1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Ruhun Özüyle Ramazan

Ruhun Özüyle Ramazan

0
Paylaş

Her nasip vaktine esir olduğu gibi her mevsimde kendi vaktini bekler. Takvim yapraklarında belirtilen tarihlerden daha üstte bir hikmeti vardır bu zaman dilimlerinin. Ömür geçiyor, zaman daralıyor hiç kuşkusuz. Dijital çağda süreler yetmezken hiçbir şeye, ruhun gıdaları da verilemiyor. Gürültü artarken sekinet geri plana itiliyor. Dışı süslü, içi küflü varlıklar haline dönüşüyoruz mananın gücünden uzak düştüğümüzde. İşte bu darlıktan kurtaracak bir mevsimdir Ramazan ayı. Allah nasip etti ve bir daha ulaştık rahmet yağmurlarına. Hayrıyla, bereketiyle her zamanki gibi geldi. Peki biz aynı şekilde karşılayıp uğurlayabilecek miyiz? Zannımca asıl mesele budur…

Ramazan’ı vesile bilerek kendimizle hesaplaşmak bir zorunluluktur, şayet huzur istiyorsak. Ruhumuzda açtığımız o görünmez yaralara, merhem gibi sürmek lazım getirdiği manevi ilaçları. İçimizdeki o gürültüleri susturup susamış gönlümüze şifa biçiminde sunabilmeliyiz bu özel vakti. Yüce Allah’ın emirlerine kulak verip incelikleri yakalayabilirsek eğer kulluğun hazzına da ermiş oluruz, şeksiz ve şüphesiz.

Zamanın içinde bize altın tepsiyle sunulan bu mübarek durak, sadece aç kalmanın eğitimi olmamalıdır. Bedenimiz her şekilde dinlenir yahut gıdalanır. Günümüzde sorun bu değildir. Eksiklerimizi bilinçle fark edip tahlilimizi yapabilirsek çözüm de uzak değildir. Tabii ki kaçak davranmayarak yüzleşme yapabilecek cesaretimiz varsa. Kendimizi kandırma akılsızlığından kurtulmayı istiyorsak. Çelik çomak oynadığımız dünyayı, ahireti kaybettiren eğlence yerine dönüştürmekten vazgeçmeyi diliyorsak. İşte ramazan bir fırsat olarak tüm bu fazlalıklardan arınmanın altın anahtarı olarak karşımızda duruyor.

Mideyi boşaltıp ruhumuzu doyurduğumuzda gönül rahata kavuşur. Dil susup kalp dile geldiğinde mananın pencereleri açılır. Ruh gıdasını aldığında beden ile duygu da rahata kavuşur. Duygusal ve manevi ihtiyaçlarını doğru kanaldan ve ölçülü yoldan karşılayanların bayramı olur şu kutlu günler. Böylelikle Ramazan, nefsin gölgelerinden sıyrılıp ruhun özüne yürüyenler için bir fırsata dönüşür. Kişinin kendisiyle kavgalarından kurtularak iç barışını sağlaması için daha büyük kolaylık var mıdır şu özel zamanlardan ve özel insanlardan başka? Öyle ise neyi bekliyoruz hâlâ?

Ramazan oruç demek, Kur’an demek, iyi amel, hayırlı iş demek. Cami ve cemaat demek. Zekât, fitre, teravih, kadir gecesi, yardımlaşma, sadaka, güleryüz, sabır, infak, ikram ve zarafet demek. ‘Sünneti Rasulullah’ demek. Neticesiyle bir bütün olarak “İbadet ve ahlak” demek. Mevsimin kısa ve serin günlerine isabet eden ramazanda tüm bunları yapabilmek ise büyük bir kolaylıktır. Sevgili Efendimiz demiyor mu ki; “Ramazan ümmetimin ayıdır.” diye. Müjdenin muhatabı olmayı nasip eylesin bize yüce rabbimiz.

Yeter ki niyet ve gayrette olalım. Olalım ve yürüyelim ki,‘hazreti insan’ olma yolunda gökyüzünün rahmet kapıları ardına kadar açılsın. Zira gökle irtibatı olanın yerdeki ayağı sağlam, başı selamette ve içi huzurda olur.İrtibatı sürekli aşağıda olanın da burnu yerde sürtülmekten hiç kurtulmaz…

Layıkı ile karşılayıp, hakkıyla değerlendirip, ümmet bilincine ulaşarak “cehennemden kurtuluş’a” erdiğimiz bir ramazan olması duası ile.

Mübarek olsun hepimize.

Ruhun Özüyle Ramazan
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.