Reklam
Reklam
www.aciksozgazetesi.com-
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

Dördüncü Cumhuriyetin Doğum Sancısı

Süleyman Karaca
Süleyman Karaca
  • 02.11.2010
  • 297 kez okundu

Hafta sonu, Cumhuriyet kutlamaları arasında kaynayıp giden bir skandalı es geçmemek için, güncelliğini yitirmeden hem okurlarım bilsin istedim, hem de kurumsal olarak konun muhataplarından beklentilerimi dün burada ifade ettim. Güncelin sıcaklığını not ettikten sonra bugün Cumhuriyetimizin 87.doğum gününe ilişkin paylaşmak istediğim düşüncelerimi içeren bu yazımı bir gün rotarlı olarak sunuyorum.

87. Yaş gününü kutladığımız Cumhuriyet’e ilk kez numara verip beklentisini “İkinci Cumhuriyet” diye nitelendiren Türk aydını Mehmet Altan’dı. O, Cumhuriyetimizin bir türlü erişemediği fazilet rejimini yakalaması temennisiyle “İkinci Cumhuriyet” için kaldırım taşlarını döşerken, sanırım birinci Cumhuriyetin 1960’ta birinci kez, 1980’de ikinci kez iğfal edilişinin travmalarını yok farzetmeyi, unutulmuşluğa terketmeyi toplumun ruh sağlığı açısından yararlı buluyor, bunun için de, yeniden inşa edilecek Cumhuriyete “İkinci Cumhuriyet” diye diye saçlarını ağarttı.

Doğrusu 12 Eylül 2010’da halkoylaması ile ana rahmine düşen ve 2012’de hayata geçirileceğine kesin inancımız olan Cumhuriyet, “Dördüncü Cumhuriyet”imiz olacaktır.. ve umarım bu cumhuriyet, bir fazilet rejimi olarak toplumun beklentilerine cevap verecektir.  Yaşadığımız şu süreçte yaşanan tüm gerilimlerin temelinde yatan gerçek neden işte bu doğum sancıları diye düşünmekteyim.

Hafsalalara sığmayan zorlu bir mücadelenin sonunda bağımsızlığından asla ödün vermeyen bir kadronun o zorlu savaşın savaşçısı tüm ırklara, dillere, dinlere eşit katılımlı zaferden sonra millet, bütünlüğünü koruma adına tercih ettiği Cumhuriyet rejimi, ne yazık ki günümüze o günlerin hüviyeti ile gelemediği gibi 1960 ve 1980’de olmak üzere iki kez iğfale uğramış, bazı değişmez ideolojik kalıpların dışındaki unsurlar tersyüz edilmiştir. Asli hüviyetini kaybeden, deyim yerindeyse tepetaklak durdurulmak istenen cumhuriyet rejimi piramidi bir türlü dengeye kavuşmadan sürekli müdahalelerle ayakta tutulmaya çalışılmıştır.

Vatan coğrafyasındaki insanlarımız dillerinden, inançlarından, yaşam biçimlerinden doğan farklılıklarla birliğin zenginliği potası yerine, dışlanmanın ötekileştirilmenin, zenci-beyaz nitelemelerinin öznesi haline getirilmek istenmiştir. İnsanlığa, farklılıkların bir arada nasıl yaşayabileceği konusunda örnek olmuş bir medeniyetin mirasçılarına “yaban” muamelesi yapılmak istenmiştir.

Birinci Cumhuriyet, elbette bir devrim eseriydi ve lider bir kadro tarafından günün şartlarında idealize edilmişti. Ancak kendinden beklenen mükemmeliyeti engelleyen bazı temel eksiklikleri vardı. Geniş halk kitlelerine kapalı, oluşturduğu oligarşik yapı ile toplumu disipline etmeyi esas alan seçkinler zümresinin önerdiği bir yönetim esasına dayandırılmıştı. Onda eksik olan “demokrasi” ve “hukuk” ayağının da diğer temel niteliklerine gerçek anlamda eklenmesiyle bu kez içi boş anlamsız kavramlardan arındırılmış, içi dolu dolu “demokratik, laik, sosyal bir hukuk”un inşa edilebileceği bir cumhuriyette yaşamak azim ve kararlığı içinde herkesin 2012’ye şimdiden hazırlıklı olmasını, umutlu olmasını salık veririm.

Şimdi beklenen aydınlık yarınlarda, farklılıkları cumhuriyete karşı birer tehdit algısı olarak algılayan paranoyalardan arınmış; farklılıkları zenginlik olarak görüp algılayan, devletin her türlü nimetinden de külfetinden de eşit pay sahibi olan insanların yaşadığı bir cumhuriyetin özlemiyle kimilerinin beyaz, kimilerinin zenci olarak görülüp kategorize edilmediği, Eşitliğin, Adaletin ve Özgürlüğün hakim olduğu; “dışlayıcı model”de değil, “kapsayıcı model”in ön görüldüğü bir fazilet rejiminin “Dördüncü Cumhuriyet” olarak doğumunu görmek umut ve temennisiyle esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ