Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,89 / Satış: 5,91
€ EURO → Alış: 6,50 / Satış: 6,52

HİCRET

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 01.11.2013
  • 405 kez okundu

Hicri yılbaşı ve hicret nedir?

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ve beraberindeki müminlerin
Mekke’den Medine’ye göç etmeleri olayına hicret denilir.

Hz. Ömer zamanında, Hz. Ali Hz. Ömer’e gelerek bir takvim
kullanma ihtiyacının gerekliliğini anlattı. Hz. Ali’nin teklifi üzerine, Hz.
Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göç ettiği yıl “bir” kabul edilmek
suretiyle uygulanmaya başlanıldı. Bu takvime de “hicri takvim” denildi. 04
Kasım itibarıyla da 1435. Hicri yıla girmiş olacağız.

Hz. Peygamber niçin hicret etti?

Peygamberimize ilk vahiy Mekke’de geldi. İslam Daveti ilk üç
yıl gizli tutuldu. Daha sonra Allah Teâlâ “YAKIN
AKRABALARINDAN BAŞLAMAK ÜZERE İNSANLARI UYAR.
” (Şuara.214) Ayeti kerimesi
ile Hz. Peygamberimizin davetini açıklamasını emretti. Bir süre sonra da “EY MUHAMMED! ARTIK SANA BUYRULANI AÇIKÇA
ORTAYA KOY. MÜŞRİKLERE ALDIRIŞ ETME”
(Hıcr.94) emri gelince İslam daveti
aleniyet kazandı.

Mekke’deki sosyal hayat şirk inancı üzerine kurulu bir zulüm
düzeniydi. Bir ticaret merkezi konumunda olan Mekke’nin ekonomik gücü ile
beraber yönetimde de söz sahibi olanlar, Mekke’nin ileri gelenlerinden olan 7,8
kişiydiler ki bunlar ve bunların adamları İslam davetini ilk zamanlar önemsemediler.
Geçici bir heves gibi görerek ciddiye almadılar.

Daha sonraları özellikle gençlerden, kölelerden ve
kadınlardan Müslüman olanların sayıları artmaya başlayınca bir tehdit olarak
görerek tedbir alma yoluna gittiler. Bu tedbirler fiziki şiddet ve diğer
zorlayıcı unsurları içeriyordu.

Bu baskı ve şiddet her geçen gün artıyordu. Bundan dolayı
Hz. Peygamberimiz ilk Müslümanlardan bazısının çektiği sıkıntılardan
kurtulmaları için Habeşistan’a hicret etmelerine izin verdi. Habeşistan
Hıristiyan bir kral tarafından yönetiliyordu. İlk Müslümanlar Habeşistan’a Hz.
Ali’nin kardeşi Cafer bin Ebi Talip başkanlığında hicret ettiler.

Mekke’de Müslümanlar üzerinde devam eden baskılar hayatın
her alanını sardı. Kimsesi olmayan Müslümanlar ölüm dâhil çeşitli işkencelere
maruz kalıyorlar, boykot ilan edilerek erzak ihtiyaçlarını karşılamalarına bile
engel olunuyordu.

İşte bu durumlar Müslümanların artık Mekke dışında bir yere
göç etmelerinin gerektiğini gösteriyordu.

Hem pek çok peygamberin hayatlarında hep hicret olmuştur. Hz.
İbrahim, Hz. Musa bunlardandır.

Hicret nasıl gerçekleşti?

Mekke’ye dışarıdan gelen tacirler de Mekke’deki bu acı durumu
görüyorlardı. Peygamberliğin 12.ve 13. yılında Medine’den gelen bazı kimseler
Hz. Peygamberimizle görüşerek Müslüman olmuşlardı. Daha sonra bu birkaç kişi
vasıtasıyla Medine’de Müslümanların sayısı artmaya başlamış ve 90 kişiye yakın
bir kafile Mekke’ye gelerek Hz. Peygamberimizle görüşmüşler ve O’nu Medine’ye
davet etmişlerdi. Medine’de kendilerini, koruyacaklarına dair vaatte
bulunmuşlardı.

Mekke’de ise müşrikler işi iyice azıtmışlar ve Hz.
Peygamberimizi öldürmeye karar vermişler, Hz. Peygamberimizin evini muhasara
altına almışlardı.

Ancak zaten kangren olmuş kan davalarına bir yenisini
katmaktan ve Mekke’nin en kalabalık sülalesi olan Abdulmuttalip oğullarını
karşılarına almaktan çekindikleri için Hz. Peygamberimizi toplu halde
öldürmeyi, böylece katilin kim olduğunun belli olmamasını istiyorlardı.

Bu şartlar altında Hz. Peygamberimiz Yakın dostu Hz. Ebu
Bekir’e, Allah’ın kendilerine hicret izni verdiğini ve beraber hicret
edeceklerini bildirdi.

Gerekli hazırlıklar gizliden gizliye yapıldı. Hz. Peygamberimiz
Hz.Ali’yi çağırarak, O’na gece kendi yatağında yatmasını ve ertesi gün Hz.
Peygamberimizin yanında bulunan bazı emanetleri sahiplerine iade ettikten
sonra, Kızı Fatıma (Hz. Peygamberimizin kızı) ile birlikte annesi Fatıma’yı
(Hz. Ali’nin annesi) ve diğer birkaç kişiyi de yanına alarak Medine’ye hicret
etmesini söyledi.

Hz Peygamberimiz Yasin suresini okuyarak muhasara altındaki
evinden, müşriklere görünmeksizin çıktı ve ileride Hz. Ebu Bekir ile buluştular
ve Mekke’nin güney tarafında bulunan Sevr dağına doğru gittiler.

Takip edileceklerini bildikleri için tedbir olarak Mekke’nin
kuzeyinde olan Medine tarafına doğru değil de aksi istikamet olan güney
tarafına doğru yol almış olmaları en güzel tedbiri almanın gereği olarak
uygulanmış bir taktiktir.

Sevr dağında bir mağarada Hz. Ebu Bekir ile beraber üç gün
kadar kaldılar. Bu sırada Müşrikler, Hararetli bir şekilde onları arıyorlardı.
Bulacak olanlara yüksek ödüller vaat ediyorlardı.

Tevbe suresinin 40. Ayetinde şöyle buyrulur. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr
edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat
Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına,
“Üzülme, çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. Allah da onun üzerine
güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz bir takım
ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın
sözü ise en yücedir. Allah
mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Neticede çeşitli sıkıntılardan sonra Hz. Peygamberimiz
Medine’ye varır. Medine’de yeni bir düzen kurulur. İlk adı “Yesrib” olan şehrin
adı “Medinetünnebi” yani “peygamber şehri” olarak anılmaya başlar. Medine
kelimesi Dinin hayat bulduğu, ete kemiğe büründüğü, mekân anlamına gelmekle
beraber, dinin feyiz ve bereketiyle bedevilikten medeniliğe yükselmiş olan
insanların yaşadığı yer anlamına da gelmektedir.

İslam davetinin son on yılı Medine’de yaşanmış olup birçok
ilahi hükümler de Medine devrinde nazil olmuştur. Dünya İslam’ın sesini
Medine’den duymuştur.

Hicret genelde din, iman ve mukaddesat içindir. Özelde ise
Hz. Peygamberimizin hadis-i şerifinde de belirtildiği gibi, kötülüklerden
iyiliklere göç etmektir.

Muhsin ÖZDEMİR

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ