1. Haberler
  2. Yerel Gündem
  3. Yokluk ve Bolluk da Maneviyat

Yokluk ve Bolluk da Maneviyat

0
Paylaş

Manevi ve ahlaki mücadelemizde derin anlamlar taşıyan ölçüler vardır. İnsanlar maddi varlıkları ve dünya nimetleriyle sınanırlar. Bu varlıkların azalmasını veya yok olmasını nefsimiz istemez. Ancak bolluk ve yokluk bir şeyin değerini de artırıp azaltır. Fazla bolluğu gördükçe genişler ve rahatlarız. Bir tür manevi zayıflama ve sapma yaşayabiliriz. Ticarette bile durum böyledir. Bir mal bollaştıkça fiyatı düşer azaldıkça artar. Buna piyasa talep dengesi denir. Bir fikir yasaklandıkça ona bağlılık artarken yaygınlaştıkça da dava ve ideallerde gevşeme söz konusu olur.

 

Hazreti Ömer’ e atfedilen bir söz var; “Yokluğu yendik, varlığa yenildik…” diyor. Ne kadar manidar değil mi? Yokluk, insana sabrı, metin olmayı, daha derin bir içsel huzuru öğretmekte. Kişi, ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklardan karşılamaya çalışırken, ruhsal olarak daha fazla kanaat etmeye, tevekkül etmeye ve Allah’a yönelmeye meylediyor. Bu dönemde insan, her şeye sahip olamasa da Allah’a olan inancı ve güveniyle daha güçlü oluyor. Bu yönüyle yokluk, insanı nefsinin isteklerinden arındırırken dünyaya olan bağımlılığını da törpülüyor. İnsan büyük bir nimete yahut manevi olgunluğa kavuşmak için öncelikle maddi dünyanın sınavlarından geçmesi gerekiyor. Yoklukla gelen sabır ve tevekkül ile daha sağlam bir şekilde varlıkla imtihan etmeye hazırlanıyoruz.

 

Varlık, ise insana daha fazla seçenek ve fırsat sunuyor. Ancak bu durum aynı zamanda bir tehlike de barındırıyor. İnsan, maddi olanaklarının bolluğunda, dünyevi zevklere daha kolay düşebilir, dünyaya olan bağlılığı artabilir. İşte Hazreti Ömer (Allah ondan razı olsun) burada; varlığın insanın maneviyatını zayıflatabileceğine ve onu dünya hayatına daha fazla bağlayabileceğine dikkat çekmektedir. İnsan, fazla zenginlik ve dünya malına sahip olduğunda, bazen Allah’a olan bağlılıkta gevşemeler yaşanabilir. Daha az kanaat edebilir ve nefsine daha fazla hizmet edebilir.

Toplumsal anlamda bu söz, insanların mal ve mülk peşinde koşarken, manevi değerleri ihmal etme eğiliminde olduklarını da gösterir. İnsanlar, zenginliğin ve varlığın sağladığı konforla, ahlaki ve manevi sorumluluklarını yerine getirmekten uzaklaşabilirler. Büyüklerin sözlerinden ders alarak bu tür sosyal sapmalara karşı uyanık kalmak ferasetli olanların işidir. Öyle körü körüne insanın aklını putlaştırması, ateş topuna dönüp dünyayı yakacak gibi kendi benliğinin gemisine binmesi, yeri titretir gibi yürümesi ne kadar akılsızlıktır. Oysa varlık ve yokluk arasındaki mücadele, insanın özünden ne kadar uzaklaştığı ve ne kadar derinleştiğiyle ilgilidir. İslam’da buna “dünya imtihanı” denir.

Varlık iddiasında olan kişi kendisini ve çevresini nasıl dönüştürdüğüne bir baksın. Bu testte başarılı olabilmek, varlık ve yokluk arasında bir denge kurmaya bağlıdır.  Olmuş olanla doymak kolaydır. Ancak olmamış olanla beslenmek aşıkların işidir. Zira olmuş olan çabuk tükenir, olmamış olan ise her daim yeniden doğar. Bir lokmayı yer bitirirsin. Ancak bir hayali, bir duayı, bir hakikati tüketemezsin, bilakis yoklukta tokluğu ararken olgunlaşıp büyürsün.

Yokluk ve Bolluk da Maneviyat
+ -

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Açıksöz Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.