Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,84 / Satış: 5,86
€ EURO → Alış: 6,44 / Satış: 6,46

ORUÇ KULA HADDİNİ BİLDİRİR

Basri Bektaş
Basri Bektaş
  • 22.06.2015
  • 415 kez okundu

Oruç ayı geldiğinde Müslümanlar, Allah’ın
kendilerine tarif ettiği şekilde oruç ibadetlerini yerine getirirler. Bakara
Suresi’nde bahse kaynak teşkil eden ayeti kerime şu şekilde biter: “…Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikten size
seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun.
Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar,
Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara
böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar
.” (Bakara Suresi 187)

        Allah ayetlerine iman eden ve O’ndan içi titreyerek korkanlar için bu
süre kesin bir sınır olarak belirlenmiştir. Bu süre içinde kesintisiz olarak
oruç tutan insanlar nefislerinin kendi üzerlerindeki etkisine şahit olurlar.
Kötülüğü haddi aşmayı ve sınır çiğnemeyi emreden bencil, açgözlü, zalim
yönleriyle nefislerini tanıma fırsatı bulmuş olurlar. Ancak tüm bunların
yanında onu nasıl dizginleyeceklerini, nasıl söz geçireceklerini de öğrenmiş
olurlar. Zannettikleri gibi güçlü, yıkılmaz ve sapasağlam bir vücutları
olmadığını, aksine son derece aciz, zorluklardan çok çabuk etkilenen bir yapıya
sahip olduklarını da bu ibadet vesilesiyle görmüş olurlar. Bu bir aylık süre
boyunca aslında her yönden Allah’a ne kadar muhtaç bir varlık olduklarını
kavrar, kendi acizliklerine bizzat tanık olurlar.

        İnsan nefsi gafletle kendini unutur. Kendisindeki hadsiz aczi, sonsuz
fakrı, sınırsız kusurlarını göremez ve belki de görmek istemez. Adeta sarsılmaz
bir vücuda sahipmiş gibi, ölmeyecekmişçesine kendini ebedi tahayyül eder. O
derece hırsla dünyaya sarılır. Bunun bir ilerisi kendini var eden ve terbiye
eden Rabbini unutuverir.

        İşte Ramazan-ı Şerif’teki oruç en
ziyade gaflette olan insana bile zaafını ve aczini ve fakrını hissettirmekte,
Rabbinin nimetleri ve onun üzerindeki rahmeti olmasa kulun, bir hiç olduğu
duygusunu kazandırmaktadır.

        Oruç ibadetinin bir diğer hikmeti ise insanların bu ibadet sırasında
diğer insanların içinde bulundukları durumu anlamaları, bu sayede diğerkâmlığını
sağlamış olmasıdır. Aç, susuz, fakir ya da ihtiyaç içinde olan bir insanın
yaşadığı zorlukları kavrar, kendi durumuna şükretmeyi öğretir. Çünkü elindeki imkânları
kendi gücünden bilen bu nedenle de zenginliğine ve imkânlarına güvenen bir
insan bu ibadet esnasında bu değerlerin bir öneminin olmadığını bu manada kendi
kendine yetmeyeceğini anlar. Fakir bir insanla kendisi arasında gerçekte hiçbir
farkın olmadığını elindeki imkânların gelip geçici olduğunu kavramasına
yardımcı olur. Bir yandan bu gerçeği fark ederken, diğer yandan da fakir bir
insanın durumunu bizzat yaşayarak anlamış olur. İçinde bulunduğu bu durum
kişinin kalbini yumuşatır şefkat ve merhamet hislerinin açığa çıkmasını sağlar.
Mütevazı, yardımsever ve fedakâr bir kişi konumuna yükselir.

Diğer taraftan fakir bir insan da kendisinden
daha fakir ve muhtaç olan başka bir insanın durumunu anlar. Kendi haline
şükreder. Her iki taraf da oruç ibadetlerini yerine getirirken hem ellerindeki
nimetlere şükretmeyi öğrenirler, hem de samimi olarak açlığı tadarak o
durumdaki insanların halini anlamış olurlar. 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ