Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 7,20 / Satış: 7,23

CHP’nin niyeti siyaseti kana bulamak mı?!..

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 27.05.2016
  • 433 kez okundu

Başlıktaki
soru elbette ürkütücü. Bir ülkenin yaklaşık yüz yıllık bir siyasi partisinin “Anamuhalefet”
konumunda iken toplumunu “kan”la korkutması, hiçbir demokraside
rastlanabilecek bir çılgınlık, çıldırmışlık hali olamaz. Böyle bir yöntem,
ancak terör örgütü ile organik bağı olan marjinal siyasi oluşumların
başvurabileceği, demokrasilerin toleransını sonuna kadar zorlayan bir anlayışın
dışa vurumu olabilir. Demokrasi anlayışını ideolojilerine maske edinmiş anlayışın
dışında, hiçbir ileri demokrasi ve demokrat anlayıştan yana konumlanan siyasi
odaklarda, “kan”ın yeri yoktur ve olmamalıdır.

Bu
anlayış çerçevesinde ülkemizin siyasetini mercek altına aldığımızda, başlıktaki
soruyu anlamlandırmak, yorumlamak ürkütücü de olsa, irdelenmeye değer bir olgu
olarak karşımızda durmakta. Çok gerilere gitmeden, son bir yıldır siyasette
giderek artan dozda “kan” ve “kanlı” söylemin
terörle iç içe ve örgütün sözcülüğünü üstlenmiş HDP’den duyulmasının şaşırtıcı
bir yönü yok. O parti, kendisini vareden örgütün 30 yıllık “kanlı”
geçmişini öcü olarak kullansa da, gerek devletin güvenlik birimlerinin gereğini
yapacağına olan inanç, gerekse toplumun kanıksaması sonucu bu türden tehditler    toplumda çok fazla endişe ve ürküntü
yaratmıyordu. Ancak, aynı söylemin Anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sıklıkla kullanılması, kendisinin geçmişe
saplanıp kalmış şizofrenik hezeyanları gibi algılanıyorken son günlerde parti
yöneticisi konumundaki isimlerin de aynı söylemi dillendirmesi öyle anlaşılıyor
ki, “kanlı”  bir senaryo
adım adım hayata geçirilmek isteniyor.

Önce
Kılıçdaroğlu, “Başkanlık sistemi”nin “kan dökmeden”
gerçekleştirilemeyeceği ile yıllardır kullandığı nefret dilinin zirvelerine
tırmanmıştı. Son olarak benzer bir söylemin CHP Grup Başkanvekili Engin Altay
tarafından “Laikliği korumak için gerekirse kan da dökülür” tehdidi,
artık bu tip ifadelerin hezeyan ya da dil sürçmesi olmadığının kesin kanıtları
oldukları şüphe götürmez birer gerçeklik olarak gündemdeki yerini koruyor.

CNN
TÜRK ekranında Saynur Tezel Özgentürk’ün sunduğu Günlük programına katılan CHP
Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP milletvekili Muharrem İnce’nin laikliği
korumak için düzenlediği mitingi eleştirirken Laikliğin mitingle
korunamayacağını ifade ettikten sonra, “AK Parti’ye oy veren 23 milyon
vatandaşımızın büyük bir kısmının laikliği benimsediğini ve içselleştirdiğini
düşünüyorum. Türkiye’de laiklik öyle mitingle korunacak diye bir şey yok,
gerekirse olur. Laikliği korumak için gerekirse kan da dökülür. Ama bunlara
gerek olacağını zannetmiyorum”
diyor.

CHP
Uşak Milletvekili Özkan Yalım, Çarşamba günü Meclis’te
düzenlediği basın toplantısında,   “Türkiye, parlamenter sistemle yönetiliyor ve
yönetilmeye de devam edilecek. Bunun değiştirilmek istenmesine, CHP’liler engel
olacaktır. CHP’lilerin kanı dökülmedikten sonra başkanlık sistemi gelmeyecektir”
ifadeleriyle yaratılmak istenen korku atmosferine katkı sunuyor.

Öyle
anlaşılıyor ki, Kılıçdaroğlu, siyaseten sıkıştığı yüzde 25 dolaylarındaki oy
potansiyeli ile iktidara yürüme ümidini yitirmiş bir siyasi parti lideri olarak,
tüm Türkiye’de infial oluşturan o sözlerini parti politikasına
dönüştürmüş,  kendine rakip(!) gördüğü “Başkan”
Recep Tayip Erdoğan’a karşı takındığı edep ve ahlaktan yoksun tavrını “Onlara
tek anladıkları dille hitap ediyorum”
diyerek -aklı başında hiç kimsenin
anlam veremediği- zırvalarını zirvelere taşımanın yanında avanesini de
kendisine benzetmenin konforunu yaşıyor.

Anamuhalefetin
benimsediği bu söylemin doğal olmayan yöntemlerle siyasetteki kutuplaşmayı
topluma yayma çabası sonuç verir ve bu, gün geçtikçe radikalleşen süreç devam ettirilirse,
korkarım toplum katmanlarının marjinal uçları tarafından kolaylıkla hayata
geçirilebilecek “kanlı” çatışmalara zemin hazırlayacaktır.

CHP
üst yönetiminin Gezi eylemleri ve Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesi
olaylarında terör örgütü DHKP-C ile yakın dirsek temasında olduğu açıkça
görülmüştü. DHKP-C terör örgütünün hiçbir eyleminin CHP tarafından bırakınız
kınanmayı, eleştirilmediği bile göz önüne alınırsa, sokak çatışmaları için
profesyonel katiller arama ihtiyacı duymadan yüksek perdeden dillendirdikleri “kanlı”
senaryoların gerçekleştirmek için  olağanüstü
bir efor sarfetmelerine de gerek kalmayacaktır. Sadece emir aldıkları odaktan “başlat”
komutunun gelmesini bekleyecekleri görülüyor. Tıpkı 2013 Mayıs’ı gibi…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ