Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 7,55 / Satış: 7,58
€ EURO → Alış: 8,80 / Satış: 8,83

Unutulmaz ihanetlerin yılı; 2013..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 01.06.2016
  • 3.753 kez okundu

Bugünden
geriye dönüp baktığımızda, üç yıl önce ortaya konulan Gezi kalkışmasının
ülkemiz ekonomisi üzerindeki etkileri halen devam ediyor. İstanbul Taksim Gezi
Parkı’ndaki 3-5 ağacın yerinin değiştirilmesi ile gerekçelendirilen şiddet
eylemleriyle başlayan kalkışma sürecinde ülke bazında oluşan ekonomik zarar,
yüksek faiz, yüksek döviz kuru, halen olayların başlamasının miladı kabul
edilen 27 Mayıs 2013 öncesine döndürülebilmiş değil. Olayların başladığı Mayıs
2013’te %4,52 ile cumhuriyet tarihinin en dip seviyesini gören politika
faizleri gezi olayları sonrasında %8,5’e tırmandı. Gezi’den 7 ay sonra hükümeti
devirmek için yapılan 17/25 Aralık Yargı darbesi girişimlerinin ardından Merkez
Bankası’nın %11’e yükselttiği faizlerin Türkiye’ye maliyeti büyük oldu. Daha
sonra kademeli olarak indirilerek yüzde 7,5 seviyesine çekilen politika
faizlerinin yüksek olması nedeniyle yatırım, istihdam, üretim, ticaret ve
ihracat gibi temel ekonomik faaliyetler Türkiye’nin potansiyelinin çok altında
seyrediyor.

Olayların
başladığı Mayıs 2013’te %4,52-4,61 bandında cumhuriyet tarihinin en düşük
seviyesinde seyreden faiz,  gezi olayları
sürecinde %8,5’e, onu takip eden 
-hükümeti devirme amaçlı- 17/25 Aralık darbe girişimi sonrasında da Merkez
Bankası’nca %11’e yükseltildi.. ve bu yükselişin Türkiye’ye, fert fert hepimize
maliyetinin hesaplanabilir boyutu bile ürkütücü boyutta. Aradan geçen üç yılın
sonunda küçük küçük baz puan indirimleriyle ancak yüzde 7,5 seviyesine çekilen
faiz, yatırım, istihdam, üretim, ticaret ve ihracat gibi temel ekonomik
faaliyetlerde halen Türkiye’nin en büyük açmazı.

Konuyu
bilimsel yöntemlerle inceleyen İstanbul Üniversitesi (İ.Ü.) Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Sefer Şener yaptığı değerlendirmede, “… toplumsal olayların, terörün,
17-25 Aralık sürecinin, Gezi olaylarının ekonomiye ciddi maliyetleri vardır.
2013’te %8,5’lara düşen işsizlik bu tarihten sonra %10’un altına düşmemiştir.
2013’te 2,3 milyon kişi işsiz sayısı 2015’te 3,1 milyon kişiye yükselmiştir.
Kişi başı gelirimiz 2013’te 10 bin 822 dolar iken 2015’te 9 bin 261 dolara
düşmüştür. Kriz, terör ve toplumsal olayların üç yıl içerisinde her bir kişiye
maliyeti bin 560 doların üzeridir”
diyor(*).

Yine
aynı üniversiteden Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Kadir Tuna’nın
değerlendirmesi ise, daha kapsamlı ve sonunda da dönemin –çapulcu- iş dünyası
mensuplarının öfkesini asıl çeken sebebi tespit ediyor. Tuna, diyor ki, “Gezi
olaylarından bu yana, 17 Aralık sürecini de kapsayan dönemde Türkiye toplamda
156,8 milyar dolarlık bir kayıpla karşı karşıya kaldı. Gezi olayları başlamadan
önce borçlanma faizi Türkiye’de 4,61 idi. O dönemde faiz oranının tarihsel
olarak, Türkiye tarihinin en düşük oranına inmişti. Ama maalesef faiz neredeyse
11’ler seviyesine çıktı. Bunun anlamı sudur; hem Türkiye’nin ülke olarak
borçlanması Türk parası üzerinden iki katından fazla artmıştır hem de üretim
niyetinde olan, üretimin içinde olan iş adamlarının borçlanmaları, kredi
almaları iki katından fazla artmıştır. Sonuçta Türkiye’de, repo ihale faizi
%4,5’den %10’a yükselmiş, marjinal fonlama faizi %7,5’den %12’ye çıkmıştır. 17
Aralık operasyonlarının başladığı tarihinden bir gün öncesiyle 5 Şubat’ı baz
alırsak Türkiye’deki reel faiz, borçlanma faizi oranı 1,79 puan artmıştır”(*).

Aynı
bilim adamı, “AK Parti öncesi, 2002’de borçlanma faizi %63 idi. 2013
Mayıs ortasında %4,61’e indi. Buna göre Türkiye son 13 yılda 642 milyar lira
faiz lobisine para vermemiştir”
diyor(*).

Bu
bilimsel verilerden hareketle çıkan sonuca baktığımızda, 2013 Mayıs’ında
başlayan Gezi kalkışması ile 17/25 Yargı darbesinin öncülüğünü ve
koruyuculuğunu yapan tüm aktörler; siyasiler, işadamları, yazarlar,
entelektüeller, sivil toplum kuruluşları ve diğer bileşenlerinin geçen üç yılda
her Türk vatandaşının cebinden çaldırdıkları para, 1.560 dolardan fazla. Halen
de gerilim atmosferini canlı tutarak, toplumsal sükunet ve istikrarı
engelleyerek çalmaya devam ediyorlar. Gezi zekalıların ‘Gezi ruhu’ öldü ama 2013’ün
kadavrası hala aramızda yaşıyor. Toplumun can damarlarına bağladığı hortumlarla
kanımızın emilmesine devam ediliyor.   

(*)
Kaynak:
Yeni şafak, 26 Mayıs 2016.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ