Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,88 / Satış: 5,90
€ EURO → Alış: 6,52 / Satış: 6,55

ŞEHİTLERİMİZİ ANARKEN

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 13.03.2015
  • 1.557 kez okundu

Çanakkale savaşlarının 100. yıldönümünde bulunduğumuz bu günler, Çanakkale şehitlerimizi anma günüdür.

Şehitler Allah’ın nimetlerine ve rahmetine şahit oldukları için bu isimle anılırlar. Yüce Allah Kuran’ında şehitler hakkında şöyle buyuruyor:

Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.” (Bakara Suresi.154)

Peygamberimiz aleyhisselam da bir Hadis-Şerifinde şöyle buyurur: “Ahirete göç edip de cennete giren hiçbir kimse yeniden dünyaya dönmeyi arzu etmez. Ancak şehitler müstesnadır. Onlar tekrar dünyaya dönmeyi ve tekrar Allah yolunda şehit olmayı arzu ederler.”

İslam Tarihi konusunda ün yapmış merhum Pakistanlı Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, “İslam Peygamberi” isimli kitabında İslam’ın ilk şehidi sayılan  “Sümeyye”den bahsederken şöyle der:

“İran kralı hasta olur, tabipler derdine derman bulamazlar. Arabistan’ın Taif şehrinden bir Tabib’in ismini duyarlar ve onu kralı tedavi ettirmek için İran’a getirirler. Tabib tedavisini yapar ve kral sağlığına kavuşur. Bu tabibe Kral tarafından “dile benden ne dilersen” denilir. Tabip, içinde ikamet ettiği Taif şehrinin etrafının surlarla çevrilmesini talep eder. Talebi kabul edilir. Taif’in etrafı surlarla çevrilir.

Bu Tabib’e memleketi olan Taif’e dönerken zamanın geleneklerine göre çeşitli hediyeler verilir. Bu hediyeler arasında bir de henüz on, on iki yaşlarında olan bir kız çocuğu da vardır. Bu kız çocuğunun adı “Bamık”tır. Bu kız çocuğu İranlıların Türk yurtlarına yaptığı baskınlarda ele geçirilmiş olan bir Türk çocuğudur ve adı” Pamuk”tur.

Köleliğin revaçta olduğu o dönemde, bu kız çocuğu köle pazarında satılır ve onu Mekkeli Ebu Cehil satın alır. Arapçada “P” harfi olmadığı için kızcağızın isminin telaffuzu zor olur. Bunun yerine “İsimlendirilmiş” anlamında “Sümeyye” diye çağrılır. Böylece Mekke’deki ismi “Sümeyye” olmuş olur. Daha sonra İslam’ın gelişi ile Bu “Sümeyye” Müslüman olur. Bunu duyan Ebu Cehil O’nu hunharca şehit eder. İşte İslam’ın ilk şehidi bu Müslümandır.

Bizim tarihimizde, İslam adına en çok şehit verilen cephelerin başında “Yemen cephesi” gelir. En asgari rakamlara göre 400.000 asker hastalıktan ve açlıktan telef olmuş, sağ kalanlar da İngilizlere esir düşmüştür. Çünkü mukaddes toprakları korumak için görevlendirilmiş olan ve “Eczayı Memaliki Osmani” sayılan Yemen bölgesinde Osmanlıya baş kaldırmış bulunan” İmam İdris”i bastırmak için görevlendirilmiş olan orduya erzak sevkiyatı yapılamamış, Medine Komutanı Fashrettin Paşa ve askerleri çekirge yiyerek hayatta kalmaya çalışmışlar ve Yemen’e sevk edilen birlikler de aç, susuz kalarak bulaşıcı hastalıktan helak olmuşlar. Sonuç tam bir hezimet ve helak olmuş.

Yemen Harbi için Anadolu insanının yaktığı o yanık türküler hala dillerdedir. O zamanlarda Yemen Cephesine giden bir askerin matarasına yazdığı şu dizeler olay hakkında bilgi veriyor.

Yemen yolu çamurdandır. Matıramız demirdendir

Zenginimiz bedel öder, Askerimiz fakirdendir.

 

Birinci dünya savaşında Osmanlı ordusu çeşitli cephelerde harbe girmiş, bu cephelerden bazılarında bir muzafferiyet elde edilememiştir. Kesin bir muzafferiyetin elde edildiği cephe, Çanakkale olmuştur.

Balkan mağlubiyetinden sonra ordumuzda olduğu gibi, milletimizde de bir ümitsizlik ve karamsarlık havası hâkim olmaya başlamıştı. İşte bunun neticesinde Çanakkale muharebelerinde elde edilen muzafferiyetler sinelere su serpmiş, bu kahraman millet kendi hamiyetperverliğini ve vatanseverliğini bir kez daha göstermiştir.

Tarihin kaydettiği en çetin savunmalardan birisi olan Çanakkale savaşları Türk ordusunun ve milletinin var oluş mücadelesi olarak tarihe geçmiş, batılı devletlere nazaran geride kalmış olan milletimizin gönlünde kendine güvenini tazelemiştir.

Ancak, çok değil, sadece iki buçuk yıl sonra 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra Çanakkale’yi geçemeyen emperyalist güçler, ellerini kollarını sallaya sallaya gelip Anadolu’yu ve Boğazları işgal ettiler. Harp gemileri Dolma bahçe sarayının karşısına demir atarak Namlularını Saraya çevirdiler. Bu durumu Filistin cephesinden dönerken Haydarpaşa Garından gören Çanakkale cephesindeki Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa “Geldikleri gibi gidecekler” diyerek, işgalin karşısındaki azim ve kararlılığını dile getirdi.

İki buçuk yılda neden her şey tersine dönüvermişti? İşte bu sorunun sorulması ve gereğinin yapılması lazımdır ki aynı durumlar yaşanmasın. Bu soru sorulmazsa, kanaatimce sadece haklı bir övünç kalır, başka bir ders kalmaz.

İşte Çanakkale savaşlarının verdiği bu ruh, daha sonraki milli mücadele için de azim ve cesaret kaynağı olmuştur. Bu millet, azim ve cesaretini ortaya koyacağı, zamanı ve zemini her zaman bilmiştir ve bilecektir.

İlk gününden bu güne kadar, kanlarıyla ve canlarıyla vatan topraklarını sulamış olan, bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun!

“Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu
(kucağını)açmış duruyor Peygamber.”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ