Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Rezilliğin Adına “Komplo” Denmez..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 08.11.2010
  • 428 kez okundu

Geçen haftanın ilk gününü(01 Kasım 2010 Pazartesi) Deniz Baykal’ın Habertürk tv kanalında Yiğit Bulut’un sunduğu “Basın Kulübü”nün konuğu olarak izleyip bitirdim. Sabık ve Sakıt devrik lider CHP’nin tüzük tartışmalarından, referandum sonuçlarına dair birçok konuda görüşlerini açıkladı. Bu arada kendini “sabık(eski)” ve “sakıt(düşürülmüş)” pozisyona iten, pornografik zina görüntülerine de değindi. Değindi diyorum; değindi ve geçti, açıklama getirmedi. Sadece o rezaleti “komplo” şalı ile örtmeye kalktı.. bu onun tercihi. Ancak, “komplo” ya da değil ama Baykal bu komploya nasıl düştüğünü ilk günden beri bir türlü açıklamıyor.Belli ki Baykal’ı yatakta yakalayanlar, çektikleri görüntüleri ona karşı kullanmak istemişler ve kullandılar. Bu yönüyle bakıldığında bu bir komplodur ve son derece ahlaksızca bir eylemdir. Buna itirazım yok.

 

Ancak sorgulanması gereken şey, bir başbakan adayının bu komploya nasıl düştüğü mü olmalı, yoksa bu rezilliği yaşıyor olması mı olmalı? “Komplo” olması, Baykal’ın içinde bulunduğu durumu aklar mı? Adama, “komplocular sizi, o halen adresini devlet sırrından bile daha çok ihtimam gösterip gizlediğiniz mekandaki yatağa zorla mı attılar?” Eğer boynunuza ip takıp sizi o eve zorla sürükledilerse, kamçılayarak soyup yatağa soktularsa, bunu açık yüreklilikle ifade edin; Allah’ta millette sizi affetsin diyelim. Eski Yeşilçam filmlerindeki “gazozuma ilaç kattılar, gerisini hatırlamıyorum, uyandığımda…” diyen kenar mahalle kızlarının sızlanmalarını taklit etmenin ne size, ne de partinize yararı olmaz. Daha da önemlisi, yaşanmış rezaleti örtbas etmeye hiç yetmez.

 

Tabi Yiğit Bulut’un sunduğu “Basın Kulübü” programı boyunca “komplo teorisine açıklık getirmesi gereken bu can alıcı sorular sorulmadı. Komplo söylemiyle örtüşen çanak soruya da Baykal, o çok iyi bilinen laf cambazlığı ile, “Bunun bir komplo olduğundan kuşku duymuyorum. Bizim önümüze getirilen tablo açık bir şekilde komplodur. Çok tanıklı ve delilli bir şekilde ifade etmek imkanına sahip değilim. Bu komplonun zamanlamasının ve şartlarının değerlendirilmesi halinde bazı ipuçlarının çıkacağına inanıyorum. Referandum zamanında böyle bir girişim yapılıyor. İktidarın bu tabloyu hala aydınlatamaması mümkün değil. O serverlara ulaşamaması mümkün eğil. Elde bazı bilgiler var. Bu olay kollektif bir organizasyon. İşin içinde tamamen bir ekip var bir şebeke var. O işi farklı hukuki statüye çekiyor. Bu olayı aydınlatmak için yapılması gereken şey araştırma ekibi kurmaktır. Bunların hiçbiri yapılmadı. Bir aydınlatma iradesi görmüyorum. Siyasi şartlar beni siyasi komplo ile karşılaştığımız noktasına götürüyor” deyip kendini o rezilliğin yaşanmışlığı çemberinden sıyırıp, masum ve mağdur sandalyesine oturttu. Sanki zorla yatağa atıp ırzına geçmişler gibi..

 

Programın akışı sırasında, ‘kaset olayı çıktıktan sonra hem siyasette hem medyada  o güne kadar kendisine toz kondurmayan yoldaşlarının, yandaşlarının ve candaşlarının bir anda çarkedip kendisini kıyasıya eleştiren dostlarının bu komploda parmağı olduğunu hiç düşündü mü?’ anlamındaki soru da tam karşılığını bulmadı. Aslında Baykal’ın özellikle irdelemesi gereken konulardan biri bu olmalıydı.

 

Olayın deşifre olduğu günden bu yana; olayın yaşandığı mekan, yaşandığı zaman, mekan sahibinin kimliği, o mekanın kullanımına tanık ve yardımcı olanlar gibi bu komplonun çözümündeki en basit unsurın bile Baykl tarafından saklı tutuluyor olması da bir başka muamma?

 

Biran için bunun komplo olduğunu kabul edelim, ki mevcut bilgiler bunu gösteriyor, bu porno kayıt kendisinin iddia ettiği gibi “kendisine kurulan bir komplo” olsun. İyi de, Baykal’ın “bu bi komplo” diyerek, sanki o görüntülerde ki kişi kendisi değilmiş gibi hareket etmeye hakkı var mı? Yazının başındaki soruya dönelim o zaman;  Baykal’ı yatağa o komplocular mı soktu? Yoksa, partneri Nesrin Baytok’u milletvekili yaparken, hatta Milletvekilliğinden önce Genel Başkan Özel kalemine getirmesinin kendi seyri içinde yaşanmış bir yol kazası mı? Bilindiği kadarı ile Nesrin Baytok’un Milletvekilli olmasında ölçü alınan tek kriter Baykal’ın referansı olmuştu. Yoksa, toplum hayatına, siyasete, politika geliştirmeye veya partiye kazandırdığı bir ekstrası yoktu Baytok’un.

 

Tüm bunları düşünürken asla unutulmaması gereken asıl gerçek; hem Baykal, hem de Baytok evli birer insan.. ve evlilikleri, başlangıcı bilinmeyen bu rezaletin gölgesinde devam ediyor. Garabete bakar mısınız; toplumun dikkati, her ikisi de evli insanların zina rezilliğinden başka yöne çekiliyor, olayın odak noktası “bunu neden kaydedip yaydınız?” suçlamalarına oturtuluyor. Alah’ım sen aklımızı koru…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ