Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,45 / Satış: 6,47

Orta malı Irak’ta Diplomatik dansözler! -1

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 14.12.2015
  • 458 kez okundu

Çok
değil, daha 13 ay önce Türkiye ile Irak arasında bir bahar havası esmeye
başlamıştı. Nuri el-Maliki’nin mezhepçi tutumu nedeniyle uzunca bir süre Irak-
Türkiye arasında yaşanan gerilim dolu günler, 2014 Ağustos’unda Haydar El
İbadi’nin Irak Başbakanı olması ile yeni bir evreye girmiş, iki ülke
arasındaki gerilimin yerini dostluk ve dayanışma üzerine inşa edilecek
birlikteliklerin kapısını aralamakta olduğuna şahit olmuştuk.. sanki dün gibi.

Maliki
döneminden sonra ilişkileri yeniden canlandıracak ilk diplomatik temas, Irak
Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi’nin 5 Kasım 2014’te Ankara’ya gelmesi ile
baladı. Bu temasın ardından Türkiye’de Başbakanlık koltuğunu daha yeni
devralmış olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, KKTC ve Azerbaycan’a yaptığı
ziyaretleri dışında ikili ilişkiler bağlamında ilk büyük ziyaretini Bağdat’a
yaptı.

Ziyarette
ele alınan konuların günümüze yansıyan ve beklenmedik sürpriz gerilime konu
olan boyutu, o gün  El İbadi’nin,
Davutoğlu ile terörün bölgeye yönelik tehdidini ve ikili ilişkileri ele
aldıklarını, “Terör örgütü IŞİD’le mücadele ve ele aldığımız diğer
bütün konularda Türkiye ile mutabakata vardık”
açıklamasına, “ortak
istihbarat ve bilgi paylaşımında da prensipte anlaştıklarını”
 ifade
edip, “Güvenlik ve askeri işbirliği alanında, iki ülkenin ortak
yürüteceği çalışmalara ilişkin heyetler arası
görüşmeler sürecek. Irak güvenlik güçlerinin eğitimi için Türkiye’nin
desteğini memnuniyetle karşılıyoruz”
 diyen beyanlarıdır.

Aradan
5 gün geçiyor ve Irak Başbakanı Haydar El İbadii iki ülke arasında 2009’da
kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ni yeniden canlandırmak
amacıyla bakan ve bürokratlardan oluşan kalabalık bir heyetle Ankara’ya
geliyor. Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğanla yaptığı görüşmelerle
mutabık kalınan konulara ilişkin yaptığı açıklamada, IŞİD’le mücadelede Irak’ın
askeri güç sayısının yeterli olduğunu ve ülkelerinde yabancı güç
istemediklerini belirtmiş, “Irak güvenlik güçlerinin eğitimi
için Türkiye’nin desteğini memnuniyetle karşılıyoruz. Biz ülkemizde yabancı güç
istemiyoruz fakat silah istiyoruz. Bu konuda sıkıntılarımız var.”
 demişti.

Dikkat
edilirse, “Irak güvenlik güçlerinin eğitimi için Türkiye’nin
desteğini memnuniyetle”
ama “yabancı güç istemiyoruz” diyerek
başka ülkelerden gelebilecek askeri desteğe karşı olduğu açıkça görülüyor.

Irakla
sürpriz bir şekilde patlak veren krizin ardından, Irak Başbakanı Haydar El
İbadi’nin bir yıl önce Türkiye’ye gerçekleştirdiği o ziyarete ilişkin olarak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera‘nin Arapça kanalına
verdiği röportajda, Başika kampındaki Türk askerleriyle ilgili Irak’la yaşanan
gerginliğe değerlendirdi ve askerlerin 2014 yılında Irak Başbakanı Haydar El
İbadi’nin isteği üzerine Başika kampına gönderildiğini söyledi. DAEŞ’in Musul’a
girerek Irak’ın kuzeyinde yayılmaya başladığını hatırlatan Erdoğan, “Haydar
İbadi 2014’te Türkiye’yi ziyaretinde, bizden, kendilerinin eğitim amaçlı
talepleri oldu. Bunun üzerine Başika’da bir kamp kurduk. Bunların hepsinden
bigileri var, haberleri var. Şimdi adama sormazlar mı? O Başika kampı kurulduğu
zaman siz neredeydiniz? O günden bugüne hiç sesiniz çıkmadı, Şimdi bölgedeki
gelişmeler üzerine böyle bir adım atıyorsunuz. Biz Başika kampını güçlendirmek
üzere buradaki eğitim ekiplerimizi daha da artırmış olduk. Bunlar muharip güç
olarak değil daha çok eğitici güç olarak oradalar”
açıklamasında
bulundu.

Aradan
geçe bir yılda ne oldu da o bahar havası ani bir rüzgar değişimi ile tam
tersine döndü? Irak yönetimi önce Rusya eliyle, sonuç alamayınca da bizzat
kendisi Türkiye’nin Başika kampında Peşmerge ve Musul direnişçilerine eğitim
verme çalışmalarını Birleşmiş Milletlere taşıma ihtiyacı duydu.

Öyle
anlaşılıyor ki, -Irak Meclis komisyonu raporuna göre “hırsız”-
eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin mezhep taassubu ile İran’ın bir eyaleti
konumuna getirdiği Bağdat yönetimi, yönetim değişikliğinin üzerinden daha bir
buçuk yıl geçmeden tekrar fabrika ayarlarına dönmüş ve İran’ın Rusya destekli
Irak Suriye Şii eksenindeki mezhepçi kuşaktaki yerini almış gözüküyor. Konuyu
tam olarak ortaya koyabilme adına geçmişten anekdotlar vererek yarın da
irdelemeye devam edelim.

Devam
edecek…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ