında da misafir ağırlamaya olan düşkünlüklerine ilişkin pek çok örnek bulabiliriz. Büyüklerimizin, “Bugün ne iyilik yaptım ki Rabbim bana misafir gönderdi?” diyerek hamd etmeleri ise oldukça manidardır. Evimize gelen kişiyi nimet biliriz; başımızın üzerinde yeri vardır, evde neyimiz varsa ikram etmeye uğraşırız. Biliriz ve inanırız ki “misafir on rızıkla gelir, birini yer, dokuzunu ev sahibine bırakır”.

*Fakat işin arka planında, ev sahibi o an gerçekten misafir ağırlamaya müsait değilse, üzerindeki tedirginliği sezmek için feraset sahibi olmaya gerek yoktur. Belli etmemeye çabalasa da; “Daha oturur mu ki?” dercesine bakan gözleri, gelen kişiyi her an uğurlamaya kalkacak umuduyla kanepenin uç bölümüne oturması, konuğun muhabbet açma teşebbüslerine kısa cümlelerle karşılık vermesi, ev sahibinin hiç de uygun bir pozisyonda olmadığını ele verir kolayca. Yine de gelen kişi, “Rahatsızlık veriyor muyum acaba?” diyerek hassas düşündüğü takdirde farkına varabilir bu durumun.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ