Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,70 / Satış: 5,72
€ EURO → Alış: 6,32 / Satış: 6,34

Ne oldu bize?…

Mustafa Özipek
Mustafa Özipek
  • 09.03.2015
  • 1.136 kez okundu

Esenlik, sevgi, düzen dininin mensuplarıydık biz… Güven, doğruluk, temizlik dininin bağlılarıydık biz… Rahmeti, merhameti, affediciliği, azabından ve gazabından kat be kat fazla bir Allah’ın kullarıydık biz… Güzel ahlakı tamamalamakla görevli, kendisine en büyük kötülükleri yapanları dahi affedebilen, ölmüş bir sokak köpeğinin parlayan dişlerinde bile bir güzellik bulabilen bir Peygamber’in ümmetiydik biz… Ne oldu bize?…

            Biz hangi ara bu kadar sevgisiz, bu kadar merhametsiz olduk? “… yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara/164) ayetinde karşılığını bulmuş olan ve Allah’ın bize delil olması için yarattıklarına karşı niye bu kadar duyarsız kaldık? Allah Azze ve Celle’nin “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.” (En’am/38) ayetinde bizlere bildirdiği, haber verdiği diğer yeryüzü ümmetlerine karşı niye bu kadar düşman ve bu kadar merhametsiz olduk?

            Tirmizî’de nakledilen bir rivayette Sevgili Peygamberimizin şöyle dediği bizlere ulaşmıştır: “Merhametli olanlara Rahman olan Allah merhamet eder. Yerde olanlara da merhametli olun ki, gökte olanlar (melekler) de size rahmet merhamet etsin.” Allah’ın merhametine erişebilmek için O’nun yarattıklarına merhameti tavsiye eden bir Peygamber’in ümmetiyken, ne oldu da bu hale geldik?

Aslında insan kanı dökülmesinden rahatsız olmayan, burada veya başka bir coğrafyada insanların öldürülmesinden menfaat devşirmeye çalışan, en ufak bir barış emaresinden bile büyük rahatsızlıklar duyan, oyuncakları elinden alınmış çocuklar gibi feveran eden ve insanlık erdeminden nasibini almamış olanlara hayvan sevgisini anlatmanın anlamı olmadığını çok iyi biliyorum. Egemen güçlerin ve üst aklın bitmesini istemediği bir kardeş kavgasına bile, “falan yerden ötesini bombalayacaksın, yakacaksın, yıkacaksın, soylarını kurutacaksın” haykırışlarıyla destek veren bir zihniyete neyi nasıl anlatacaksın ki? Allah katında herkesin eşit olduğunu, üstünlüğün ve kurtuluşun kavmiyette, asabiyette veya bizatihi insan olmakta değil ancak takvalı olmakta olduğunu anlamayan, kandan beslenen şovenist ideolojilerin peşine düşmüş, insan denince yaratılışta eş, müslüman deyince dinde kardeş algısından çooook uzaklarda olanlara sevgiyi ve merhameti nasıl izah edeceksin ki?

            Müslüman olduğumuzu iddia ettiğimize ve kendimize örnek olarak âlemlere rahmet olmak üzere gönderilen ve bir merhamet denizi olan Sevgili Peygamberimiz’i seçtiğimize göre, Onun şefkatinin ve merhametinin sadece insanlara mahsus olmadığını, hayvanları da kapsadığını bilmek ve uymak durumundayız. Çünkü onlar da can ve ruh taşıyor. İki Cihan Serveri’nin rahmeti sadece insanlığı değil bütün varlığı kuşatıyordu. Onun “Rahmet Peygamberi” oluşundan hayvanlar bile pay almışlardır. Abdullah b. Abbas anlatıyor: “Allah Resulüyle bir yere gidiyorduk. Birisi, kesmek üzere bir koyunu bağlamış, hayvanın gözü önünde bıçağını biliyordu. Allah Resulü bu şahsa: ‘Onu defalarca mı öldürmek istiyorsun?’ diyerek o şahsı bu yaptığından dolayı azarladı.” (Hâkim, Müstedrek, IV, 231, 233.) Mekke’yi fetih için Medine’den çıkıp Mekke yakınlarına kadar on bin kişilik ordusuyla gelen Hz. Peygamber’in, yeni yavrulamış bir köpeğin başına, askerler tarafından ezilmesin diye bir nöbetçi dikmesi Efendimiz’in hayvanlara olan merhametinin çok açık bir göstergesidir.

            Bu konuda belki sayfalar dolusu yazı yazılabilir. Onlarca ayet ve hadis bulunup önümüze konulabilir. Ama merhamet, kaybettiklerimizin sadece biri… Kardeşlik ve sevgi unuttuğumuz değerlerimizden sadece birkaçı… Daha burada anlatamadığımız ve hayatımızdan çıkaralı epey uzun süre olan doğruluk, güven, ehliyet, liyakat, ahde sadık kalma gibi Allah’ın bizlere emir buyurduğu ve mümin olup mümin kalabilmenin başlıca vasıflarını neden terkettiğimizi ve bu terkedişin sonucunu yazamadık bile. Kısmet başka yazılara inşaallah. Müslümanlar olarak bizler insanlıktan nasıl bu kadar uzaklaştık sorusu daha çok su kaldırır. İnsanlığın ölmediği ve güzel günlere gebe olan yeni bir hafta ve akabinde yeni bir dünya için; selam ve dua ile…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ