Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 7,20 / Satış: 7,23

Onurlu Veda & Vefa..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 08.05.2016
  • 382 kez okundu

İlerleyen zamanlarda, dilerim bu günlerde yaşanan ve
yaşatılan siyasi tercih sahipleri ve sahiplenenleri  geriye dönüp baktıklarında “keşke
olmasaydı”
pişmanlığının geri döndürülemez üzüntüsünü yaşamaz ve
yaşatmazlar.

21’nci yüzyıla adım attığımız günlerde şekillenmeye
başlayan “Erdemliler Hareketi”nin 2002 Kasımında Türk siyasi
hareketinin ilk sırasında yer almasıyla başlayan “Sessiz Devrim”
süreci, milletimizin çevrelendiği yüzyıllık parantezi Ağustos 2014
Cumhurbaşkanlığı seçiminde kapatmış ve yeni bir dönemin kapısını aralamış;
milli iradenin vardığı son noktada “Cumhurbaşkanı” değil, “Başkan”
seçmişti. Teorideki Cumhurbaşkanlığı, pratikte “Başkanlık”
sistemini fiilen başlatmıştı. Bu durum, bir siyasi söylemin sonucu olmaktan çok
ötede, Anayasa’nın o makamın görev ve yetkileri bağlamında adı konmamış da olsa
belirlediği bir misyondu.

Bu misyonun çizdiği çerçeve içinde so bir yıldır
yazılarımda, cümlenin doğal akışı gereği zaman zaman “Cumhurbaşkanı”
sıfatını kullansam da, Anayasal tablodaki tarife uygun düşen “Başkan”
ifadesini tercihteki sebebim de budur.. neyse konumuza dönelim şimdi.

“Başkan”  Recep Tayyip Erdoğan 2014 yılındaki
kongrede genel başkanlığı Ahmet Davutoğlu’na devrederken yaptığı
konuşmada, “Ahmet Davutoğlu emanetçi değildir” ifadesinin
altını özellikle çizmiş ve “Emanetçi bir Başbakan istemiyorum”
demişti. Bu düsturun kararlı ifadesiyle Başbakanlığı devralan Ahmet Davutoğlu,
aradan geçen 20 aylık süreçte hiçbir zaman “emanetçi” değil,
makamın gerçek sahipliği disiplini içinde görevini hakkıyla ve başarıyla
bugünlere getirdi.

Henüz tüm yönleriyle aydınlanmamış ve belki de “iki
yol arkadaşı”
nın arasında hep bir sır olarak kalacak olan sebeplerle
Davutoğlu bugün Başbakanlığa veda ediyorsa, bu kararda görülebilen temel etkenin
“Güçlü Başkan” profili karşısında “Güçlü Başbakan”
profilinin -istenmeden de olsa- zaman zaman kesiştiği noktalardaki birikmiş
kendi doğrularından kaynaklandığına bakmak bizi gerçeğe yaklaştıracaktır.

Burada,
Nefsimi ayaklar altına alırım, bir faninin terk etmeyeceği düşünülen her
makamı elimin tersiyle iterim. Ama asla bu kutlu hareketteki hiçbir dava
arkadaşımın kalbini kırmam”
diyen Davutoğlu’nu Başbakanlığı bırakma
noktasına getiren sebeplerin HASAR TESPİT RAPORU; (a) 12 Eylül 2015’te yapılan
5. Büyük Kongre’de Davutoğlu ile Erdoğan arasında MKYK’da yer alacak isimlerle
ilgili anlaşmazlık, (b) Seçimlere gidilirken Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı ‘Şeffaflık
Yasa Paketi’
nin Erdoğan tarafından “zamansız ve gereksiz”
bulunduğunu  açıklaması, (c) Davutoğlu’un
yanımda olmasını istiyorum” diyerek milletvekili yapmak istediği
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın görevinden istifasını “Bu istifa bilgim
dışında oldu ve bunu onaylamıyorum”
diyen Erdoğan’ın örtülü müdahalesi
ile Fidan’nın tekrar müsteşarlığa dönmesi, (d) Dolmabahçe’de HDP heyeti ve
Hükümet yetkilileri ile yapılan ortak basın toplantısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
“O görüntüyü tasvip etmem mümkün değil” diyerek tepki göstermesi ve
mutabakat” iddialarını reddetmesi, (e) Erdoğan’nın tüm
eleştirilerine rağmen faizleri indirmeyen Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’yı
Davutoğlu’nun koruduğu yönündeki algı, (f) Başbakan Davutoğlu’nun 3 Nisan
2016’da  “PKK, tüm silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkarıp ülke
içinde tek bir silahlı unsur kalmazsa, 2013 Mayıs’ına dönülürse her şey
konuşulabilir’’
açıklamasına karşın  “Başkan” Erdoğan’ın, “Görüşülecek
bir şey yok”
düşüncesini açıktan dillendirmesi, (g) Akademisyenlerin
tutuklu yargılanması, (h) İki makam sahibinin anlaşmazlıkları sonucu Valiler ve
emniyet müdürleri kararnamesinin yayınlanamaması, ve bardağı taşıran son damla
olarak ifade edilen (i) AK Parti’nin 29 Nisan’da gerçekleşen Merkez Karar
Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısında Genel Başkanın parti teşkilatlarına atama
yapma yetkisini 48 imzayla iç tüzükte yer aldığı biçimiyle MKYK’nın tasarrufuna
geri alma girişimi.

Sonuç
itibariyle bundan sonra “Yüksek Profil”li Başkan ve “Düşük
Profil”
li Başbakan bağlamında sık sık siyasetin, medyanın ve toplumun
tüm kesimlerince tartışılacağını öngördüğümüz bu değişim, yeni Anayasa yapılıp
fiili Başkanlığın Anayasal statüsü belirleninceye kadar devam edeceğini
öngörmek kehanet olmayacaktır. 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ