Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,37 / Satış: 6,39

Tam yerine denk geldi, taşı gediğine koyduk…

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 11.06.2010
  • 421 kez okundu

Şimdi Siyonist İsrail terörünün gündemin ilk sıralarında yer alan ve tüm dünyada lanetlenmekte olduğu bir süreçte, İsrail’in geleneksel propaganda gücü, medyada kendini hemen belli etmeye başladı bile. Az-çok dünya gündemini takip eden ortalama zeka sahibi herkes bunu görüyor.. görülmeyen taraf; kendini ustaca kamufle eden maşaların kilikleri. Kimi masum bilim adamı kılığında, kimi bilgece laflar eden usta gazeteci pozunda, kimi ona buna çemkirmekle ortalığı kışkırtan sinirleri alınmış entelektüel görünümlü ajan provkatör.. daha aklınıza ne gelirse; Yahudi’de sermaye, bizde de kiralık ruhlar bol. İşte bu ruhunu ve beynini kiraya vermiş, maaş alıp beslendiği medya grubunun yüzde yirmibeşi Yahudi sermayesi olan besleme tiplerden biri çıkmış, İsrail terörünün en üst perdeden konuşulduğu programda, oluşan İsrail karşıtı algıyı sulandırmak için İmam Hatiplilere sataşarak gündemi saptırmaya çalışıyor. Tek amacı var bence, “tam yerine rast geldi” dedirtecek bir “zamanlama harikası” yaratarak efendilerine, verdiklerini hak ettiğini ispatlamak.

 

Kim mi bu, Doğan Medya Grubu gazetelerinden Milliyet’te yazan  Mehmet Yakup Yılmaz.

 

Hikaye uzun, konuyu dağıtmadan söyleyeyim; Ruşen Çakır’ın sunduğu NTV’de yayınlanan Basın Odası’nın iki gün önceki gece konukları Milliyet Gazetesi yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, Sabah Gazetesi’nden Nazlı Ilıcak ve Radikal Gazetesi yazarları Avni Özgürel ile Nuray Mert’ti.

 

Programın içerisinde gündeme gelen ‘İsrail’in Türkiye sınırları içerisinde izleme ve dinleme istasyonu var’ iddiasına Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’dan yazılı cevap geldi. Ala yazılı cevabında Milli Savunma Bakanlığı’na konunun sorulduğunu ve böyle bir istasyonun varlığının söz konusu olmadığı bildiriliyordu. Nazlı Ilıcak, Yılmaz’ın gazetecilik anlayışına da göndermede bulunarak ‘Bunu yazdım oldu cevap bekliyorum şeklin de değerlendirmeyin’ dedi. Mehmet Yakup Yılmaz, programda dile getirdiği ‘izleme ve dinleme istasyonu’ iddiasının yalanlanmasının ardından Ala’dan gelen cevap karşısında ‘bugün mü sormuşlar… Bu açıklamanın ciddiyetine inanmak konusunda özgür olduğumu düşünüyorum. 3 gündür bunu gazeteler yazıyor’ deyince; Ruşen Çakır, bu iddiaların uzun zamandır çeşitli gazetelerde ve programda dillendirilmiş olmasına rağmen bunun Basın Odası programında cevaplanmasını ayrıcalık olarak nitelendirmesine bozulan Yılmaz söze girdi ve “benim tavsiyem adam gibi bir basın bürosu kursunlar. 3 gündür bu iddia gazetelerde yazılıyor. İsrail gazetelerinde yazılıyor. Türk gazetelerinde yazılıyor. Ben bunu 3 gündür okuyorum. Bugün televizyonda seyredip cevap veren bir başbakanlık var. Önce o zaman basın büronu değiştir kardeşim, adam gibi… Bizim partilidir, İmam Hatiplidir, diye adam koyma, adam gibi gazeteci koy. Okusun cevap versin. Adam gibi adam koyarsan…Neyse İmam Hatipli olmasın düzgün bir gazeteci koyarsan…” tarzıyla İmam Hatiplilere duyguğu kin ve nefreti kustu; zırvaladı durdu. Tabi Atalarımızın dediği gibi, “zırva tevil götürmez” götürmesine de, bu tiplerin zırvaları cevapsız bırakıldıkça aczimize verdiler.. yeter demek, zırvalayanın zırvaladığını yüzüne vurmak için cevap yazmak şart oldu. Bu zeka özürlü beslemeler yaptığımız yorumdan da kendilerine pay çıkarıp, adam yerine koyduğumuzu sanacaklar ama varsın olsun..  Dilerseniz, bu bir “cibiblliyet” yansıması deyip, geçip gitmekte doğrusu karar sizin.

 

Hani Levent Kırca’nın, başlangıcı kendi alanında oldukça hoşgörüyle kabul gören, daha sonra eksen kaymasına uğrayıp sarhoş ve ayyaş tiplemelerin ön plana çıkarıldığı, hep belaltı vuruşlarla örgülü bir tv programı vardı; “Olacak O Kadar”. Program cıngılında, adeta programla özdeşleşmiş bir söz var ya; “Tam yerine rast geldi, manzara koyduk” lafını bilmeyeniniz yoktur herhalde. İşte şimdi, “Tam yerine rast geldi, manzara koyduk” izdüşümünde Mevlana’nın sözünü denk geldiği yere koyalım; “Bir Lafa bakarım laf mı diye, bir söyleyene bakarım adam mı diye, ortada ne laf var ne de adam”.

 

Seyredip dinledikleri karşısında üzülen, öfkelenen, susan.. İmam Hatipliler unutmayın; bu deforme tipler karşısında İmam Hatipli olmak bir ayrıcalıktır, bir iftihar kaynağıdır. Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ