Gelenek, görenek, örf, anane gibi kıymet taşıyan birikimlerimizin hepsi de yılların süzgecinden geçmiş tecrübelerin ürünüdür. Doğrulukları test edile edile asırlardır tekrarlanıp pekişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu türden kıymete haiz her ne varsa hepsine birden sahip çıkılmalı ve yaşatılmalıdır. Çünkü kültürel değerlerine sahip çıkmayan fert ve toplumlardan olursak, başka kültürlerin emrine girmeye de mahkûm kalacağımız, herkesin tahmin ettiği bir hakikat olsa gerektir…
Elbette ki, bu tez’imiz yanlış anlaşılmamalıdır. Buradan yeniliğe kapalı olduğumuz sonucu da çıkarılmamalıdır. Amacım; her türlü modernizmi yaşarken, geçmişin tecrübelerine değer vermemiz gerektiğinin de önemini hatırlatmaktır. Nasıl ki, temeli sağlam inşa edilen binalar uzun ömürlü oluyorsa, sağlam temele dayalı yenilenmelerde insanlık için hem çok faydalanılabilir hem de kalıcı olacaktır.
Metropollere insan göçünün artması modern yapılanmaları, buna paralel olarak da çok katlı ve site sisteminde oturma düzenini de beraberinde getirmiştir. Ancak, farklı kültürlerin sentezinin ortaya çıkartacağı zenginlik yerine ne yazık ki, daha da yozlaşan bir tablo ortaya çıkmıştır. Bir yandan Avrupaileşirken, diğer yandan da insan ilişkileri git gide zayıflamıştır. Site sakinleri birbirini tanımaz olmuşlar, karşılaşılan komşularla selam ve tebessümler bile unutulmuştur. Sonuçta; geçmiş kültürümüzden gelen takdire şayan özellikler ve güzellikler muhafaza edilemediği gibi, yenilenen kültüre de uyum sağlanamamıştır. Geçiş kültürünün karakteristik özelliği ise kendinden uzaklaşmanın bocalamasından başka bir şey değildir!
Bu durumun önlenebilmesi için, güven duyguları kaybolarak kendisini duvarların arasındaki yalnızlığa hapseden insanlar olmaktan kurtulmalıyız. Toplumların genel-geçer kabul ettiği ve evrensel olan, insani her türlü değeri yaşamanın ve yaşatmanın anlamlılığını bilmeliyiz. Tabiî ki bilmekte yeterli değildir! Bizatihi yaşamak ve yaşatmak zorunluluğumuz vardır…
Öyle ise; geçmişten gelen, doğru ve güzel olan bize ait birikimlerimizi korumanın duyarlılığı içinde olalım. Geleceğe hâkim olma bilinci içinde fert ve nesiller yetiştirmenin yolu, geçmişle geleceği buluşturmaktan geçmiyor mu?
Geçmişinden utanmayan ve geleceğe umutla bakabilen idealist fertler yetiştirebilmek temennileriyle, sağlık ve esenlik diliyorum.


Yorumlar kapalı.