Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,31 / Satış: 10,35

NİKÂHIN RÜKNÜ

Muhsin Özdemir
Muhsin Özdemir
  • 14.11.2014
  • 3.996 kez okundu

Nikâhın rüknü icap ve kabuldür.

            Evlenecek olanların birbirlerine yaptıkları teklif, irade beyanları (icap) ve bu irade beyanlarının taraflarca kabulüdür.

            Evlenme teklifinin erkek tarafından yapılması ve kadın tarafından kabul edilmesi örfidir. Yüzyıllardır bizim örfümüzde olan uygulama budur.

            Evlenme teklifinin kadın tarafından yapılıp erkek tarafından kabul edilmesinde de bir sakınca yoktur. Nitekim Hz. Hatice annemiz, kendisi bir aracı vasıtası ile Hz. Peygamberimize evlilik teklifinde bulunmuştur.

            Bu teklifin aileler tarafından yapılması da mümkündür. Hatta çoğu yerde yaşayan uygulama şekli de budur.

            Bir nikâh akdi ile bir aile teşekkül eder, bir erkek ile bir kadın arasında bir takım haklar doğarak bunların beraber yaşamaları, neslin devamı için, birbirlerinden meşru surette istifadeleri caiz olur.

            İnsan neslini diğer canlılardan ayıran hususiyetlerden birisi de nesebinin belirli olmasıdır. Buna bağlı olarak, akrabalık değerlerinin oluşmasıdır. Bu sayede insan insanlık haysiyetine sahip olur. İnsan nesli Allah’ın yeryüzünde yarattığı en değerli varlıktır.

            Evlendirilecek olanların mutlaka olurlarının alınması şarttır. Bakire kızların oluru, susması veya kabul etmesi olarak kabul edilmiştir. Dul kadınların izni ise sadece kabul ettiğini ifade etmesi iledir. Susması kâfi değildir.

            Bu dini kural çerçevesinde düşünüldüğü zaman, kızların zorla istemedikleri insanlarla evlendirilmesi uygun olmadığı gibi, yine kızların evleneceği erkek ile uzun süren arkadaşlık beraberlikleri de uygun değildir. Bu tür uzun tanışma sürelerinde genellikle kızlar maddi ve manevi zarar görmektedir.

            Evlenecek olan bir kızın velisinin izni gerekli midir? Değil midir? Meselesi İslam Âlimlerince incelenmiştir. İmam- A’zam Ebu Hanife, reşit olmuş bir kişinin evlenmesinde velisinin izninin şart olmadığını söylemiştir. İmam Şafi ise velisinin iznini şart koşmuştur.

            Henüz buluğa ermemiş olan bir kişinin evlendirilmesi halinde nikâh geçerli sayılmakla beraber, bu tercih edilmemesi gereken bir husustur.

            Kişinin nikâhı imanına bağlıdır. İman ortadan kalkınca nikâh da ortadan kalkar. Bunun dışında günah işlemekle veya uzun süre ayrı kalmakla nikâh bozulmaz. Bozulan nikâhın tazelenmesi olmaz. Yeniden nikâh akdi yapılır.            

            Camilerimizde Cuma akşamları yapılan “nikâh tazeleme” ismi verilen uygulamanın dini bir hükmü yoktur. Bu uygulama ile bozulan nikâh akdi yenilenmiş olmaz. Bunun yapılması farz vacip veya sünnet olmayıp sadece adettir ve bir duadan ibarettir.

            Bir kadının kocasına olan nikâhı, kendiliğinden bitmez. Kocası ortada olmasa, kaybolmuş ve nerede olduğu bilinmiyor olsa bile, hatta yaşayıp yaşamadığı bile bilinmiyor olsa bile yine devam eder.

            Dini kurallara göre bir kadın 4 sene ve daha fazla süre kocasını hiç görmemiş ve hiç haber alamamışsa mahkemeye müracaat ederek boşanma davası açabilir. Bu bir haktır. Bu hakkı dileyen kullanır dileyen kullanmaz. Mahkemeye başvurup boşanma davası açarak boşanmadığı müddetçe o kadının nikâhı kocasında devam eder.

            Filmlere konu olmuş şekliyle yaşıyor mu? öldü mü? Belli olmayan bir askerin karısının, o askerin kardeşi ile evlendirilmesi tam bir cehalet eseridir.

            Askere gitmiş kocasını otuz yıl veya daha fazla beklemiş, haysiyet abidesi ninelerimizin de varlığından herkes haberdardır.

            Nikâh kişinin imanına bağlı bir akit olduğundan dolayı hiçbir çıkar ilişkisine feda edilemez.

Muhsin ÖZDEMİR

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ