Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 12,07 / Satış: 12,12
€ EURO → Alış: 13,59 / Satış: 13,64

İlk Başkan & Son Başbakan..-1

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 09.05.2016
  • 4.113 kez okundu

Ak
Parti’de yaşanmakta olan değişim sürecinin gerekçesi ve kodları henüz
çözümlenemedi. Belki şu andaki durumun açıklanmasına birkaç yıl geriden ayna
tutarak olayı kısmen anlamamız mümkün olabilir. “Başkan”
Erdoğan’ın
baskın kişiliği ve uluslararası karizması da mutlaka belirleyici rol oynamıştır
ama “Güçlü Başbakanlık” modelinin 21 Ekim 2007 referandumuyla
hukuken, 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle de “fiilen”
bittiğinin açık açık deklare edilmemiş olması 4 Mayıs 2016 akşamı varıldığı
ifade edilen müşterek kararla aleniyet kazandı. Ortaya çıkan bu aleni tablo tüm
toplum katmanlarında, muhalif/muarız olsun müzahir olsun siyasi odaklarda büyük
bir şaşkınlık yarattı.

Artık bir siyaset dehası olduğu en katı muhalifleri Batılı
düşünürlerin ve tüm mazlum milletlerin kabul ettiği Yeni Türkiye’nin kurucu “Güçlü
Lideri”
ile o liderin yıllarca ulusal ve uluslararası stratejisinin
aktif gücü noktasından “Güçlü Başbakan” takdimiyle siyasetin
zirvesine getirilen “Bilge Başbakan” arasında ne oldu da “çatlak”
oluştu?

Cumhurbaşkanı
Erdoğan’a yakın isimler ortada bir sorun olduğunu ifade ederken sorunun
sistemden kaynaklandığını ileri sürüyorlar. Açık seçik ifadelerle tatmin edici
olmaktan uzak bu müphem açıklamalara belki “Başkan” Erdoğan’ın danışmanı
AK Parti Milletvekili Aydın Ünal’ın mevcut sistemin 20 aylık sürede
işlemediğini, “Güçlü cumhurbaşkanı ve güçlü başbakan ile Türkiye’nin iyi
idare edilmediğini gördük. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ilişkileri hep sorunluydu.
Bundan sonra gelecek başbakanın profili daha düşük olacak”
ifadeleri
gerçeğin özeti olarak en net ifade oldu. Yaşanan gerçeğin en net ifadesi olan
bu açıklama, aynı zamanda gerçeğin en objektif tespiti olarak bize şunu
gösteriyor; Sistem, “Başkan” Recep Tayip Erdoğan’ın kurduğu “Güçlü
Cumhurbaşkanı, Güçlü Başbakan”
denkleminin yürümediğini, problemin
çözümünün ancak “düşük profilli bir başbakan”la aşılabileceği
gerçeğidir.

Bu gerçeğin
en net tespiti olan “Güçlü Başbakan”la “yürümeyen ilişki”nin
çözümünün “düşük profilli bir başbakan” olmasının kamuoyunda
yarattığı karşılık hala netleşemedi ve kısa vadede de öngörülen pozitif bir
çizgide yoğunlaşacağı şüpheli.

Başbakan
Davutoğlu’nun 5 Mayıs Perşembe günü zirveye oturtuğu “vefa”
konuşmasında “Başarısızlık duygusu yok, pişmanlık söz konusu değil,
vazifemi hakkıyla ve onurla görev yaptım”
dedikten sonra iplerin
kopmasına sebep olan MKYK toplantısıyla ilgili konuşurken yol arkadaşlarının
kendisinden habersiz imza topladığını anlatıp bu durumu “refik olma
özelliğiyle bağdaştıramadım”
sözlerini  bardağı taşıran son damla
olarak okuyabiliriz. O konuşmadaki en dikkat çekici cümlelerinden biri şüphesiz
Dört yıllık bir hukuk oluştuğunu düşünüyorduk aramızda ama bunun daha
kısa sürmesi emin olunuz benim tercihim değildir, ortaya çıkan bir zaruretin
neticesidir”
 oldu. Başbakan’ın konuşmasından çıkan sonuç,  krizin sorumlusunun MKYK üyelerine olduğudur.

“Başkan”
Erdoğan’ın danışmanı AK Parti Milletvekili Aydın Ünal’ın değinmekten kaçındığı
bir gerçeğin kodlarını Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasında görüyoruz;
“Başkan”ı çevreleyen adamlarla/danışmanlarla, Başbakanı
çevreleyen ve icra organından nemalanmak isteyen  adamların/danışmanların, pekala “yönetilebilir”
düşünce ve anlayış farklılıklarını tolore etmektense tırmandırmayı tercih
etmeleri, sürdürülebilir bir icrayı kilitlemekten yana tavır almaları iki gücün
ilişkilerini kopma noktasına getirdi.

Elbette Anayasa
kaynaklı sistem sorunumuz var. Mevcut Anayasanın getirdiği karmaşık yönetim
biçimi bir çözüme ulaştırılıncaya kadar pekala sürdürülebilirliği olan
birlikteliğin bozulmasına gerekçe olarak gösterilen ve 7 Mayıs Cumartesi günü
bu köşede yayınladığım “Onurlu Veda&Vefa..” başlıklı yazımın
HASAR
TESPİT RAPORU”
başlığı altında uzunca bir araştırma ile derleyip
sıraladığım hiçbir problem, çözülemez problemler değil. Bu durumda geriye kalan
ihtimal, “Güçlü Cumhurbaşkanı”nın omuzları üzerinden hedef alınan
“Güçlü Başbakan” yerine, ““düşük profilli” bir
“Başvekil”
istemidir.

İcracı bir Başbakan yerine, parlamentodaki parti
milletvekillerini koordine edecek bir
“Başvekil” istemi..
ve korkarım bu durum, “Başkan”ın Yeni Türkiye inşa etmek için
çıktığı maratonda hızını kesmekten öte hiçbir işe yaramayacaktır.

Devam edeceğim…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ