Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 12,07 / Satış: 12,12
€ EURO → Alış: 13,59 / Satış: 13,64

İlk Başkan & Son Başbakan..-3

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 13.05.2016
  • 4.135 kez okundu
Günlerdir zihinleri esir alan kördüğümün odağındaki “İlk Başkan&Son Başbakan..” anlaşmazlığının taşınacağı platformun kurucu aktörlerden çok, ikincil aktörlerin marifeti olduğu belirginleşmeye başladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu bu yolda “vaz geçilen adam” pozisyonuna düşürenlerin günlerdir birbiri ile çelişen açıklamaları en çokta “Başkan” Recep Tayip Erdoğan’ın imajına ve güvenilirliğine gölge düşürecek unsurlar taşıyor.
Önümde “Başkan”a yakın isimlerden eski başdanışmanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal’ın Erdoğan ve Davutoğlu’nun Beştepe’de gerçekleştirdiği durum değerlendirmesi devam ederken 5 Mayıs günü Habertürk tv canlı yayınında “Sayın Başbakanımız da ifade etti, Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Güçlü cumhurbaşkanı, güçlü başbakan’ demişti. Ama böyle olduğu zaman Türkiye’nin iyi idare edilmediğini gördük. Güçlü cumhurbaşkanı ve güçlü başbakanın iyi sonuçlar doğurmadığını gördük. İkisini itham etmek mümkün değil. Cumhurbaşkanı ve başbakan ilişkileri hep sorunluydu. Birbirlerini çok iyi tanıyan iki isim buna rağmen görüş ayrılıkları ortaya koydu. Çok yumuşak bir geçiş gerçekleşti. Bu süreç Cumhurbaşkanımız tarafından yönetilmiş bir süreç değildir” dedikten sonra çözümü de “Bundan sonra gelecek başbakanın profili daha düşük olacak” ifadesiyle ortaya koydu. Aradan üç gün geçti, Erdoğan’ın eski danışmanı şimdinin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 8 Mayıs günü Habertürk gazetesinden Kübra Para’a verdiği röportajdaki en kritik sorulardan biri olan “Gelecek Başbakan’ın daha ‘düşük profilli’ olması gerektiği yönündeki ifadelere ne diyorsunuz?” sorusuna, “Bu doğru bir yaklaşım değil. AK Parti’de gündeme getirilen hiçbir isim düşük profilli değil”, “… Düşük profilli gibi nitelendirmeler içine girmek gelecek olan kişiye haksızlık olur” cevabını veriyordu. 
Medyaya yansıyan son başka örnekler de var; saha çalışmalarından edindiği izlenimlerinin analiz raporlarını  “Başkan” Erdoğan’a sunan SETA’nın İstanbul koordinatörü Doç. Dr. Fahrettin Altun, Star Gazetesi’nden Fadime Özkan’a yaptığı açıklama, “Yeni başbakan ‘düşük profilli olacak’ yorumları yanlış. Erdoğan güçlü başbakan dediğinde ne dediği netti. Yeni Türkiye’nin vizyonunu taşıyacak, sistem dönüşümünü koordine edecek, Türkiye’nin tehditleri ile yüzleşmesine katkı verecek, tüm bunlarda yetkileri de kullanacak fakat Erdoğan’ın vizyonu ile çatışmayacak, siyasi rekabete girmeyecek. Yeni Başbakan için öncelikli olan Türkiye’nin ihtiyacı olan sistem dönüşümünü sağlamaktır. Kalkınma politikalarını devam ettirmektir, tehditlerle yüzleşmektir. Bu anlamda güçlü bir figür beklenebilir. Koordinasyon da önemlidir fakat karizmatik siyasal liderlik beklemek doğru değil anlamlı da değil” açıklamasına dikkatle bakıldığında tarif edilen portre ikinci bir Davutoğlu portresi. O zaman zihinlere takılan sorular daha da pekişiyor.
Şimdi konuyu anlamamıza yardım edecek son örneği de görelim: Doğan Medya’nın kuluçka yuvasında yetişmiş, “danışman” kartviziti ile eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 12 yıl danışmanlığını yapan Ahmet Sever, son olaylar vesilesiyle tekrar ortaya çıktı; Cumhuriyet gazetesinden Selin Ongun’a yaptığı zehir zemberek açıklamalarda “Başkan” Erdoğan ve onun şahsında danışmanlarıyla beraber tüm Ak Parti kadrolarını yerden yere vurdu.
Verilebilecek örnekler sadece bu kadar değil elbette. Objektif bir bakış açısıyla değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo “kardeşlik hukuku” ile “yol arkadaşı” olan Erdoğan ve Davutoğlu arasında onları yolayrımına getiren ciddi anlayış farklılıklarından çok, etraflarını bir koza gibi sarmış danışmanların dünyevi beklentilerle köpürttükleri çekişmelerin estirdiği rüzgarlar bugün gelinen noktayı belirlemiş oluyor. Şuna eminim; Davutoğlu 12 yılı aşkın sürede “Güçlü Cumhurbaşkanı” Erdoğan’ın kendisine emanet ettiği her koltuğun/makamın ağırlığını ve sorumluluğunu tavizsiz taşıyan, millet yolunda canla başla çalışan “Güçlü bir Başbakan” olarak tarihteki yerini alacaktır.. almalıdır. Birçok insanın -oluşan tablo karşısında- düşebileceği nefsani yanlışlıklara düşmeden, “Makam ve mevkiini elinin tersi ile iterken” bile sergilediği devlet adamı sorumluluğu; onun “Erdemliler Hareketi”ne yakışır dava inancına bağlılığı, vakur ve vefakar duruşu, İslam ümmetinin gelecek umudu olan Erdoğan’a olan sadakati dilerim kendinden sonra gelecek olanlar için de bir kriter çıtası olsun.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ