Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,71 / Satış: 5,73
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

Çağdaş Ermeni Komitacıları KCK/ PKK/ HDP

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 28.12.2015
  • 339 kez okundu

“Yeni
Türkiye” vizyonu için “İstiklal ve İstikbal Savaşı” verilecekse, önce yüzyıl
önce verdiğimiz İstiklal Savaşına neden ve hangi şartlar altında gelindiğini
hem ayrı ayrı hem de tümleşik olarak iyi anlamamız kaçınılmazdır.

Birinci
Dünya Savaşı ile başlayan “çöküş”ün ara kademe cephelerinden bugüne, halen
tartışması canlı tutularak taşınan Ermeni Komitacılığının 70’li yılların
sonlarına doğru Kürt olduğunu iddia eden kripto komitacı kalıntıları üzerinden
PKK adıyla hortlatılmasının açık açık deşifre edilmesi kesin bir zorunluluktur.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun masum ve mazlum Kürtlerinin bu oluşum konusunda
yeterli bilgi ve bilince ulaşmalarını sağlayacak kamu diplomasisinin gerekli ve
yeterli olmadığı görülüyor. O halde bugüne kadar PKK’nın gerçek yüzünü ortaya
koyacak sosyo-psikolojik çalışmaların sil baştan ele alınması gerekiyor.

Osmanlıyı
içerden vurmaya, sırtından hançerlemeye teşvik edilen Osmanlının “millet-i
sadıka” dediği Ermenilere kurdurulan çeşitli örgütlere bağımsızlık
ve toprak vadinde bulunan başta Fransa ve Rusya olmak üzere Osmanlının
dağılmasından çıkar hesapları olan dış mihraklar o yılların savaş ortamında
başarılı da oldular ve günün sonunda bir “çete devleti Ermenistan” kuruldu.

O
günün gazete arşivlerinde dile getirilen Ermeni talepleri ile, bugünün KCK/ PKK/
HDP bülteni görevini eksiksiz yerine getiren “Kürtçü” gazetelerin ısrarla
işledikleri ve Eş Başkanların “Bağımsızlık, Ana dilde eğitim, Öz Yönetim/
Özerk Yönetim, Yerel Yöneticilerin Bölge halkı tarafından belirlenmesi,
YDGH’nin Öz savunma/Asayiş birlikleri olarak kolluk görevini üstlenmesi”
taleplerinin
yüzyıl önceki Ermeni gazetelerinde dile getirilen taleplerle birebir
örtüştüğünü görmek sürpriz değil. Çünkü KCK/ PKK/ HDP örgütlenme
modeli, siyasi hedefleri, mücadele metotları o günün Ermenilerin
yapılanmalarının birebir iz düşümü. Belki onlardan tek farkları, sırtlarını
dayadıkları odakların çok daha çeşitlenmiş olması ve çok daha güçlü bir halk
kitlesini sindirerek rehin almış olmalarıdır.   

Yazının
başına dönüyorum; “Yeni Türkiye” vizyonu için “İstiklal ve
İstikbal Savaşı”
verilecek ve Osmanlının uğradığı akıbetle yüzyüze
gelinmek istenmiyorsa, temelde iki şeye ihtiyaç var. İlki, KCK/PKK/HDP ihanet
şebekesinin dış bağlantılarının koparılması birinci öncelik olmalıdır.

Birkaç
gün önce, bu konulardaki bilgi ve birikimine inandığım gazeteci yazar Kemal
Öztürk’ün şu tespitlerine tüm ilgililerin dikkat etmesi gerekir. Öztürk, A
Heber’de yaptığı açıklamada diyor ki, “Ortadoğu’da bu kadar çok taşeron
bir örgüt konumunda olan başka bir örgüt kalmamıştır. Almanya ile ilişkileri
var, finansal bütün operasyonları Almanya üzerinden devam ediyor. Fransa ile
ilişkileri var, bütün entelektüel, üniversite ve iletişim çalışmalarının bir
kısmı oradan gidiyor. İngiltere ile ilişkileri var, yayınlarının önemli bir
kısmı yazılı olarak oradan gidiyor. Rusya ile ilişkileri var, uçak düşürdükten
iki gün sonra kaç ton silah yardımı yaptılar PKK’ya. Almanya ve Amerika ile
işbirliği var, Rojava projesinden dolayı. Akıl alacak gibi değil. Öyle bir
örgüt haline gelmiş ki, parayı veren, silahı veren herkesle çalışıyor. Kime
karşı? Kuzey Irak’ta Barzani’nin köylerini boşaltıyor; Türkiye’de Kürtlerin
köylerini, ilçelerini boşaltıyor.”
Umarım bu tespitler tüm ilgili ve
yetkili kişi ve kurumlarımızca dikkate alınarak gereği buna göre icra edilir.

Bir
başka yazı konusu olabilecek kapsamdaki “Yabancı Vakıflar” ise,
başlı başına ayrı bir “şebeke!”..  

Bizi
Osmanlının uğradığı ihanet sonucu uğradığı akıbetten koruyacak iki şeyden
İkincisi, bölgenin mazlum ve mağdur halkına KCK/ PKK/ HDP ihanet çetesinin
ısrarla, bıkmadan usanmadan anlatılmasıdır. Diğer bir deyimle, halkın
aydınlatılması ve bilinçlendirilmesidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ