Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

“Adamsan çık karşıma” midemi bulandırıyor

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 08.09.2010
  • 416 kez okundu

Akşamları tv karşısına geçip dünyada olup bitenleri izlemeye korkar oldum. Dünyada olup biten vahşet görüntülerinden, yoksulluklardan, felaket ve benzerlerinin görüntü ve bilgilerinin sergilenmesinden değil korkum; bunları metanetle göğüsleme iradesi elimizde. İnsani vahşete isyan, doğal afete karşı direnç gösterme hayatın bir parçası. Bu nedenle o haberlerden korkmuyorum; onlar yaşadığımız dünyanın bir gerçeği. Beni korkutan, yerli gündemimizin sentetik figürü CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi seviyesizliği karşısında midemin bulanması korkusu. Onu dinlerken gayri iradi(istem dışı) midemin bulanmasından korkuyorum. Sergilediği üslubun, çizdiği imajın, dillendirildiği jargon karşısında kusasım geliyor.

 

“Sen de izleme” deneceğini biliyorum. Ancak hangi kanalda hangi zamanda o iticiliğin, o seviyesizliğin karşıma çıkacağını belirleyecek elimde sihirli bir kürem yok ki, tam onunla alakalı haberde zapping yapayım. Tv kanalları keşke bizi alt yazılarla uyarıp, onunla ilgili haberin net zamanını yazsalar, belki kendimi bu mide bulantısından koruyabilirim. Ama yazmıyorlar ve en olmadık, pür dikkat izlediğiniz bir haberin arkasından pat diye Kılıçdaroğlu haberini veriyorlar. İşte şikayetim bu.

 

Nedenini de açmam lazım herhalde.. Kılıçdaroğlu ile beraber, artı seviyesini zor koruyan siyasi jargon, birdenbire seviyesizleşti. Hatta seviyesizlik bile seviye oldu, Kılıçdaroğlu’nun siyasete taşıdığı jargon seviye çizgisinin altına düşüp çukurlaştı desek daha doğru bir tespit yapmış oluruz.

 

Kılıçdaroğlu, sentetik liderliğini kalıcı hale getirip liderliğini kurgulayanlara rüştünü ispat etmek için Anayasa paketinin referanduma sunulmasına can simidi gibi yapışmış, eskinin CHP kalesi şehirlerde boş meydanlarda var gücüyle Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a yüklenmeye çalışıyor. Başbakan Onu adam yerine koyup ekran düellosu davetini kabul etmedikçe hırçınlaşıyor, “Adam” kavramının içini boşaltıp, kendisini “adam yerine koymasını”, “adamdan saymasını” istiyor. Gırtlağını patlatırcasına “Adam gibi adamsan çık karşıma…” hitabı bile, tek başına neden adam yerine konmaması için yeterli bir gerekçe değil mi?

 

Bir Anamuhalefet liderinin, kim olursa olsun, dünya liderler sıralamasındaki gurur verici yerini bir tarafa bırakın, ülkesinin başbakanına böyle hitap etmesi ne milli terbiyemizle, ne siyasi terbiyemizle, ne örf ve adetimizle ne inançlarımızla ne de mertlikle/adamlıkla bağdaşacak bir ifade değil. Hele bir de “Yüreğin yetiyorsa…” cümleleri kuruyor ki, tam da güler misin, ağlar mısın bu acınacak kompleksli psikolojiye.. Başbakanı kendi seviyesizliğine çekemeyince, bu kez tahrik ederek, damarına basarak bir çıkış yolu arıyor. Ama şunu göremiyor; ister adamlıkta, ister yüreklilikte, Kasımpaşalı Erdoğan’ın okkalı ağırlığı karşısında, sentetik lider figürlerinin havadan bile hafif, tüy sıklet varlıklarının hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Sadece atalarımızın “sinek murdar değil, mide bulandırır” dedikleri gibi, haber saatinde midemizi bulandırıyor.

 

Bu arada yutkunduğu “kalpazan”, “başörtüsünü ben çözerim”den ve “genel af”tan çarketmesinin yanında SSK Genel Müdürlüğü dönemindeki hastahane onarım ihalelerinden, SSK’ya alınan sıhhi malzemenin “dış alımlar”la ilgili yolsuzluk iddialarından, “Rahşan Affı”yla hangi yolsuzluk soruşturmalarının yargıya taşınıp orada tıkandığına dair hiçbir açıklama getirmeyen “sağır sultan” modundaki suskunluktan tüten pis kokular da eklenince insanın midesi hiç kaldırmıyor. Sergilenen bu sinik ve silik kişilik yapısı ile kabadayı pozundaki meydan okuma psikolojisi olsa olsa psikiatrinin ilgi alanına girer diye düşünüyorum.

 

Siyasi müktesebatı Ana muhalefet liderliğine değil; belki olsa olsa marjinal bir siyasi odakla örtüşebilecek, kendine yer bulabilecek Kılıçdaroğlu’nun sokak ağzı üslubu karşısında fazla söze de gerek yok aslında. Ancak Onun anlayacağı sokak diliyle cevap bile, ona prim bağışlamak olur. Aynı zamanda da sizi de çeker o sokak ağzı çukuruna dahil eder. Orada diliniz kirlenir, ahlakınız kirlenir, tüm değerleriniz, erdeminiz kirlenir. Velhasıl o zaman, kirlilikte bir yarış başlar ki, Allah encamımızı böyle bir derekeye düşmekten korusun.  

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ