Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,82
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,45

Yoldaş Dedeler

Recep Çakmak
Recep Çakmak
  • 24.04.2010
  • 378 kez okundu

Bayramdı, tatildi, okuldu derken yine bol seyahatli bir dönem geçirdik. Yani epey yol kat ettik, epey yorulduk. Fakat beni yoran şey yollar değil. Beni yoran şey, senelerdir mıknatısmışım gibi en yakınımdaki koltuğa çektiğim “yoldaş dedeler”.

Otobüste, bağda, cami bahçesinde, yılların verdiği engin birikimlerini, torunlarının nasıl yaramazlıklar yaptığını ve gençken kocaman bir kalası tek başlarına nasıl sırtladıklarını anlatan dedeler…

“Nereye gidiyon?” diye başlayan sorularını “Nereliydin sen?”, “Ne iş yapıyodun?”, “Emekli oldunmuydu? sorusu takip eder.

Muhtemelen ya sizin memleketinizden kız almışlardır ya da memleketinizde bir asker arkadaşları vardır. Bu şekilde ortak noktalar üzerine bir muhabbet kuran yoldaş dedeler, arada bir ufka bakıp “Allahım! Sana şükürler olsun..” diyerek iç geçirirler. Sonra da muhabbetlerine kaldıkları yerden devam ederler.

İşte bu “yoldaş dedeler” sanki biletimi özellikle “dede yanı” alıyormuşum gibi her seferinde dibimde biter. Kimi zaman çok sevinir, anlattıklarını merakla dinlerim. Kimi zaman da pencereden bakıp ufka dalar, sohbeti başlamadan bitirmeye bakarım. Birkaç dede hatırası anlatayım da halimi anlayın.

Bir gün otobüsle Bingöl’e doğru giderken arkadaşım aradı, ne zaman otogarda olacağımı sordu. “Yedi gibi orada olurum inşallah..” der demez arka taraftan birinin sesi yükseldi:

“Bu otobos oraya yidide vaamaz!”

Arkamı dönüp baktığımda beş on dakika önce ayakkabılarını çıkarıp otobüsün arka koltuğunda boylu boyunca uzanmış, şekerleme yapan dedenin bana cevap yetiştirmek için ayaklandığını gördüm. Sen misin arkanı dönen? Hemen hakkımı verdi

“Bingöl’de bizim gız duruyo, onun yanına gidiyon. İki sene önce gaçıvidi gocaya…”

Haydaa! Ağzımdan bir kelime bile çıkmadan dede bana hayat hikâyesini anlatmaya başladı.  Meğer uyuduğunu sandığım o koltukta, yalnız geçen yolculuğu boyunca muhabbete öylesine susamış ki ilk fırsatta patlayıverdi. Yol boyunca dedemin maceralarını dinlemek zorunda kaldım haliyle.

Bir keresinde de pek kalabalık olmayan bir otobüste, yalnız başıma otururken iki koltuk geriden duydum yoldaş dedenin sesini…

“Biz bu yolları at arabasiynen giderdük!” demesiyle başlamıştı kaçınılmaz sohbetimiz.  Söylediğine göre Tosya’dan Kurşunlu’ya at arabasıyla gidip, pirinç satıp, geri dönerlermiş. Bir an “değil pirinç, pirinç tarlası vereceğiz deseler böyle bir işe girişmem ben dede” demek istesem de içime attım. Yolculuk boyunca o anlattı ben dinledim. İşin kötüsü iki koltuk arkamda oturuyordu ve ben söylediklerini duyabilmek için yol boyu ona dönük bir vaziyette oturmuştum. Yolculuk bittiğinde bana kalan şey, bir dedenin anıları ve boyun ağrısıydı.

Son yoldaş dede ise karşıma Adapazarı-İstanbul arası yolculuğumda çıktı. Sürekli bir şeyler söyleyerek kulaklığımı çıkartmama sebep oluyor ve tam kulaklığı geri takacakken bir şey daha söylüyordu. Yol boyu kulaklığı takayım, takmayayım derken elim havada kaldım.

Kâh oğlunun nasıl doçent olduğundan bahsediyordu, kâh eski öğrencilerinin onu nasıl sevdiğinden. Bana askerliğini, lisede oynadığı okul takımının başarısını, öğretmen olarak atandığı bir köyü nasıl daha medeni bir yer haline getirdiğini, iyi bir takım elbisenin özelliklerini, kızının nasıl iş bulduğunu anlattı. Yolculuk bitiyor, dedemin maceraları bir türlü bitmek bilmiyordu. Sizin anlayacağınız alakalı alakasız her şeyi anlatarak bana küçük çaplı bir hayat belgeseli izletti. Otobüsten indiğimde camda elleriyle bir şeyler anlatmaya devam ettiğini gördüm. Öğretmeye ve anlatmaya susamış bir “yoldaş dede”den daha zor da olsa uzaklaştım.

Tahmin ediyorum, yalnızlık fena duygu. Elde kalan kırık dökük hatıralarla avunmaya çalışmak, nezaketen dinleyen bir yabancıyla da olsa bu yalnızlıkla baş etmeye çalışmak trajik olsa gerek.

Ama bir şeyi merak ediyorum. Bu dedelerin evlatları, torunları, eşi dostu onlarla yeterince ilgilenmiyor, konuşmuyor mu acaba? Eğer böyleyse, bizim dedeler de yalnızlaşmışsa, bence artık iflah olmayız.

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ