Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

Korkak aydın psikolojisi..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 23.03.2016
  • 383 kez okundu

Bu
köşeyi takip eden okurlarım, yıllardır gündemi ve gündem oluşturanları yakinen
takip ettiğimi yaptığım alıntılardan, atıfta bulunduğum düşünce adamlarının
analizlerinden ve kendi bakış açımı gerekçeli olarak ortaya koymaya çalışan bir
mantaliteye sahip olduğumu -hakkaniyet adına- teslim edeceklerdir.

2013
Mayıs ayı sonu ile Haziran ayının ilk yarısında bazı kişisel sağlık
problemlerimin çaresini aradığım İstanbul’un çeşitli sağlık merkezleri
arasındaki gel-gitlerim arasında zaman zaman yaşanan Gezi olaylarının –deyim
yerindeyse- tam göbeğinde kendimi bulduğum oldu.

Toplumumuzu
oluşturan kesimler arasındaki fay kırıklarının gizlenemez boyut kazandığı, her
kesimin keskin hatlarla tarafını belli ettiği o yakıcı gündemde bir kesim vardı
ki, sanki “gri bölge”de birer “gri gölge” gibi
olmayı kendilerine bir sığınak ya da kamuflaj yöntemi olarak seçmişlerdi.

Her
kesimden bireylerin bulunabileceği bu ayrık katman elemanlarının siyaset,
medya, akademi, düşünür, demokrat, liberal, aydın, sivil toplum temsilcisi,
sendikacı, işveren olması hiç fark etmiyordu. Ama sesi en çok çıkanlar, entelektüel
etiketli akademisyen, aydın ve medya aktörleriydi.

Gezi’den
bu yana görüş ve düşüncelerini paylaşsam da paylaşmasam da yakından izlediğim,
okuduğum bu aktörlerin birbirinden farklı, ama “net”
düşüncelerini ifade etmelerine, farklılıkların doğallığı ve özgürlüğü adına
itirazım yok ve olamaz. Katıldığım görüşlerin zenginleştirilmesi, katılmadığım
görüşlerin kritiğini yapmayı vatandaşlık sorumluluğum bilir ona göre bir yol
izlerim.

Bunlar
olması gerekenler..

İtirazım,  “gri bölge”de birer “gri
gölge”
gibi arada bir sığınaklarından kafasını kaldırıp varolduklarını
bize hatırlatan “aydın” kimlikli korkaklara.

İçinde
bulunduğumuz sürecin görünen yüzü; “kör terör” saldırılarının
hiçbir ayrım yapmaksızın masum insanları “rastgele” bir yöntemle
bombalı araç, intihar saldırısı ya da canlı kalkan niyetine öne sürdükleri “kandırılmış”
gencecik Kürt gençlerinin ölümleri üzerinden “Erdoğan’ı ve AKP’yi
devirinceye kadar eylemlerimiz devam edecek”
dayatmasına iktidarın
boyun eğmesi ve PKK’ya güneyimizde Marksist bir PKK devleti kurdurulmasına razı
etmek.

İçinde
bulunduğumuz sürecin görünmeyen yüzü ise; dünya egemenlerinin İran’dan
Akdeniz’e uzanan bir enerji koridorunun oluşturulması için başlatıp sürdürdükleri
“vekalet savaşı”na Türkiye’nin itirazını minimize etmek. Bunun
yolunun da boynuna tasma takılmış bir PKK devletine “olur” vermek
olduğu gereçeği.

28
Şubat Dolmabahçe deklarasyonlarının birbirini çelmeleyen içeriklerinin farklı
yorumu ile  PKK’nın Çözüm Süreci’ni çöpe
atarak, “devrimci halk savaşı”nı başlatmasıyla, sanki bu silahlı
eylemle ilan ettikleri “özyönetim”  kalkışmasının Türkiye’ye değil de sadece AK
Parti iktidarına zarar veriyormuş gibi algılandığı, bu uğurda “Türkiyelileşme”
iddiasındaki HDP’yi her seferinde yeniden temize çekmeye çalışan, konforlu
malikanelerinin sohbet odalarında “artık bu ülkede yaşanmaz”
edebiyatı eşliğinde “PKK ile savaşı Erdoğan Başkan olmak için başlattı”
diyecek kadar süflileşen bir zihniyeti de bu sürecin “görünen” ve
“görünmeyen”  yüzünün tam
ortasında görüyoruz.

Hükümetin,
PKK’nın “özyönetim” ilan ettiği yerleşim birimlerinde başlattığı
terörle mücadeleye “bu suça ortak olmayacaklarını” bildirilere
konu edip iç ve dış medya üzerinden tüm dünyaya servis eden “akademisyen
ve aydın”
tayfasının İstanbul Sultanahmet, Ankara Merasim Sokak, Ankara
Güvenpark ve son olarak İstanbul Taksim’de bombalı araç, canlı bomba gibi
sansasyonel eylemlerini “kınayan” bir bildiri yazıp adını vererek
terörü kınamalarını günlerdir bekliyorum.. hiç ses seda yok.

Kanının
her zerresine, beyinlerinin her hücresine korku sinmiş bu “aydın”
etiketli “gri bölge”lerin  “gri
gölge”
lerine söylenecek fazla bir şey yok. “Erdoğan giderse,
istikrar gelir”
saçmalığına kendilerini fazla kaptırmışlar. Bilmiyorlar
ki, sırtlarında taşıdıklar o akrep, işi bittiğinde önce onları sokacaktır..
tabiatın değişmez kuralı bu. Tıpkı Avrupa’nın terörist koruma konusunda başı
çeken ülkesi  Belçika’da –bu yazının
yazıldığı saate kadar- Havalimanı ve metroda 34 kişinin terörist saldırıda can
vermesi gibi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ