Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

YENİ YIL

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 03.01.2014
  • 364 kez okundu

2014 yılının ilk günlerini yaşıyoruz. Zaman devamlı
ilerliyor. Ne zaman başladığı ve ne zaman biteceği de bilinmiyor. Dünyamızın
güneşin etrafında bir tur dönmesine yıl adını vermişiz. Yıllar da akıp gidiyor
ömürler tükeniyor. Yeni ömürler başlıyor. Takvim yapraklarını birer birer
yırttık ve yaprakları bitirdik. Yeni bir yılın takviminin sayfaları karşımızda
bizi bekliyor.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Zamana andolsun ki,
insan ziyandadır. Ömrü her an tükenmektedir. Ancak İman etmiş ve Salih işler
işlemiş olanlar, birbirlerine hakkı ve hakikati tavsiye edenler ve birbirlerine
sabrı tavsiye edenler müstesna. Onlar ziyanda değillerdir.” (
Asr Suresi)

Ayette de belirtildiği gibi, insan kendisi için takdir
edilmiş olan ömür sermayesini boşa harcamamalı, iman ve Salih amel ile
değerlendirerek, devamlı bir surette hakkın ve hakikatin yanında olarak, başına
gelenlere sabır ve tahammül göstererek geçirmelidir.

Müslümanlar, Önceleri belli bir takvim kullanmaz iken,
gelişen ve değişen şartların gereği olarak, 
Hz. Ömer zamanında, Hz Ali’nin teklifi üzerine, Hz. Peygamberimizin
Mekke’den Medine’ye hicretini “bir” kabul ederek hicri takvimi kullanmaya
başladılar.

Daha sonraları hicri takvimim ay yılı hesabına göre olması
sebebiyle on bir günlük fark oluşturduğundan ve bunun da bazı eksikliklere
neden olduğundan dolayı, Rumi takvim kullanılmaya başlandı.

26 Aralık 1925 tarihinden itibaren ise, uluslar arası saat
ve takvim birliğine geçilerek miladi takvim kullanılmaya başlanmış olup, şu
anda da halen miladi takvim kullanılmaktadır.

Miladi takvim, Hz. İsa’nın doğumu “bir “ kabul edilerek
başlatılmış olan takvimdir. Miladi takvimin kullanılmaya başlaması, Hz. İsa’nın
doğumu ile değil, çok daha sonraları kullanılmaya başlamıştır.

Miladi yıl her ne kadar Hz. İsa’nın doğumu ile başlatılmış
olsa da sadece Hıristiyanlara ait özel bir kültür sayılmaz. Bugün Hıristiyan
toplumlar Hz. İsa’nın doğumunu “Noel” adı ile 25 Aralık tarihinde
kutlamaktadırlar. Dünyanın pek çok ülkesinde de bu takvim kullanılmaktadır.

Her “bugün” bir sonrasında “yarın” olacaktır. Her bir “yıl”
da bir yıl sonrasında “geçen yıl” olacaktır. Her “insan” da bir süre sonra “rahmetli”
diye anılamaya başlanacaktır. Her “devir” de belli bir süre sonra “tarih”
olacaktır. Çünkü dünya dönmekte, zaman hızla akıp gitmektedir. Bu akış ile
birlikte pek çok şeyi alıp gitmekte, pek çok yeni şeyi de getirmektedir. İlahi
sistem böyle işlemektedir.

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi bizi her geçen gün daha da
olgunlaştırıp, istikamet üzere sevk ediyorsa, iyiye doğru akıp gitmektedir.
Ancak görünen odur ki; içinde bulunduğumuz yıl da problemlerin,  sıkıntıların devam edeceği bir yıl olmaya
namzet görünüyor. Ahlaktan ve adaletten ödün verilen her yıl insanları daha da
mutsuzlaştırır. Yeni yıldan hayır beklemek sadece temennilerle olmaz. Herkesin
daha ahlaklı ve daha dürüst olmaya niyet etmesiyle olur. Geçen geçmiştir.
Gelecek ise kapalıdır. İnsanoğlunun hayatından nasibi şu geçmek üzere olan
demdir.

Hayatın yegâne gayesi maddi kazanç olmamalıdır. Böyle olunca
nasıl her şeyin vahşileştiğini müşahede etmekteyiz. Unutmamalıyız ki bizler sadece
maddi varlığımızla insan değiliz. Bir de o maddi varlığımıza can veren manevi
yapımız vardır. “Yazın yeme içme derdi, kışın ısınma ve giyinme derdi ömrümün
en güzel yıllarını heba etti.” Diyen Sadi Şirazi’yi de hatırlayalım.

Sözümüzün sonunda Hz. Mevlana’ya kulak verelim. O büyük
insan mealen şöyle der:“Mezarda vahşi sürüngenlere yem olacak olan vücudunu
beslemek için yaşama. Biraz da Allah’a kavuşacak olan ruh yapını beslemeye
çalış.”

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ