Huzuru Aramak

0
Paylaş

İnsanın içini ısıtan, rahatlatan ve sükûnete erdiren bir duygudur huzur. Onu bulan mutlu, geleceğinden umutlu ve rahattır ikili ilişkilerinde ve iç dünyasında. Onu kaybeden içinse dünya adeta bir cehennem hem kendisi hem de çevresi için. Zira huzuru kaybeden huzursuz edecektir de bir bakıma. Kimi huzur ile huzuru bulurken, kimisi de huzursuz ederek huzura erdiğini sanır. Huzur cennete bir adım mesafedir sanki. Huzursuzluğun ise cehenneme kürek çekmekten ne farkı vardır ki? Huzuru bulmuş insan daha dünyada iken cennette, huzuru yele veren ise dünyada iken cinnette...

Huzura ermesi için insanın illa ki ölmeyi mi beklemesi lazımdır? İnsanın bu güzel duyguyu yakalayabilmesi için iç bütünlüğünü de yakalaması gerekmiyor mu? İç aleminde dengeyi sağlayamayanların dışarıda başarılı olması mümkün müdür? Mademki gerçek böyledir, huzurun ne şekilde elde edildiğinin yollarını aramalı insan. Bana göre ancak; akıl, ruh ve kalbin tatmini insana huzuru hediye edebilir. Aklını ikna edemeyen, aklındakini kalbe indirmeyen ve kalpten ruha pencere açamayanlar huzursuz bir hayat yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceklerdir hiç şüphesiz!

Evet, insanın iç dünyasında sükûneti yakalaması için huzuru araması gerekir. Huzurun kaynağı, bireyin öncelikle kendi iç dünyasında iken, sonrasında da sosyal çevre ve dış etmenler gelmektedir. Ona destek sağlayan unsurları sağlamaya çalışmamız bizim olmazsa olmazlarımızdandır. Zira huzursuz bir gönülden etrafa yayılan negatif aura, kendi ile çevresine de aynı kaderi yaşatma mutsuzluğuna erdirecektir. Bu manevi bir hastalık mıdır, davranış bozukluğu mu, yoksa psikolojik bir patoloji midir, onu da ehli bilir elbette. Ne var ki bilinen gerçek vardır, o da huzurdan etrafa yayılan sükûnet iken karmaşık bir iç dünyasının etrafa aksedenler, karmaşa ve kavga halidir.

Oysa huzur, iyi bir yol arkadaşıdır insanın hayat serüveninde. Her konuyu sorun yapmak, kendi iç dünyası ile veya etrafı ile barışık olmayan bir fert ince eleyip sık dokuyorsa, teslimiyeti ve tevekkülü eksikse sürekli yargılayıp sürekli kaygılar üretir. Sonuç mu? Böyleleri huzura kapı aralayamaz bir türlü. Hele de geçmişinde birtakım defektleri varsa; o zaman ancak huzursuz olduğunda veya huzursuz ettiğinde mutlu olacak ters bir görüntüye şahit olursunuz. Sanıyorum bu halin iktidarı insanı tedaviye sürükleyen patoloji olsa gerektir. Ne dersiniz? İçinde yaşadığımız zamanın sorunları ve çekilmez yükü mü bu türden insanların sayısını artırmaktadır?

Aslında hastanelere intikal eden kayıtlı vaka sayısı ya da toplum içindeki sosyal çalkantılar veya cadde sokakların küçük boyutlu bir tetkiki, bize önemli ipuçları verecektir. Öyleyse ruha huzur buldurmak gerekli ki mutlu olabilelim. Biraz kanaat, biraz teslimiyet, biraz tevekkül biraz da kadere rıza. Bu iç kurdunun alt edilebilmesinde en keskin yoldur. Bu yönüyle şahsen, aklı devre dışı bırakmadan birazda kaderciyim doğrusu. Aklımı ikna eder, sonrasında da sorunlar karşısında elimden geleni yapar ve sonuca da razı olurum ki,huzurum kaçmasın diye. Böyle olduğunda ruhen doyum içinde hissederim kendimi...

Huzura kapı aralamanın bir diğer önemli yolu da ruhen ihtiyaçlarımızı karşılamakla mümkün değil midir? İnsan bedeni kadar ruhunun da doyuma ihtiyacı yok mudur? Ancak, ruhi ihtiyaçları bilip karşılamanın yolu insanın kendini tanıması ve ruhi ihtiyaçlarını bilmesinden geçer…

Bu hakikatler çerçevesinde kendimizi tanıyıp ihtiyaçlarımızı karşılayarak kendini tanıyan insanlardan olabilirsek, huzuru elde etmek neden hayal olsun ki? Huzura ulaşan ve bu güzel nimetin kıymetini bilerek ona sahip çıkabilenlerden olabilmek dileğiyle…

Huzuru Aramak
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.