Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

Öğretmenimin Not Defterine Not

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 20.09.2010
  • 512 kez okundu

Bugün İlköğretim Haftasının ilk günü. Öğretmenimin Not Defterine Not düşmeden önce 2010-2011 Eğitim Öğretim yılının tüm öğrencilerimize, ailelerine ve bu işin yükünü omuzlayan eğitim ordusuna başarı ve mutlulular getirmesini içtenlikle temenni ediyorum. O hizmet ordusunda çeyrek asır hizmet vermiş olmanın getirdiği rüçhan hakkımı kullanarak bugün bu köşeden, hoşgörülerine sığınarak, özellikle İlköğretim Okulu “Öğretmenimin Not Defterine Not” düşmek istiyorum.

 

Öncelikle, aklımızdan çıkarmamamız gereken temel ilkemiz şu olmalı; her başarısızlığın altında fark edilmeyen bir neden, her çocuğun başarılı olabileceği bir alan mutlaka vardır. Bize düşen şey; başarısızlık faktörünü de, başarılı olunabilecek alanı da bulma çabasının yorgunluğunu göze alabilmek.

 

Orta yaşın üstündeki eğitimcilerimiz hatırlayacaklardır; bundan 40 yıl öncesine kadar her öğrencinin zeka yapısı ve öğrenme yöntemi birbirinin doğal bütünleyicisi olarak kabul edilir, bir öğrencinin zeka seviyesini belirlemede tek gösterge olarak öğrencinin matematik sorularındaki başarısının/başarısızlığının tespit edildiği varsayılan Matematiksel-Mantıksal IQ (Intelligence Quotient) testi neticesine göre kategorize edilirdi. Sonra buna bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü olan Duygusal Zeka EQ (Emotional Quotient) eklendi. IQ’daki robotik ölçümlemeye karşın , EQ’nun ölçümündeki duygusal bilgi veya tecrübe il e zeka arasındaki farkın iç içeliği daha insani bir olgu olarak algılandı ve bir başarı faktörü olarak bilim adamlarının önermeleri arasındaki yerini aldı.

 

25-30 öncesinde geldiğimizde ise, bilim dünyasında yapılan daha geniş tabanlı araştırmalar IQ ve EQ testlerinin sadece Matematiksel-Mantıksal (Mathematical-Logical) ve Sözel-Dilsel (Verbal-Linguistic) becerileri, Duygusal Zeka (Emotional Quotient) tecrübi bilgi yığınlarını ölçebildiği, oysa bu testlerden yüksek puanlar alıp da hayatı başarısızlıkla geçen binlerce insanın bulunması, Çoklu Zeka Kuramı (Multiple Intelligences Theory)nın  ortaya atılması ile neticelendi. Burada ne IQ testinin, ne  EQ testinin, ne de Çoklu Zeka Kuramı’nın irdelenmesine girecek değilim.

 

Ancak, şunu kabul etmek gerekir ki, her birey/öğrenci gerek zeka yapısı ve gerekse öğrenme yöntemi açısından kendi dışındaki tüm bireylerde/öğrencilerden farklıdır. Çinlilerin meşhur “İşitirsem unuturum, Görürsem hatırlarım,Yaparsam bilirim” özdeyişi, belki eğitimdeki başarı faktörlerinin ilk basamağı olmalı. Kiminin görerek öğrenmesine karşılık, kiminin işiterek, bazılarının da dokunarak ve hareket ederek öğrenebileceklerine dikkate alan bir öğretmenin bütün öğrenme stillerini kullanarak (görsel, işitsel, dokunsal) dersi anlatması gerekir.

 

Eğitim sistemimizin eğitim öğretim yöntemlerinde kullanılan ders araç ve gereçlerinin yetersizliğinin giderilme çabası ve güncelleneme hamleleri, öğretmen öğrenci ilişkilerine getirilen yeni bakış açısı, okulların ekonomik ve fiziki yapılarındaki iyileştirmelere kendini adapte edebilen eğitimcilerimizin öğrencileri ezberden uzak tutmak, sorunları çözerken düşünüp analiz edebilme ve sahip oldukları potansiyelleri olabildiğince öğrenme sürecinde kullanabilme yetilerini kazandırabilmek ulaşılması gereken en önemli hedef olmalı ve bunun için de çağdaş eğitim kuramlarını dikkatle takip etmeleri kaçınılmazdır.Her eğitimcinin ajandasının artık olmazsa olmaz  notu Çoklu Zeka Kuramı (Multiple Intelligences Theory) adı verilen bu yeni kurama göre, birden fazla zekanın varlığı gerçeğine göre kendini yenilemesi ve kendisinin ellerine teslim edilen beyinleri eğitirken,

a) Sözel-Dilsel Zeka (Verbal-Linguistic Intelligence),

b) Mantıksal-Matematiksel Zeka (Logical-Mathematical Intelligence),

c) Görsel-Mekansal Zeka (Visual-Spatial Intelligence),

d) Müziksel-Ritmik Zeka (Musical Intelligence),

e) Bedensel-Kinestetik Zeka (Bodily-Kinesthetic Intelligence),

f) Kişilerarası-Sosyal Zeka (İnterpersonal Intelligence),

g) Kişisel-İçsel Zeka (Intrapersonal Intelligence),

h) Doğa Zekası (Naturalist Intelligence) kategorilerindeki her olgunun her bireyde/öğrencide bulunduğunu, ancak, her bireyin/öğrencinin yoğun olarak kullandığı bir zekasının olduğunu, bunun da diğerlerini baskılayabileceğini göz önünde bulundurmak lazım. Bireyin/öğrencinin zeka dinamiklerinin her türlü gelişim ve değişime açık olduğu ve aynı zamanda yaşadığı çevrenin inanç, kültür ve sosyal çevrenin de etkilerine açık olduğu, bunların da kişisel özelliklerini etkileyen birer gelişim faktörü olduğu gözardı edilmemelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ