Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,45 / Satış: 6,47

Eğitimde Dershaneler de olmasa..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 23.06.2010
  • 441 kez okundu

“Mevcut örgün eğitimimizle nereye gidiyoruz?” sorusu, okulların tatile girdiği bu günlerde, en küçük biriminden en kapsamlı olanına, eğitimin her kademesinde bulunan herkesin en sıcak gündem maddesi olmalı, kendini bu milletin sorumlu bir bireyi olarak düşünen herkesin de üzerinde düşünmesi gereken bir kaçınılmaz problem olarak çözüm yolları aranmalı.

 

Yoksa daha baştan söyleyeyim; mevcut eğitim sistemimizle hiçbir yere varamayız. Bırakın çağı yakalamayı, geçen her zaman diliminde çağdan kopmanın doğal sonucu olarak kademe kademe gerilere düşmemiz kaçınılmaz. Belki mevcut örgün eğitim içinde “Dershane sistemi” ile farklı bir anlayışın yaşatılması küçük bir umut ışığı denebilir ancak, onun da giderek yozlaştırılmayacağının hiçbir garantisi yok.

 

Daha İlköğretimden Ortaöğretime, oradan Yüksek öğretime giden basamaklarda çok açık gözlenen umutsuzluk, sorumsuzluk, özgüven eksikliği gibi hayati önemdeki problemlere bir de, eğitimin lokomotifini oluşturan eğitim emekçilerinin sistemden kaynaklanan problemlerle hem genel hem de lokal bazda karşı karşıya bulundukları açmazların doğurduğu bezginlik eklenince, ülkemiz ve milletimiz adına geleceğe dönük vizyoner bakış açısına sahip kuşakların geleceğini beklemek, hayallerden öte hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

 

Bugün yaşanan manzara, eğitim yönetiminin işin özünü terk ettiği, makyajla eğitim imajını artistik gösterilere indirgediği gerçeğinden başka bir şey değil. Okullarımızdaki en çok öne çıkması gereken yarışlar, artık bilgiye, beceriye, başarıya endeksli olmaktan çıkarılmış; hangi okulun öğrencileri daha iyi rol becerebiliyor, hangi okul yönetimi, eğitimin temelinde bulunması gereken eğitim ve öğretimin temel misyonundan yoksunluğunu nasıl perdeleyebilir, gerçeğin üzerini nasıl ustalıkla örtebilir de, üst birimlerin gözünü boyar becerisine indirgenmiş bulunuyor. İşin acınacak, düşünenleri kahreden tarafı, bu artistik atraksiyonların yönetim kademelerince takdire şayan bulunması, övgülere değer bulunması.. işin en acınası tarafı.

 

Teorik planda karşı olduğum, ancak eğitim sistemimizde gelinen noktadan bakıldığında; “iyi ki, varlar” demenin vicdanı zorunluluğu karşısında “iyi ki, dershaneler var” demekten kendimi alamıyorum. Sokakta görülen öğrenci manzaraları, hayat algıları, sosyal ilişkiler gibi farklı farklı noktalardaki objektif tespitler, işinin hakkını verememenin ıstırabını yaşayan eğitimcilerin iç işleyişe ilişkin yakınmaları, bezginlikleri, artık okul/öğretmen-aile, idare/öğretmen-aile, idare/öğretmen-öğrenci ilişkilerindeki yozlaşmışlığın doğurduğu bezginlik, eğitim alanımızın en büyük açmazı ve handikapı olmayı her geçen zaman diliminde derinleştirerek sürdürüyor. Eğitim piramidinin en tepesinden tabana doğru yayılan ve giderek yozlaşan anlayış ve uygulama, geleceğimizin karanlık “kara delik” diye nitelenebilecek karanlık noktası olmaya aday. Bu gidişe karşın belki tek umut ışığı, dershane sisteminin getirdiği sistem, prensip, otorite ve başarı bağlamındaki anlayış, imkanı olanların tek umut ışığı olma özelliğini sürdürecektir diye düşünüyorum.. ve bir kez daha dönüp “İyi ki, dersahaneler var” diyorum. Umarım, onlar da zaman içinde bu yozlaşmakta olan anlayışın kurbanı olmazlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ