1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Aklı Kullanma Kabiliyeti

Aklı Kullanma Kabiliyeti

0
Paylaş

Akıl büyük nimet.  Kişi aklıyla insan, aklıyla Müslüman. Aklını yitirenler ise zaten mükellef değiller. Yani Araflıklar..!  Temel referansımız olan inanç kaynaklarımız da; “Kişi aklı kadar Müslüman” demiyor mu? Yine; insan akıllarını sahildeki irili ufaklı ve çeşitli şekillerdeki çakıl taşlarına benzetmiyor mu?

Akıl insanın lokomotifi, gemiyi sürükleyen kaptandır bünyemizde.  Duyguyu dengeleyen de akıl, insanı disipline ederek hizaya getiren de. Egoyu frenleyen de akıl, ihtiyaçların nasıl karşılanacağını kritize ederek düzenleyen de yine en büyük nimetimiz olan akıl. İnsanı hem bu hem de öbür dünya da cennete ulaştıracak olan da akıl, cehenneme taşıyacak ya da Araf da bırakacak olan da…

Muhakeme yeteneğini kullanmak ise aklın en bariz göstergesi. Herkes zeki olabilir, lakin zeki olmak, akıllı olmak anlamına gelmez! Bu yüzden karıştırmamak gerekir; Zekâ, aklın bir göstergesi değildir. Ya nedir?  Akıl, bu zekâyı kullanabilme kabiliyetinin tâ kendisidir. Muhakeme yeteneği zayıflamış bir düşünce ekseninden etrafa yayılan söz ve davranışlar, hiç sağlıklı olabilir mi? Sağlıklı düşünceden yoksun bu muhakemesiz akıl sahiplerinin yapacakları istişareler ve alacağı kararlar ise şeytana hizmetten başka neye yarayabilir ki? Gerek fert planında gerekse toplumsal bazda yaşanan cinnet olaylarının örnekleriyle dolu değil mi basın haberlerimiz? Emniyet kayıtlarına ait istatistikler de yine cinnet halindeki akıldan yoksun kalmışların, sosyal hayatımızı nasıl da felç ettiklerini resmetmiyor mu?

Akıl, ilim, ahlak ve ölçü gibi üstün değerleri kullanarak, kendi iç dünyasındaki kavgalarla baş edemeyenlerin, etrafına karşı bencil ve zalim olmaması düşünülebilir mi hiç? Aklına çok güvenenlerde çok yanılan kişilerdir hiç kuşkusuz. Akıl da sınırlıdır zira. Aklın sınırlarını zorlamak ise genelde felsefecilerin işi olarak bilinir.  Lakin günümüzde herkes filozof olmuş. Bu nedenle olmalı ki, aklının sınırlarını zorlayan ve akıl kayması yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor. Hem de önlenemez bir şekilde. Memleketi bölmeye çalışmak için projeler yapmak, onlara yardımcı olmak, olaylar çıkarmak ve anarşiye yol açmak, nasihat konumunda olanların bunlara göz yumması veya körüklemesi, hangi akıl seviyesi ile izah edilebilir ki?

Kişisel hayatımızın anarşizmi de aynı şekilde değil midir? Makul aklın kılavuzluğundan uzaklaşanların kendi bindiği dalı kesmek pahasına, kendisi ve etrafına verdikleri zararları müşahede etmiyor muyuz? Bunun neresi akıllık, neresi zekâ ve neresi bireysel ve sosyal sorumlulukla bağdaştırılabilir… Bu yüzden; akıl, aklıselim olmalı demiş büyüklerimiz.

Ne hale gelmiş toplumsal yapımız ve ne kadar sevgi ve seviye kaybetmiş insanlarımız!  Tüm bu hakikatler göstermektedir ki, insanoğlu dengede durmasını başaramıyor. Zaten, denge kaybedilip akli birikimler doğru istikamette kullanılmadığı zaman başlamıyor mu düzensizlikler de. Öyle ise; akıl nimetinin kıymetini bilmeli insan. Ona sahip çıkmalı. Bu ister memleketin bölünmesine ve sosyal hayatın bozulmasına yönelik olsun, ister özel hayatlarımızın gidişatına ait olsun.  Akla akıl kadar, duyguya duygu kadar, egoya da ego kadar değer verip, sadece o kadar sahip çıkmak, vesvese ve vehimlere de zerre değer vermeyerek akıllılığımızı ispat etmek, doğru ölçünün bir gereği…

Sözün özü yine atalarımızdan; “Akılsız dostunuz olacağına, akıllı düşmanınız olsun!”

Akıl sağlığınızın daim olması dileklerimle.

Aklı Kullanma Kabiliyeti
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.