Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Bu sorumsuz adımların küresel barışa faydası yoktur

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 01.02.2016
  • 362 kez okundu

Havada
savaş kokusu var.. hem de öyle böyle değil; çok yoğun bir savaş kokusu geçen
her saat biraz daha artmakta. Rusya daha doğrusu Putin, 24 Kasım 2015 günü
kendilerine ait Su-24 tipi bir savaş uçağının Türk F-16’ları tarafından vurulup
düşürülmesini aradan geçen bunca zamana rağmen hazmedebilmiş değil. Buna bir
de, dünya kamuoyundaki liderlik karizmasının çizilmesini eklerseniz, Putin
açısından doğacak sonuçlar ne olursa olsun, Suriye üzerinden Türkiye’ye savaş
cephesi açması kaçınılmazlaşıyor.

29
Ocak 2016 Cuma günü tüm angajman kuralları bilinmesine, Türk makamlarının Rusça
ve İngilizce yaptıkları ısrarlı uyarılarına rağmen SU-34 tipi bir Rus savaş
jetinin hava sahamızı ihlal etmesinin, “gel, gel” dercesine
kışkırtmada bulunmasının başka bir izahı yok. Tek amacı olabilir, o da
çatışmanın başlangıç vuruşunu yapmak.

Rusya’nın
Eylül 2015’tenberi Suriye cephesinde özellikle Türkmen bölgelerindeki sivil
hedefleri bombalaması ile direncini kıramadığı Türkmen savaşçılarını topyekün
bir kara harekatı ile kendisine arka bahçe yapmayı istediği Türmendağı ve
çevresinden temizlemek. Bunun için de savaş alanına Türkiye’yi dahil etmeyi ve
bu yolla daha kestirmeden –uluslararsı güçlerin barış misyonu ile devreye gireceğini
hesap ederek- sonuç almayı düşündüğü varsaymak, komplo teorisi olmanın ötesinde
bir gerçekliğin ve öngörünün ifadesidir.

Türkiye’yi
tahrik amaçlı bunca cinayetin ve savaş tahkimatının başka bir açıklaması
olamaz. 24 Kasımı takibeden 48 saat içinde Rusya’nın önceden sevkettiği
anlaşılan S-300 ve S-400 uzun menzilli füze bataryalarını aktif hale
getirmelerinin başka bir açıklaması da olamaz. Tüm hazırlıklar, bir Türk-Rus
Suriye savaş planlarının adım adım hayata geçirilmesi aşamalarını gösteriyor.
Paralelinde bir şeyi daha gözden kaçırmamak lazım; o da Rusya’nın bu vesile ile
NATO ittifakının, müttefikleriyle aynı safta yer alıp alamayacağını ve
caydırıcılığını test etmek. Görüldü ki, NATO’nun cılız itirazları Rusya’nın
cüretini besleyip artırmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Bu durumu iyi
değerlendiren Rus kurmay aklı, Türkiye’nin zaman zaman ortaya çıkan Rus dış
politikalarına son vermek ve aynı zamanda 24 Kasımın intikamını almak için
Suriye cephesi üzerinden nihai bir vuruşa hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın Şili yolculuğu öncesi (30 Ocak Cumartesi)
Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını cevaplarken ifade ettiği “Rusya’nın
bölgedeki krizi tırmandırma çabası olarak görüyoruz. Rusya, bu ihlallerine
devam ederse sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Bu sorumsuz adımların
küresel barışa faydası yoktur”
açıklamasına ABD ve NATO adına açıklama
yapan ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Mark Wright’ın, Rus savaş uçağının Türk
hava sahası ihlalini teyit ederek “Rusya, bölgede istikrarsızlığı
artıracak eylemlerine son vermeli”
çağrısı ve  “ABD, NATO ile birlikte, Türkiye ile
dayanışma halinde olmaya devam edecektir”
açıklamasının Rusya
tarafından hiç ciddiye alınmadığı bir gerçekle karşı karşıyayız.

Nitekim
Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü General İgor Konaşenkov ile Rusya
parlamentosu alt kanadı Duma’daki Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkan
Yardımcısı Leonid Kalaşnikov’un konuya ilişkin basına yansıyan açıklamalarında “ihlal”
olayının gerçek olmadığı, Suriye’de Rus gözlem araçlarıyla
Suriye radarlarının böyle bir ihlali tespit etmediğini alaycı bir dille ifade
ettikten sonra “iki dilde uyardık iddiasına ancak cahiller inanır”
diye hafife almaları bunu açıkça göstermektedir. Rusya’nın bu iki yetkili
ağzından yaptığı açıklamalarla NATO ve ABD’nin sözde Türkiye’nin yanında
olduklarına ilişkin söylemi hiçte ciddiye almadıklarını çok açık biçimde gözler
önüne sermektedir.

Dışişleri
Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rus savaş uçağının Suriye sınırında Türk hava
sahasını ihlal etmesinin ardından küresel – bölgesel düzeyde etkinliği olan
dünyanın 4 önemli ülkesi aynı zamanda müttefikimiz olan ABD Dışişleri Bakanı
John Kerry,  İngiltere Dışişleri Bakanı
Philip Hammond, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ve Almanya Dışişleri
Bakanı Frank Walter Steinmeier ile yaptığı görüşmelerden de dişe dokunur bir
geri dönüş/açıklama yapılmamış olmasını Türkiye’nin Rusya ile baş başa
bırakılacağının açık kanıtı olduğunu bir kez daha görmemiz gerekiyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ