Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,83 / Satış: 5,85
€ EURO → Alış: 6,49 / Satış: 6,52

SADAKA-I FITR

Basri Bektaş
Basri Bektaş
  • 07.07.2015
  • 391 kez okundu

Fıtır sadakası, Ramazan bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının
dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri
altındaki kişiler (
Kadın erkek Küçük büyük olsun fark etmez) için yerine getirmekle yükümlü oldukları malî bir ibadettir.
Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle toplumda
karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali 
ibadetin  meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma
bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her Müslüman, muhtaç olan yoksullara az da
olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan
dolayıdır ki fıtır sadakası, zekâttan farklı olarak, daha geniş bir mükellef
kitlesi tarafından yerine getirilir.

Her sene usulüne uygun olarak Diyanet İşleri Başkanlığımızca belirlenen
Fitre miktarı, bir fakirin sabahlı akşamlı en asgarisinden doyumluğudur. Belirlenen
bu miktarın, “asgarî miktar” olduğunun, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ
konusunda bir üst sınırın olmadığının hatırda tutulması önemli bir ayrıntıdır.
Burada Fıtır sadakasını veren mükellefin yediği ve yediklerinin kalitesi;
giydiği ve giydiklerinin kalitesi de fıtır sadakasını verirken göz önünde
tutulmalıdır.      

Bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari
günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesinin tavsiye edilmesi
önem arz etmektedir.

Söz konusu meblağın, yeni belirlenen fıtır sadakasının miktarı, gıda
gibi aynî olarak veya para şeklinde nakdî olarak ödenebileceği de erbabınca
malumdur. Önemli olan burada tercih fakirin lehine olmasıdır.

Elbette
her ibadetin olduğu gibi bu ibadetinde birçok faydası vardır. Toplumda zengin
fakir arasında bir merhamet köprüsü kurmasından tutunda, kalplerde ülfet peyda
etmesine kadar, diğergamlık ve kadirşinaslık duygularını beslemesinden; haset
ve kıskançlık gibi zararlı oklardan da insanları uzaklaştırması gibi
özelliklerine kadar, başlı başına büyük hikmetleri bünyesinde toplamıştır.

Hasan
Basri’nin ifadesiyle orucun zekâtı olan fitre bayram sevincini zengin- fakir
toplumun tüm katmanları arasında paylaşılması demektir. Birlikte bayram
edebilme, sevinçlerin paylaşılması demektir. Ondan dolayı bayram namazına kadar
mutlaka verilmelidir.

Fitresi
verilecek kişinin Müslüman olması, bağlamında düşünülünce de fıtratın, başın zekâtı
da denebilir. Bu manada da Yaratana şükür kabilindendir. Kul aslında lisanı hal
ve lisanı fiiliyle adeta şöyle demektedir: “Rabbim beni selim bir fıtratla,
iman ve islam nimetleriyle, bütün azalarımın mükemmelliği ile var ettin. Şükür
sana, hamd sana… “ demektedir.

Her
ibadette olduğu gibi bu ibadetinde şartları vardır. Onlar:

1-Fitresi
verilecek kişinin Müslüman olması

2- Ramazan
ayının son gününde güneşin batmış olması.

3- O gün (bayram
namazından önce) mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
nafakasın­dan fazla malı bulunması (Nisab) gerekir.

       Fitrenin miktarı bir sa´dır.[1] Kendisinin, çocuklarının
ve nafakasını kar­şılamakla yükümlü olduğu Müslümanların fitresini vermesi
gerekir. Memleketin ekseri yiyeceği ne ise ondan çıkarılıp verilir.

       Fitır sadakası (fitre), Hazreti Muhammed
(s.a.v.)´in hususiyetlerinden olup, Hicret´in ikinci yılında Ramazan bayramından
2 gün önce farz kı­lınmıştır. Farz kılınmasının hikmeti oruçta vuku bulmuş,
eksikliklerden oruçluyu temizlemektir.

Sadaka
fıtrin meşrutiyetinin delili için İbni Ömer (r.a) şöyle demiştir:

Rasulullah
(s.a.v) fıtır zekâtını Ramazan ayında hurmadan veya arpa­dan bir sa´ erkek veya
kadın, hür veya köle her Müslüman farz kılındığını emretmiştir.´”[[2]]



[1].
Bir sa´ 5 Irak lit­resi ve 1 litrenin üçte biridir.

[2]Buharı,
1433; Müslim, 9H4.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ