Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Bu Paranoyanın anahtarı 2019 seçimleri

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 07.01.2016
  • 359 kez okundu

Diyebilirim
ki, tarihle, zamanla ve mekânla hesaplaşma görevi 64. Hükümet programından önce
hiç bu kadar açık ve net ortaya konmamıştı. 64. Hükümet programı  TBMM’de okundu, oylandı ve kabul
edildi.  Hükümet programının her satırında büyük bir emek ve
derinliğine bir vizyonun açıkça görüldüğünü söylemek için iktidar yanlısı veya
muhalif olmaya gerek yok. Ara başlıkları, Demokratikleşme ve Yeni Anayasa,
İnsani Kalkınma ve Nitelikli Toplum, İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi, Bilim
Teknoloji ve Yenilikçi Üretim, Yaşanabilir Şehirler ve Sürdürülebilir Çevre,
Vizyoner ve Öncü Ülke olarak sıralanan bu programın ilk ayağında Başbakan Ahmet
Davutoğlu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli ile “Yeni Anayasa” konusunu görüştü.

Kendi
adıma, bu görüşmeler için yapılan ön çalışmalarda harcanan emeğe ve israf
edilen zamana acırım. Bu görüşmelerden “Yeni Anayasa” değil; olsa
olsa 82 İhtilal Anayasasının kısmi restorasyonuyla yamanmış bir metin ortaya
çıkabilir. Kimse “yeni” bir toplumsal sözleşme beklemesin.
Karamsarlığımın  sebebini de açıklayayım
ki, gelecekte yaşanacak tartışmalara not düşmüş olalım.

Sayın
Davutoğlu’nun her iki liderle yaptığı görüşmelerin özeti, kısaca 12 Eylül darbe
hukukunu ortadan kaldırmak ve “Yeni Anayasa” yapımında mutabakat
olarak ifade edilebilir. Peki sormazlar mı adama; bu nasıl mutabakat ki, “Yeni
Anayasa”
da 82 Anayasasının ilk dört maddesinin korunması “kırmızı
çizgi”. “Kırmızı çizgi”
bariyeri “Yeni Anayasa”ya tümden
engel mi, elbette değil.

1’nci
maddedeki “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir”  ve 3’ncü maddedeki “Türkiye Devleti,
ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli
kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı ‘İstiklal
Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır”
bütünlüğü içindeki “Dili
Türkçedir”
ifadesinin dışında tartışma konusu olan herhangi bir argüman
yok. 2’nci maddede ifadesini bulan “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru,
millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir”
hükmüne gelince; sıkıntılara
kaynaklık eden bu maddedeki yoruma açık, her yöne evrilmeye müsait muğlak
ifadelerin yanısıra, “başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan”
ifadesi ile atıfta bulunduğu bu ilkelerin neler olduğu, neler olabileceği veya
neler olması gerektiği konusundaki ucu açıklık. 4’üncü maddedeki “Anayasanın
1’inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile,
2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri
değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez”
ifadesinde yer alan Anayasa’ya
bir nevi kutsallık zırhı kazandıran “değiştirilemez ve değiştirilmesi
teklif edilemez”
hükümleri ise garabetin zirve noktası..

Daha
özetlerken bile karma karışık bir mantıkla düzenlenen bu “kutsal!”
metinleri “kırmızı çizgi” olarak belirlerseniz, yapacağınıza “Yeni
Anayasa”
değil; olsa olsa “Yenilenmiş Anayasa” denilebilir.
Oysa hiçbir ön şart olmadan bir “Yeni Anayasa” yapmak için masaya
oturur ve o konsept içinde ülkemiz insanın geleceği adına gerekiyorsa “kırmızı
hatlar”
çizilmesini teklif edebilir, tartışmaya açabilirsiniz. Ama hiçbir
zaman bunların “doğmatik” kurallar olarak kalmasını öngören “değiştirilemez
ve değiştirilmesi teklif edilemez”
gibi bir saçmalığa düşmeden kabul de
ettirebilirsiniz. Buna hiç itirazım yok. İtirazım, bu saçma “kırmızı
çizgi”
paranoyasına saplanıp kalmış anlayışların –bir umut- belki 2019
seçimleri sonunda çözülebileceği.. O güne kadar atılacak tüm adımlar, siyasi
odakların, 82 İhtilal Anayasası karşısındaki duruşlarının samimiyet testinden
öte bir anlamı ve getirisi olmayacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ